Advert
Advert
Advert
İŞ KAZASI YOKTUR
Kemal ÖZCAN...

İŞ KAZASI YOKTUR

Bu içerik 690 kez okundu.

Evet iş kazası diye bir şey yoktur.

Çünkü hepsi önlenebilir durumdadır.

Böyle olunca bu kazalar aslında birer cinayettir.

Hem de taammüden, yani kasıtlı olarak,yani bilerek işlenmiş cinayetler ve katliamlardır.

İş kazası bir emekçiyi taammüden öldürmek demektir.

Kasıtlı adam öldürmek varsa, mutlaka bu işin sorumluları ve azmettirenleri de vardır.

Bu ülkede asıl suçlular elini kolunu sallaya, sallaya dolaşırken, suç ölen emekçilerin üzerine atılır ve konu kapatılır.

Siyasi iktidar gerekli yasal ve hukuki düzenlemeleri yapmayarak, hatta göz yumarak bu suçun ortağıdır.

Kamu kurumlarında ve 50’den az işçi çalıştıran olan özel sektörde,

1 Temmuz itibariyle iş güvenliği uzmanı ve iş yeri hekimi zorunluluğu getirilmişti.

Bunu bile 2020 yılına ertelediler.

Gerekçe hekim yokluğu.

Lafı hiç dolandırmaya gerek yok.

İşçileri öldüren patronlardır, onları koruyan da bugünkü iktidarıdır.

Bugün işyerlerinde gerekli önlemleri almayanlar ve yasal düzenleme yapmayanlar,

her gün ortalama 5 işçinin ölmesinden sorumludurlar.

Aslında iş cinayetleri bir sonuçtur.

Üretim baskısının, aşırı kar hırsının, kaçak işçiliğin, özelleştirme ve taşeronlaştırmanın bir sonucudur.

Sorumluluğu üzerinden atmanın en kolay yolu takdiri ilahi demektir.

Kendi suçlarını din, yalan ve demagoji ile gizliyorlar.

İş cinayetlerinde hala Avrupa’da birinci, dünyada üçüncü sıradayız.

Artık bu rakamları yandaş, havuz medyası bile gizleyemez hale geldi.

Geçenlerde Milliyet gazetesi ‘iş kazalarında kara rekor’ başlığı attı.

Hayret vicdan yaptılar herhalde.

Milliyet gazetesindeki habere göre 15 yıllık AKP iktidarı döneminde öldürülen emekçi sayısı 18 bin 462.

2016 yılında 1970 işçi yaşamını yitirdi.

Bu yılın ilk 6 ayında ise 906 işçi katledildi.

Yılda ortalama 1600 işçi iş cinayetlerine kurban gidiyor.

Bu durum emekçilerin en önemli sorunlarından biridir.

Ücretten, sosyal haklardan, fazla mesailerden çok daha önemlidir.

Bir yandan emeğimiz sömürülüyor, bir yandan katlediliyoruz.

Türkiye de hemen her gün işçiler ölüyor.

Ama katilleri bir türlü bulunamıyor.

İş kazası değil, sanki faili meçhul cinayet.

Soma madenlerinde katledilen 301 madencinin katili 36 duruşmadır hala bulunamadı.

Soma’da katliam olduğunda devleti yönetenler herkesten önce oraya çıkarma yapmışlar, seferber olmuşlardı.

Ölümler olmadan ortalıkta görünmeyenler, ölüm olduğunda oraya üşüşürler.

Hukukta şöyle bir kural vardır.

Suçlu, mutlaka suç mahalline geri gelir.

Suçlu psikolojisinin, ruh halinin en temel davranış biçimidir bu.

Bu kadar acele etmeleri biraz da yarattıkları eseri bizzat tanık olma duygusundan olsa gerek.

Sanki bu cinayetler ilk kez oluyormuş gibi ‘tüm önlemleri alacağız, sorumlular hesap verecek’ gibisinden içi boş açıklamalar.

Ölenlerin yakınlarının öfkesini, tepkisini yatıştırma gayretkeşliği.

Yaşarken işçiyi  karın tokluğuna reva görenler, öldüğünde birden  kesenin ağzını açarlar.

Hayatta iken kendilerinin bir arada göremeyecekleri paraları ailelerine gösterirler..

Ölenler o kadar değerlidir ki, artık kör ölmüş, badem gözlü olmuştur.

Şehit olurlar, kahraman olurlar, baş tacıdırlar.

Soma’daki madenlerin kömür çıkarma işi özel sektöre devredilmemiş olsaydı,

bugün katledilen o 301 madenci yaşıyor olacaktı.

Denetim yapılmıyor.

Çünkü denetim demek önlem demektir.

Önlem demek maliyetin yükselmesi, karın azalması demektir.

Karın azalmasını istemezler ama ölmemizi isterler.

Tekrar ediyorum, iş kazası diye bir şey yoktur.

Faili meçhul cinayet vardır.

Hoş kalın, İnançla ve Dirençle kalın.

Kemal ÖZCAN-18/08/2017

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500