Advert
Advert
Advert
BİR ÜFLERDİ, PİR ÜFLERDİ...
Kemal ÖZCAN...

BİR ÜFLERDİ, PİR ÜFLERDİ...

Bu içerik 402 kez okundu.

Naim Süleymanoğlu’nu kaybettik.
Kendisi dünya sporunun en büyük yıldızlarındandı.
Kollarıyla dünyayı kaldıran küçük dev adam, musibet, lanet bir hastalığı kaldıramadı.
Bazı insanlar hiç ölmeyecekmiş gibi gelir bana.
Mesela babamı hiç ölmeyecek sanırdım ben, kaybedeli 10 yıl oldu.
Onu da ölmez diye düşünürdüm.
Oysa hepimiz hayatın içinde kendimizi bir şeylere kaptırmış gidiyoruz. 
Sonra ölüm hiç beklemediğimiz bir anda geliyor ve en sevdiklerimizi elimizden alıyor.
Her giden can çocukluğumuzu ve gençliğimizi de alıp götürüyor.
İlk dünya rekorunu kırdığında 15 yaşındaymış.
88 yılında Seul’de 147 santim boy ve 60 kilo iken tam 190 kilo kaldırdı.
Kendi ağırlığının üç katından 10 kilo daha fazla.
30 yıldır bu rekoru kıran olmadı..
46 kez dünya rekoru kırdı.

7 kez dünya şampiyonu, 3 kez üst üste olimpiyat şampiyonu, 6 kez Avrupa şampiyonu oldu.
Tüm zamanların en iyi haltercisi.
Saçlarını nefesiyle kaldırdığı gibi kaldırırdı halteri.
Eğildiğinde zülüfleri önüne dökülür, o da alnına dökülen saçlarını bir üflerdi, bir üflerdi, pir üflerdi.
Biz nefeslerimizi tutarken, o bir nefeste kaldırırdı.
Başarıya aç milletimizi de halteriyle birlikte ayağa kaldırırdı.
Kendi döneminde tüm ülkenin güvendiği tek adamdı o.
‘Nasıl olsa kaldırır’ diye düşünürdüm hep.
Halterin başına geçtiğinde hiç tereddüt etmezdim.
Bizi de hiç yanıltmadı.
Bu ülkeyi futbol maçından sonra ekran başına kilitleyen tek insandır.
Bizleri bir araya getirmeyi en iyi başaran kişidir Naim Süleymanoğlu 
Hayranlıkla izlerdik başaracağını bile bile.
Böyle bir insan gördüğüm için kendimi çok şanslı hissediyorum.
Tabi bunun yanında görmememiz gereken genetiği bozulmuş bir sürü gereksiz organizma görmek de ayrı bir şanssızlık.
‘Bedevinin bahtsızı çölde kutup ayısına denk gelirmiş’ hesabı.
Belki bir daha hiç yaşamayacağız o gururları.
Biriktirdiklerimizle yaşamın tadını çıkarmaya bakalım.
İnsanın bu dünyaya neler bıraktığı, neler başardığı önemliyse,
Naim Süleymanoğlu her şeyin zirvesindeydi.
Bir spor dalına hayatını adadı.
Ancak şunu belirtmeden geçemeyeceğim, onun sporcu kimliği,

ve başarıları üzerine bizim pek söz söyleme hakkımız da yok diye düşünüyorum.
Çünkü Naim Süleymanoğlu Türkiye’nin yetiştirdiği bir sporcu değildir.
Naim’i, Naim yapan Bulgaristan’dır.
Bulgaristan’da rejim bozulmasaydı ve milliyetçilik hortlatılmasaydı onu buralarda biraz zor görürdük.
Kendi eğitmediğimiz bir sporcuyu, milliyeti üzerinden transfer ettik ve onun başarılarına sahiplendik.
Turgut Özal onun transferi için 1 milyon dolar gibi bir rakam ödediğini söylemişti.
İlk defa ‘örtülü ödenek’ kavramını o zaman öğrenmiştik.
Türkiye’ye gelmeden Bulgaristan formasıyla da altın madalyalar almış.
Başarıları kendi çabasıdır, ancak bunu ona sağlayan alt yapı genetik mirası değil, sosyalizmin yarattığı imkanlardır.
Naim Süleymanoğlu ve nice şampiyonların sosyalist sistemlerden yetişip dünya spor tarihine ismini yazdırmaları bir tesadüf değildir.
Sporda, sanatta, bilimde ve sanayide başarı, genlerden değil, toplumsal barıştan ve sosyal eşitliğin olduğu bir düzenden gelir.
Naim Süleymanoğlu’nun yaşamı ve başarıları bunun canlı örneğidir.
Hele sporda inanılmaz bir Doğu Alman ekolünün başarısı vardı o zamanlar.
Yeri şimdiye kadar dolmadı, dolacağını da pek sanmıyorum.
O kadar çok seviliyormuş ki, karaciğerini vermek isteyen çok sayıda insan başvuru yaptı.
AKP’li Reis’in mazereti neydi bilmiyorum?
Ama dünyanın en iyi sporcusunun cenazesine katılmadı.
Huzurla uyu sevgili cep herkülü, 
bu ülkeye yaşattığın gurur her zaman hatırlanacaktır.
Hoş kalın, İnançla ve Dirençle kalın!
Kemal ÖZCAN-20/11/2017

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500