Advert
Advert
Advert
CHP' NİN SORUNU
Kemal ÖZCAN...

CHP' NİN SORUNU

Bu içerik 582 kez okundu.

CHP’nin asıl sorunu nedir biliyor musunuz?
Yerel teşkilatlarıdır.
Yönetimlerinde işçi, köylü ve esnaf yok denecek kadar azdır.
Genelde emekli bürokrat, patron, doktor, avukat ve müteahhitlerden oluşur.
Hatırlarsanız bir ara adı müteahhit partisine çıkmıştı.
CHP bugün iktidar olamıyorsa suçu halkta değil, kendi yönetimlerinde aramalıdır.
CHP il ve ilçe başkanları genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nu temsil eder.
Ama bir çoğu belediye başkanlarının himayesinde ve onlara teslim olmuş durumda.
En rahat il ve ilçe yönetimleri partili belediye başkanının olmadığı yerlerdir.
Örgütü yönetenlerin partinin ve partililerin çıkarlarını koruyup kollama gibi bir görevleri vardır.
Oysa belediye başkanlarının seçildikten sonra böyle bir dertleri olmuyor.
Onlar başkan seçildikten sonra kitleyi kucaklama derdine düşerler.
Artık onlar için parti amaç değil bir araçtır.
Amaç, oturdukları koltuktan bir daha kalkmamaktır.
Ama insanlar belediye hizmetlerindeki bir aksaklıkta, yetersizlikte,
‘bunlar daha doğru dürüst belediyeyi yönetemiyorlar, ülkeyi mi yönetecekler?’ diye partiyi eleştiriyor o başka.
Siyasi partiler mekanik birer oluşum değildirler.
Yönetim kadroları, üyeler ve seçmenlerden oluşan biyolojik organizmalardır.
Bu organizmanın hedef kitlesi sokaktaki insandır, esnaftır, çiftçidir, işçidir, kadındır, gençliktir.
AKP’nin 19 milyon seçmeninin 10 milyonu partinin üyesi.
CHP 12 milyon oy alıyor, bunun1 milyonu parti üyesi.
Aradaki farkı gördünüz mü?
Peki bu suç kimin?
CHP yüzde 25’e demir attı..
Bana göre bu bile büyük bir başarıdır.
Yüzde 25’in yarısı izlenen politikalardan memnun olmasa bile tıpış, tıpış sandığa gidip oy veriyor.
Kötünün iyisi diyerek oy veriyor.
Kerhen destekliyor.
CHP siyasi yoklukta insanların sığındığı bir liman haline geldi.
Başka merkez sol bir parti olsa bir dakka durmazlar.
Zaten bu partiyi eline geçiren oligarklar da bunu bildiklerinden, vazgeçilmez olmanın dayanılmaz hazzını yaşıyorlar.
CHP yönetimleri elitlerden, oligarklardan, aristokratlardan arındırılıp, 
halka yani gerçek sahiplerine teslim edilmelidir.
Demokrasi ve uzlaşma nasıl oluyormuş görün?
Bir zamanlar Gürsel Tekin şöyle bir özeleştiri yapmıştı.
‘Holding sahibi CHP’ye oy verip, o holdingde asgari ücretle çalışan işçi oy vermiyorsa,
burada çok ciddi bir sorun var demektir’

Evet patron oy veriyor da, asgari ücretli işçisi oy vermiyorsa,
partinin ideolojik tabanda genişleme yaratacak yeni söylemlere ihtiyacı var demektir.
Seçim minibüsü köyün içinden geçerken köylüye el sallamakla olmuyor bu işler.
Atatürk’ün partisiyiz, hepimiz Atatürkçüyüz eyvallah da.
Ancak sol bir parti sadece ‘Atam Atam, sen kalk ben yatam’ edebiyatıyla değil, 
ezilenden, sömürülenden, ötekinden, dışlanmıştan da oy almalıdır.
CHP kimsenin babasının oğlu değil.
Tuttuğu futbol takımı hiç değil.
Durup dururken neden oy versin ki?
CHP belli bir siyasi görüşü ve ideolojiyi temsil etmesi gereken bir örgüttür.
CHP halkın partisi, daha doğrusu halkların partisi olmak zorundadır.
Ama CHP halka dokunmuyor, dokunamıyor.
Empati yapan yok, insanların anlayacağı dilden konuşan yok, seçmenin seviyesine inen yok.
Halkı ve insanı kazanma gibi bir dertleri de yok.
Konuşan, eleştiren, parti içi muhalefete ise hiç tahammülleri yok.
Kongrelerde gündemi değiştirip, kürsüyü, divanı zapturapt altına alarak en faşist partilerin bile ruhuna Fatiha okutuyorlar.
Kongrelerini kendi partililerinden kaçıran bir anlayış iktidar olabilir mi?
Sen, ben ,bizim oğlanlı kongre yapmak, tam bir kasaba politikasıdır.
Kendi partilisinin kürsüye çıkıp konuşmasını tahammül edemeyecek kadar ceberutlar.
Kral çıplak denileceğini, hesap sorulacağını çok iyi biliyorlar.
Çünkü eksikleri var, yetersizlikleri var, yanlışları var. 
Beklentisi olan, aday olma ihtimali olan o keskin bıçak, her biri kendi çapında devrimci otorite ise,
süklüm, püklüm, ayranım dökülmesin modunda, el pençe divan ayarında... 
Aman ha konuşması engellenen bir partiliye sahip çıkarsınız da,fincancı katırlarını ürkütüp hedef olursunuz.
Biriktirdiğiniz onca emek heba olup gitmesin susun oturun!
Herkesin gözü önünde cereyan eden bir haksızlığa bile sahip çıkmaya cesareti olmayan insanlardan,
Allah aşkına başkan olsa ne yazar, milletin vekili olsa ne yazar?
Parti içi muhalefeti AKP tarzı yöntemlerle bastırmaya, susturmaya çalışıyorlar.
Artık ne partililerin onlara tahammülü var, ne de onların partililere.
Üst perdeden konuşmalar, yukarıdan bakmalar, sen bilmezsin, ben bilirimci tavırlara rağmen, 
CHP zaten alacağı maksimum oyu alıyor.
Yarın İmam Hatipli nesil oy kullandığında oylarını artıracaklarını sanıyorlarsa yanılıyorlar.
İktidar olabilmek için önce parti içi demokrasinin yeniden tesis edilmesi gerekiyor.
Gerçekten devrimci ve halkçı politikalara dönülmesi gerekiyor.
İnsanların dinine ve inançlarına saygılı olmak gerekiyor.
Özellikle emekçilerden, gençlerden, kadınlardan,
ve en önemlisi Kürtlerden oy alabilecek politikalar üretilmesi gerekiyor.
Velhasıl gerekiyor, gerekiyor, gerekiyor...
Hoş kalın, İnançla ve Dirençle kalın!
Kemal ÖZCAN-12/11/2017

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500