Advert
Advert
Advert
BATIL İNANÇLARIN OLUŞUMU
Prof. Dr. Adnan ERKUŞ...

BATIL İNANÇLARIN OLUŞUMU

Bu içerik 1601 kez okundu.

“Batıl”ın Arapça “dindışı” demek olduğu çok az kişi tarafından bilinir, yaygın karşılığı “hurafe (boş inanç)”dir. İşin ilginci, “dindışı” diye nitelenmesine karşın, hurafelerin dünyanın her tarafında daha çok dinsel inancı güçlü olan kişilerde gözlenmesidir.

Öğrenen her canlı bireysel yaşantısı sonucunda batıl inanç geliştirebilir. Elbette, kuşaktan kuşağa aktarılan ve eski mitlere dayanan yaygın batıl inançlar da vardır.

Davranışlarımız ve sonucunda gerçekleşen olayların önemli bir kısmı “bağımlılık” ilişkisine dayanır: Arabanın kontağını çevirdiğimizde araba çalışır, elektrik anahtarını açtığımızda lamba yanar vb. Ya yanmazsa, çalışmazsa? Kimse Edison’dan veya bilimden kuşku duymaz; benzini veya ampulün patlak olup olmadığını kontrol eder; o kadar içselleşmiştir bu ilişki… ‘Büyük oranda’ sosyal ilişkilerimizde de böyledir: Selam verirsek, alırız vb. Bu bağımlılık ilişkisi olduğu sırada ve mekânda, aslında çevrede pek çok olay da gerçekleşir: Şimşek çakması, deprem vb. Çevredeki, bu bağımlılık ilişkisinden bağımsız olarak gerçekleşen eşzamanlı olaylar da bir anlamda bizim davranışımızı izlerler: “İzlerlik” ilişkisi. Davranışımızdan sonra birkaç kez aynı çevresel olaylar (tesadüfen) gerçekleşirse, ister istemez, davranışımızla bu çevresel olaylar arasında bağ kurmaya başlarız ve bu gerçek olmayan sanal ilişki zamanla pekişmeye başlar. 99 Marmara depremi gece saat 3.00’te olmuştu, bölgedeki insanlar saat 3.00 ile deprem arasında bağ kurmuş ve ancak gece 3.00’ten sonra uyuyabiliyorlardı; oysa bir yıl sonra Endonezya’da sabah 9 şiddetinde deprem olmuştu: Dünya yuvarlak! İşte batıl inançlar bu sanal bağ ile böyle ortaya çıkarlar. Haydi, bir örnek üzerinde açıklayalım.

Düşünün, Milas Spor’un kalecisisiniz ve kümeden çıkma son maçı ve bu çok önemli bir karşılaşma. Elbette, heyecanlısınızdır ve bu heyecanla çorabınızın birini ters giyerek maça çıktınız, yapacak bir şey yok. Maçta iki olası durum var: Yenmek ve yenilmek. Eğer yenmişseniz, çorabı ters giymekle sonuç arasında bağ kurmaya başlarsınız ve yine heyecandan ya da “uğur getirdi” diye yine ters giymiş ve yine başarılı olmuşsanız; sonraki maçlarda hep çorabı ters giymekten sizi artık kimse alıkoyamaz. Eğer yenilmişseniz, çorabı ters giymek ile bu kez olumsuz sonuç arasında bağ kurma eğiliminiz artar ve yine bir başka karşılaşmada çorabı ters giyip yenilmişseniz, bu sizin uğursuzluğunuz olup yerleşmeye başlar. Bu iki durumdan birisi eğer pekişmişse, şöyle bir durum görülmeye başlar: Çorabı ters giymek uğurunuz olarak görülüyorsa ve yine ters giydiyseniz kendinizi daha enerjik hisseder ve başarı gösterme olasılığınız artar (tersini de düşünün); uğursuzluğunuz ise, yine heyecandan ters giydiğinizde ise kaygı düzeyiniz yükselir ve hata yapma olasılığınız ve maçın başarısızlıkla sonuçlanması da artar (tersini de düşünün) ve yenilirsiniz. Her iki durum da uğur-uğursuzluk ilişkisini pekiştirir. Psikolojide buna “kendini doğrulayan kehanet” denir. Çalışma-başarı ilişkisinin önüne çorap-başarı ilişkisi geçmiş olur. Peki, Milas Spor, Barcelona gibi dünyaca ünlü takımlarla karşılaşsaydı, çorap takıntınız (veya bugünlerde popüler olan okunmuş pirinç vs) işe yarar mıydı? Başarı, çoraba bağlı olabilir mi? Sen, bilimin gereği gibi çalışma, otelde eğlen, sonra da “kader” de! Hatırlarsınız, bundan onbeş yıl kadar önce, ünlü bir takımımızın kale direkleri arasına muska gömdürdüğü ortaya çıkmıştı!

“Yağmur duası yağmura yol açar” ilişkisi de böyledir: Yağmur duasına, zaten yağmur yağması beklenen ama halâ yağmamış bölge ve zamanlarda çıkılır. Yağmur duasına çıkıldığında bu nedenle yağmur yağabilir (yağmazsa, ne gibi açıklamalar getirilir, siz tamamlayın) ve bu sanal ilişki pekişir. Büyük Sahra Çölü’nde hiç yağmur duasına çıkılır mı; zaten yağmaz ki çıkılsın! Eskimolar çıkar mı, çıkmaz (çıkana ne yaparlar, siz düşünün)! İşin ilginç yanı, “eller” yağmur bombası atarak yağmur yağdırırken, bazı illerimizde vali ve tüm protokolün hep birlikte yağmur duasına çıkmaya devam etmesidir!

“Rüyalarım gerçekleşiyor” ilişkisi de böyledir: Rüyalar, o güne kadar yaşadığımız veya yaşamayıp hayal ettiğimiz her şeyin ürünüdür, yaşamadıklarımızın değil. Bir şoförün eşinin rüyalarında elbette kaza görme olasılığı, bankada çalışana göre daha fazladır ve bir gün bu da gerçekleşebilir. Bin yıl önce yaşayan birisinin, rüyasında eşini trafik kazasında öldüğünü görme olasılığı var mıdır?  İşin ilginç yanı (gerçek olay), bir zamanlar bir ülkenin Başbakanını, bir bakanı gece rüyasında gördüğü bir olaydan dolayı sabah aramış ve o Başbakan da istihbarat örgütünü bunu araştırması için görevlendirmişti!

Bilimciler evrenin oluşum yasalarını çözmeye çalışırken, TÜBİTAK okunmuş pirinç projelerini seçe dursun. Ya kara kedi, renginden dolayı suçlanabilir mi?

Eğitim, eğitim, ille de eğitim; ne, nasıl ve nereye… Gelecek yazıya…

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Pınar Murat     0000-00-00 Tebrik ederim