Reklamı Geç
Advert
Advert
Advert
Advert
UCUZ ETİN YAHNİSİ
Kemal ÖZCAN...

UCUZ ETİN YAHNİSİ

Bu içerik 689 kez okundu.

Sırbistan’dan ucuz et ithal etmeye başladık.

Sağ olsun AKP’li Reisimiz sayesinde halkımız et yüzü görecek.

Sırp kasabından, Türk mutfağına gelen lezzet.

Ardından Bosna edebiyatlı seçim salatası gelecektir bekleyin.

Devlet et mi üretir, kasaplık mı yapar? dediler, Et Balık Kurumunu sattılar.

Devlet süt mü üretir? dediler, Süt Endüstrisi Kurumunu sattılar.

Devlet yem mi üretir? dediler, yem fabrikalarını sattılar.

Halka uygun fiyatlarda satış yapmaları, piyasa fiyatını elinde tutmaları sermayeyi rahatsız etti.

Tıkır, tıkır çalışan fabrikaları, tesisleri önce bilerek zarar ettirdiler, sonra da sattılar.

Satmadılar, arsa fiyatına peşkeş çektiler.

Zaten bir süre sonra bu tesisleri kapattılar. Amaçları da oydu zaten.

Dönemin liboşları özelleştirmeye karşı çıkanlara,

statükoculukla, geri kafalılıkla, komünistlikle, hatta hainlikle suçladılar.

AKP’li Reis dün ‘ben ülkemi pazarlamakla mükellefim’ derken, bugün ülkesine et pazarlamaya başladı.

Kapattıkları o et ve süt kurumunu bugün yeniden açmak zorunda kaldılar.

Ve ne yazıktır ki, onun üzerinden et, saman, buğday ithal etmeye başladılar.

Bu zihniyet devleti komisyoncu yaptı.

Köylüyü, çiftçiyi kalkındırmak, hayvancılığı geliştirmek için,

denetimli hibeler ve teşvikler vermek, 10 yıllık, 20 yıllık planlar yapmak kimsenin aklına gelmiyor.

Özellikle aile bazında işletmeciliği cazip hale getirmek lazım.

Kılıçdaroğlu ‘köylüye mazotu 1,5 liradan vereceğim’ derken işte bunu kastetmişti.

Tarımda kendine yeten bir ülkeydik, bakın ne hale geldik?

Sırp halkının 8-10 liraya yediği eti biz neden üretemiyoruz?

Onlardan 15 liraya et ithal edip, 30 liraya satıyoruz.

Bu arada yandaş marketleri de iyice ihya edecekler.

Bu marketlere ucuz et almaya giden vatandaş belki de et bulamayacak, ama başka şeyler alıp çıkacaktır.

Bir ülkenin gelişmişlik düzeyi üretimle değil, tüketimle doğru orantılıdır.

Amerika’da kişi başı yıllık kırmızı et tüketimi 117 kilogram, bizde ise 12 kilogramın altında.

Yani kişi başı günlük 27 gram et tüketiyoruz.

Halbuki sağlıklı beslenme için günlük ortalama en az 100 gram et tüketilmeliymiş.

Amerika’da kıymanın perakende satış fiyatı marketlerde 5 dolar olduğu söyleniyor..

Yurt dışına çıktığımızda çantada, valizde et mi getirsek acaba?

Tek başına eğitim sistemini oynamakla olmuyor, verilen bilgiyi alacak sağlıklı beyinler lazım.

O da ancak yeterli ve dengeli beslenmeyle oluyor.

Et beynin ve iskelet sisteminin gelişmesi için,

özellikle çocuklar ve gençlerin bol bol tüketmesi gereken bir besin kaynağıdır.

Sırbistan’dan kilosunu 15 liraya aldığımız eti, yerli üretici 24 liraya mal ediyor.

Piyasayı ucuzlatmak için et ithal etmek, yerli üreticiyi önce üretemez hale getirir, bir süre sonra da bitirir.

15 yıldır günü kurtarmak için kendi üreticisini yok eden bir anlayış tarafından yönetiliyoruz.

Bırakın eti, hayvanın yiyeceği samanı bile dışarıdan alıyoruz.

Eğer biz saman ithal edecek duruma geldiysek ucuz eti ancak hayalimizde görürüz.

Hayaldi gerçek oldu diye diye,  gerçek olan, bizim olan ne varsa hepsi hayal oldu gitti.

Bir şey üretmeyen bir ülke ne kadar ayakta durabilir?

Yarın et ithal edemeyecek duruma gelme ihtimalimiz de var.

O zaman yolları, köprüleri, sarayları, AVM’leri, üreteceğimiz yerli arabaları yemeğe başlarız artık.

Böyle bir komedi ancak Türkiye’de yaşanırdı, o da bize denk geldi.

Tarım bakanı ‘yemediğim eti kimseye yedirmem’ diyerek etin kaliteli olduğunun garantisini vermeye çalışıyor.

Tabi halkına yağlı kıymayı, pardon kıymalı yağı reva görürken, kendileri pirzolayı, antrikotu, bonfileyi götürürler.

Bizim ki ‘ucuz etin yahnisi’ olur.

Bu ucuz ithal et yedirme çaresizliği bir, iki ay bile sürmez.

Tabi bu arada simsarlar üreticinin elinde kalan son hayvanları da yok pahasına kapattılar mı,

siz ondan sonra seyreyleyin Anya’yı, Konya’yı?

Hoş kalın İnançla ve Dirençle kalın!

Kemal ÖZCAN-08/11/2017

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500