Reklamı Geç
Advert
Advert
Advert
HER DÖNEMİN SUÇLUSU
Kemal ÖZCAN...

HER DÖNEMİN SUÇLUSU

Bu içerik 1240 kez okundu.

Cumhuriyet gazetesi davasının ilk duruşması 9 ay sonra yapılabildi.

Bu davanın savcısı FETÖ’den yargılanıyor.

Tescilli Fethullahçı Hüseyin Gülerce de bu davanın tanığı.

İnsanların aklıyla, vicdanıyla resmen alay ediyorlar..

208 gündür tutuklu olan Ahmet Şık da hakim karşısına çıktı.

Ahmet Şık mahkemede öyle bir savunma yaptı ki, tüm kirli çamaşırlar ortalığa saçıldı.

Savunma yapmamış, adeta faşizmi yargılamış, kendi deyimiyle itham etmiş.

Ahmet Şık’ın savunmasını baştan sona okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum.

Her satırı ayrı, ayrı dava açmalarına neden olacak mükemmel bir metin.

Nitekim mahkeme bu ithamlar için de suç duyurusunda bulunulması kararını vermiş.

‘Her dönemin suçlusu olmayı başardım. Kızıma bırakacağım bu mirastan gurur duyuyorum’ diyor.

Mahkemede yaptığı savunma hukuk fakültelerinde okutulacak bir ders niteliğinde.

Ahmet Şık, ‘Ben burada savunma yapmıyorum, ifade vermiyorum, aksine itham ediyorum’ dedi.

Gördünüz mü haklı olmanın inancı ve cesaretiyle, sınıf tavrı birleşince ne oluyormuş?

Onunla aynı tarafta olmaktan, aynı havayı teneffüs etmekten onur duydum, gurur duydum.

Halbuki cezaevine tıkılanlar bir süre sonra oradan kurtulmak için her şeyi bir kenara bırakırlar.

Bir dönem adı birlikte anılan Nedim Şener’in durumu ortada.

Bir insanın böyle bir baskı altında eğilmeden, bükülmeden,

yön değiştirmeden kendini ifade etmeye devam etmesi gerçekten çok gurur ve umut verici.

Ne FETÖ, ne AKP, ne de gerici çeteler onu asla yıldıramamıştır.

Millet evinde konuşmaya, sosyal medyada yazmaya korkarken, o mahkeme salonlarında hukuk dersi veriyor.

İçimizden geçen şeyleri olduğu gibi mahkeme heyetine söylemiş.

Ahmet Şık gazeteci olmanın çok, çok ötesinde bir devrimcidir.

Bu ülkede kırıntısı kalmayan haysiyetin, insanlığın onurlu bir sesidir.

Bu karanlık, kasvetli, yapış yapış ve alçaklıklarla dolu dönemin belki de en şerefli insanı.

Tam da ülkenden, insandan, gelecekten umudunu kesiyorsun, her şeyden vazgeçiyorsun,

tam o anda zifiri karanlıkta bir adam elinde bir tutam kıvılcımla çıkıp geliyor.

Ve kendinden utanıyorsun, yeniden gelecek güzel günlere inanmaya başlıyorsun.

‘Terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek’ iddiasıyla tutuklanandı

Savcının sorularına iktidarı huzursuz eden, düşündüren cevaplar verdi.

Savcı: Katil devlet demişsiniz.

Ahmet Şık: Az bile söylemişim seri katildir!

Siyasal görüşüm, dünyadaki tüm devletlerin terör örgütü olduğudur.

Cumhuriyet gazetesinde aradığınız örgüt, siyasi parti kılığında ülkeyi yönetiyor.

‘Hayır, kandırılmadınız! birlikte kandırmaya çalıştınız!’diyerek,AKP, FETÖ ilişkisini ortaya koymuş.

Ve ithamlarını ‘Kahrolsun istibdat, Yaşasın hürriyet’diye haykırarak bitirmiştir.

Ahmet Şık onurun ve haysiyetin ete kemiğe bürünmüş halidir.

İhtiyacımız olan umudun ta kendisidir aslında.

Ahmet Şık gazeteciyim, aydınım diye kasım, kasım kasılanların suratına okkalı bir tokat attı.

Onun bu savunmasını bile haber yapamayacak kadar ödlek, satılmış bir sürü gazeteci müsveddesi dolu.

Bu ülkede Ahmet Şık özgüveni, Ahmet Şık cesareti diye bir şey var artık.

Anadolu tarihi aynı zamanda kanla bastırılan direnişler tarihidir.

Bu Şeyh Bedreddin’den Pir Sultan’a, Köroğlu’ndan Nuriye Gülmen’e,

Semih Özakça’dan Ahmet Şık’a uzanan bir direniş geleneğidir.

Bundan böyle onun adı Ahmet Şık diye yazılacak, ama umut ve cesaret olarak okunacak.

Ne demişti Ahmed Arif, Anadolu adlı şiirinde?

‘Nerede olursan ol,

İçerde, dışarda, derste, sırada,

Yürü üstüne, üstüne,

Tükür yüzüne celladın,

Fırsatçının, fesatçının, hayının...’

Haydi hep birlikte bir daha haykıralım.

‘Kahrolsun istibdat, Yaşasın hürriyet’

Hoş kalın, İnançla ve Dirençle kalın!

Kemal ÖZCAN-28/07/2017

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500