Advert
Advert
Advert
Dünya Siyaseti: Büyük Patlamaya Doğru mu?
Erhan AYAZ...

Dünya Siyaseti: Büyük Patlamaya Doğru mu?

Bu içerik 551 kez okundu.

Sanırım iki önceki yazımda sınırlardan bağımsız tüm Dünya’da artan terör eylemlerinin ardından liberal değerler ile artan güvenlik gereksinime bağlı olarak güvenlikçi politikalarla, liberal değerlerin çok kez kesişeceğinden bahsetmiştim. Durumunun mikro boyutu hepimizi bireysel anlamda etkileyecek ve özgürlüklerimizin kısıtlanmasıyla daha sıklıkla karşılaşacağız. Ancak bahsettiğim liberal siyasetten uzaklaşmanın makro boyutu ise daha karmaşık.

Küresel sistem yeni milenyuma 2001 yılında yaşanan 11 Eylül saldırısı ile merhaba demişti. Soğuk Savaş’ın sona ermesinin ardından ABD hegemonyasında geçen 90’lı yılların ardından yaşanan bu saldırıya ABD’nin verdiği tepkinin maliyeti Afganistan ve Irak’ta fazlasıyla ödendi ve ödenmeye devam ediyor. ABD’nin uluslararası hukuku hiçe sayarak Irak’a girmesi uluslararası hukukun hiçe sayıldığı bir dönemin ilk adımıydı. Afganistan ve Irak’ta yaşanan sivil kayıpları da hatırlamak önemlidir. Ancak 2008 Ekonomik Krizi’nin ardından hem batıda hem de doğuda siyasetin ve iktisadın yeniden kurgulanmasına neden oldu. Arap Baharı ve özellikle Suriye’de yaşanan iç savaş Rusya’nın küresel siyasete yeniden dönmesine ve Çin gibi yeni bölge-küresel güçlerin oluşması sonucunu doğurdu. Hikâye çok uzun ve aslında birkaç yazı ile ancak bitebilir. Biz bu yazının konusuna dönelim.

ABD’de Trump’un seçilmesiyle yaşanan şok dalgaları, İngiltere’nin AB’den ayrılması, Ukrayna’da yaşanan savaş, terör eylemleri, yıllardır süregelen Suriye Krizi ve yeni aktörlerin (IŞID gibi) küresel sistemin karşılaştığı sorunlardı. Şimdi bu sorunlara ek olarak nur topu gibi bir Kuzey Kore gerçeği karşımızda duruyor. Kuzey Kore'ye değinmeden önce Batı ile Doğu’nun başlıca aktörleri ABD ile Rusya özelinde sistemin yeni durumunu değerlendirmekte fayda var.

ABD ile Rusya küresel sistemin en önemli güçleri. Ancak aralarında hem askeri hem de iktisadi anlamda büyük fark halen ABD lehine mevcut. Rusya’nın eski Sovyet coğrafyasında ve Suriye’deki etkisinin önemi yadsınamaz bir gerçek. Hatta Suriye merkezli yeni bir Soğuk Savaş’ın başlıyor olduğunu dile getiren birçok analiz literatüre geçmiş durumda.  Yeni Soğuk Savaş ya da başka bir adlandırma ile ABD-Rusya rekabeti Soğuk Savaş dönemine göre kuşkusuz farklı olacak. Yazımın başında belirttiğim kuralsızlık hali bu ilişkinin de yeni döneminin belirleyicisi olacak. Soğuk Savaş’ın kendi içerisinde bir istikrarı ve kuralları vardı. Bu manada Soğuk Savaş dönemi küresel siyasetin öngörülebilir bir yanı vardı.  Ancak bu yeni durumun süregelen vekâlet savaşları, küresel rekabet ve en önemlisi nükleer silahlanma açısından öngörülebilirliğinin boyutu Soğuk Savaş dönemiyle mukayese kabul etmez durumda.  Tabi ABD tarafında Trump’ın iç siyaset açısından içinde bulunduğu durum bu belirsizliği artırmaktadır. Putin ise bildiğiniz gibi.  Bu belirsizlik küresel sistemi büyük bir patlamaya götürür demek şu an için çok iddialı olsa da ellerindeki 13.800 nükleer bombanın varlığını hep akılda tutmak gerekli olacaktır.

Gelelim son günlerin popüler meselesi olan Kuzey Kore’ye; ilk nükleer denemesini 2006 yılında yapan Kuzey Kore’nin yaklaşık 10 yılda teknolojisini termonükleer yani hidrojen bombası geliştirecek boyuta ulaştırması üzerinde düşünülmesi gereken bir konudur. Sadece Çin desteği ile açıklanamaz bir durumla karşı karşıyayız. Kuzey Kore’nin son denediği termonükleer bomba 6.3 büyüklüğünde depreme neden olacak, 120-140 ktonluk yani Hiroşima’ya atılan bombanın 6 ile 8 katı büyüklüğünde olduğu uzmanlar tarafından teyit edilen büyüklükte bir denemeydi. Bu boyutta bir gücün Kuzey Kore liderinin elinde bulunuyor olması küresel sistemin aslında hem mikro hem de makro seviyede ne kadar öngörülemez bir dönemde olduğunun göstergesidir. Genişletilmiş yani zamana yayılmış ve pasif şekilde süregelen bir Soğuk Savaş’ın yeni bir aktif dünya savaşına dönüşebilme ihtimali başta BM olmak üzere uluslararası örgütlerin etkilerinin gittikçe azaldığı bir dönemde her geçen gün artmakta. Bu savaşın ihtimalinin nelere bağlı olduğu ise bir başka yazı konusu…

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500