Advert
Advert
Advert
​15/16 TEMMUZ DARBESİ VE BİZE ÖĞRETTİKLERİ!
Nevzat Çağlar TÜFEKÇİ...

​15/16 TEMMUZ DARBESİ VE BİZE ÖĞRETTİKLERİ!

Bu içerik 1834 kez okundu.

Türkiye, 15 Temmuz akşamı bir darbe girişimiyle karşı karşıya kaldı. Asker kimlikli darbecilerin amacı seçimle gelen bir hükümeti devirmek ve yerine emperyalist(ler) güdümlü bir yönetim kurmaktı. Darbe, demokrasi güçleri ve halk tarafından püskürtüldü. Darbe karşısında yıllardır AKP hükümetlerinin uygulamalarına karşı olan, bu uygulamalardan acı çekmiş, bedel ödemiş insanlar bile; seçimle işbaşına gelenlerin, ancak seçimle gitmesi gerekir diye düşünerek; bu zalim darbeye, hayatları pahasına direndiler. AKP ve Recep Tayyip Erdoğan muhalifi olanlar bile, bu durum karşısında, siyasi karşıtlıklarını, kendilerine karşı haksız-hukuksuz uygulamaları bir kenara bırakarak; darbe karşısında, hükümetin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanında tavır almaktan çekinmediler ve gocunmadılar.

Bu durum, AKP’ye oy vermeyen % 52’nin dışında kalan kesimin demokrasiye ve demokratik değerlere olan bağlılığının somut bir göstergesiydi. En basit demokratik istekleri doğrultusunda sokaklara, meydanlara çıkanlar; hep şiddetle bastırıldı. Oysa demokratik haklara sahip çıkmanın, bunu savunmanın bir biçimi de meydanlara çıkmak, bu istekleri özgürce dile getirmekti. Tıpkı demokrasiye sahip çıkmak için halkın meydanlara çağrılması ve şimdi meydanlarda demokrasi nöbetlerinin tutulması gibi…

F. Gülen Cemaatinin, laik demokratik bir Türkiye için en büyük tehlike olduğu söylendi, anlatıldı, bu konuda kitaplar yazıldı. Askeri okullar, ÖSYM, hâkimler-savcılar, kaymakamlık, KPSS vd. sınavlarda soruların çalındığı bas bas bağırıldı, yazıldı ama dikkate alan olmadı. Yaklaşan tehlikenin boyutlarını dile getirenler hep içeri atıldı, düzmece davalarla uzun yıllar cezaevlerinde tutuldu. 12 Mart ve 12 Eylül’de olduğu gibi.

Sınav yolsuzluklarına müdahale ve ordudaki anti-laik güçlerin örgütlenmesinin önüne, 2002’den sonraki süreçte geçilebilseydi çok daha iyi olacak ve bu ülke bu kadar ağır bedeller ödemekle karşı karşıya kalmayacaktı… Bir musibet, bin nasihatten iyidir derler. Dileğimiz bu olanlardan ders çıkarılması ve geçmişe yönelik kapsamlı bir özeleştirinin yapılması…

Şu anda gözaltına almalar, tutuklamalar ve işten çıkarmalar son hızla devam ediyor. Bu konuda çok titiz davranılmalı, suçlu-suçsuz iyi ayırt edilmeli; kuruların yanında yaşlar yanmamalıdır. Şu dönemde,  öç alma duygusuyla asılsız ihbar ve suçlamalarla, cemaatle ilgisi olmayan kişilerin mağdur edilmesinin önüne geçilmelidir. Bu konuda objektif olunmalıdır.

Darbe girişiminin arkasında batılı emperyalist ülkelerin olduğu kaçınılmaz. Bu tahmin değil, gerçek… Batılı emperyalistler, ordu içindeki işbirlikçilerine , “yürüyün bizim çocuklar, aslanlar, arkanızda biz varız” dediler. Darbe başarılı olsaydı, böl-parçala-yönet anlamında, ‘Sevr’ anlayışıyla, Türkiye’yi yeniden şekillendireceklerdi. Hevesleri, kursaklarında kaldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Hükümet, bu durumdan iyi bir ders çıkartıp,  özgürlükçü bir yönetim anlayışını savunarak, muhalif tavrın da demokrasinin diğer yarısı olduğunu, iktidar ve muhalefetin bir elmanın parçaları olduğunu gözden uzak tutmamalıdırlar.

Bu ülke, demokratik ve eşitlikçi değerler doğrultusunda davranan herkese yeter. Tek arzumuz, iç barışın sağlanması; akan kanın, gözyaşının durdurulması… Kimse gelecekten, yarınından endişe duymamalı… Darbe sonrasında oluşan, demokrasiye sahip çıkmadaki birlik anlayışı; bundan sonraki süreçte yaşamın her alanında devam ettirilmeli, ‘ben ve ötekiler’ yerine her konuda toplumsal uzlaşı; bir siyaset ve yaklaşım biçimi olmalıdır. Özlenen; bu!..

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500