Advert
Advert
Advert
15 TEMMUZ GECESİ VE SONRASI!
Nevzat Çağlar TÜFEKÇİ...

15 TEMMUZ GECESİ VE SONRASI!

Bu içerik 2144 kez okundu.

Demokratik sistemlerde, halk iradesi çok önemli ve seçimle gelenler seçimle gitmelidir. Bunun olabilmesi için iktidara muhalefet eden kanalların açık tutulması ve güçlü kılınması gerekir. Demokratik sistemlerde, muhalefet sesini etkin şekilde duyurabilirse; bu güçlü muhalif yapı(Sivil toplum ve parlamento açısından), demokratik sistemin güvencesi olur. Demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla işlediği ülkelerde, durum budur!

Darbeler, birçok insanın hayatını elinden almış ve geleceğini çalmıştır. Her darbe, çileli insanlar topluluğu yaratmıştır. 68 kuşağı için 12 Mart 1971; 78 kuşağı için de 12 Eylül 1980 askeri darbeleri, böyledir. Bunların psikolojik ve sosyal-toplumsal travmaları uzun yıllar etkilerini sürdürmüştür. “Demokrasi kültürü”, herkese lazım; demokrasi toplumun bir kesimi için olan, diğer kesimi için olmayan bir olgu değildir. Demokrasi kavramı, sübjektif değil objektif bir kavram olarak anlaşılmalı ve o şekilde hayata geçirilmelidir.

Darbe girişimine karşı parlamentoda bulunan 4 parti(AKP-CHP-HDP-MHP), ”milli irade”ye karşı yapılan bu hareket için aynı bildiriye imza attı. Bu örnek bir dayanışmadır. Bu, ülkesel bir çıkar için 4 partinin yan yana gelebildiğinin somut kanıtıdır. Bu toplumda hiçbir siyasal anlayış, ötekini dışlamamalı, demokratik siyasetin yapılabilmesi için, ayrışılan noktaları öne çıkarmayı değil, asgari müştereklerde biraraya gelmesini becerebilmelidirler. 7 Haziran seçimlerinden sonra, ben HDP ile aynı koalisyon içinde yer almam diyen MHP, parlamenter yapı tehlike altında olduğu zaman, pekâlâ HDP ile aynı noktada buluşabiliyormuş demek ki!

Türkiye’de “demokratik siyaset”in hâkim kılınabilmesi için sağlanan bu birliktelik; kutuplaştırıcı, ötekileştirici,  aşağılayıcı siyasi üslup ve söylemler kullanılmadan devam ettirilmeli, bu olumlu diyalog kanallarının önü kapatılmamalı, hep açık tutulmalıdır!

Ülkemizin ve bu ülkede yaşayan herkesin bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey; iç barıştır. Bunu sağlamak, önce iktidarın görevidir. Bugün bizim yurttaş olarak iktidardan istediğimiz en önemli şey; bunun sağlanması. Ülkede yaşayan herkesin, yarına sağ çıkacağının güvencesi yok. Her yerde canlı-cansız bombalar patlıyor ve onlarca, yüzlerce insan hayatını kaybediyor. Bu bombalar insan ve görüş ayrımı da yapmıyor. İnsanlar evlerinden çıkmaya, korkar hale geldi.

Darbe girişiminden sonra insanlar sokağa davet edildi. Seçimle işbaşına gelenlere, sahip çıkılması istenildi. Her partiden insan, meydanlara çıkarak, darbe karşıtı bir tavır sergiledi. Demokrasi kültürü açısından, övülecek bir davranıştı bu!

Sokağa çıkanların bazıları ise suçsuz-günahsız, tatbikat var diye kışladan çıkan askerleri linç etme hareketi başlattılar. Askeri aşağılayan, küçük düşüren davranışta bulundular. Sakallı, sarıklı, cüppeli ve şeriat özlemi içinde olanlar, İŞİD benzeri yöntemleri kullandılar. Darbe karşıtlığı için meydanlara davet edilen kontrolsüz güçlerin, denetimi de sağlanmalıydı… “Demokrasi” adına meydanlara çağrılanların, kendisinden olmayanları linç etme hakkı bulunmamaktadır. Buna izin verilmemelidir.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Şeref Malkoç, “darbelere karşı ruhsatlı silah almanın önü açılacak” dedi ve İçişleri Bakanlığı'ndan konuyla ilgili yasal düzenleme talep edeceğini söyledi. Bu da iç barışı tehdit eden en büyük tehlike olur. Sorunlara akıl ve mantık çerçevesinde çözüm aranmalı.

Yargıdaki operasyonun; laik-demokrat-Atatürkçü-solcu kişileri de hedef aldığı söyleniyor. Dileğimiz, yargı bağımsızlığının sağlanması, “Cumhuriyet Yönetimi” adli sisteminin yaratılmasıdır...

İyi olan darbe yoktur; darbelerin hem askerisi hem de sivili kötüdür.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500