Advert
Advert
Advert
El FATİHA..!
Gülden SÖKELİOĞLU...

El FATİHA..!

Bu içerik 3054 kez okundu.

Halifeliğin 3 Mart 1924'de kaldırılmasıyla birlikte, Tevhid-i Tedrisat (Eğitimde Birlik) Kanunu kabul edilmiş, azınlıkların okulları dahil tüm okullar Maarif Teşkilatı'na (Milli Eğitim Bakanlığı) bağlanmıştır.

Daha sonra medreseler kapatıldı ve eğitimde laiklik ilkesi benimsendi; dinsel eğitimden bilimsel eğitime geçildi.

Eğitim, bir toplumun uygarlaşmasında, kalkınmasında çok önemli bir etkendir.

Eğitim modeli bir ulusu kalkındırabilir ya da yok edebilir. Bu konuda Ulu önder, M. Kemal Atatürk'ün şu sözü çok anlamlıdır:

"Eğitimdir ki bir milleti ya özgür, bağımsız, şanlı, yüce bir toplum halinde yaşatır veya bir milleti esaret ve sefalete terk eder."

İşgalcilere karşı 4 yıl süren Kurtuluş Savaşı'nın kazanılmasından sonra, Atatürk, eğitimin geliştirilmesi için seferberlik ilan etti. Çünkü yoksul ve cahil bir ulusun ancak eğitimle her zorluğun üstesinden geleceğini biliyordu. Tevhid-Tedrisat kanunu, Harf devrimi, okuma yazma seferberliği, Türk Dil ve Türk Tarih Kurumları'nın kurulması, yeni üniversitelerin açılması ve Nazi Almanya'sından kaçan bilim adamlarına sahip çıkılması; Atatürk'ün, liselerde okutulması için bizzat kendisinin yazdığı kitaplar,( "Geometri kitabı", Liseler için Tarih kitabının bazı bölümleri, "Vatandaş için Medeni Bilgiler Kitabı"), yurt dışına öğrenci, gönderilmesi hepsi, eğitim seferberliğinin unsurlarıdır. Bu sayede Türklerin adını bütün dünyaya duyuran bilimciler, doktorlar, mühendisler, hukukçular,sanatçılar yetişti.

Ancak Atatürk'ün ölümün den sonra, yavaş yavaş eğitimde olumsuz değişiklikler yaşandı; bilhassa 'Köy Enstitüleri'nin kapatılması ile eğitimde bir kara delik açıldı.

Bilhassa, 12 Eylül askeri darbesinden sonraki dönemde İmam Hatip okullarının çoğalması ile eğitim sisteminde bilimsellikten uzaklaşılarak dini eğitim modeline geçiş başladı. Sonra kurulan hükümetler ise, bu sisteme birer tuğla koydular.

Son 15 yılda ise, 12 defa Milli Eğitim Bakanı'nın değişmesi, sık sık eğitim modellerinin değişmesi,(sınıf geçme sistemi, kredili sistem, tekrar sınıf geçme sistemi, 8 yıllık kesintisiz temel eğitim, 4+4+4 denilen kesintili eğitim), atanamayan, çaycılık yapan ve maden ocaklarında çalışan öğretmenler, FETÖ bahanesiyle binlerce öğretmenin kıyımı ile bugünlere geldik.

Şimdi de bütün bu yapılanlara son noktayı koyacak olan, 2017- 2018 Eğitim- Öğretim Yılında ilkokul, ortaokul ve liselerde uygulanacak olan müfredat programında yapılacak değişikliklere bir göz atalım:

-Lise de, Biyoloji dersinin saatinin azaltılması,"Evrim" konusunun çıkartılması;

-Lise'de Matematik dersinde bazı konuların çıkartılması;

-Lise Seçmeli Din Dersi, İslam ve Sosyal Hayat ünitesinde, İslami evlilik(çok eşli) ve boşanma(erkeğin 3 defa 'boş ol' demesi, mehir (islam hukukuna göre, erkeğin kadına evlenirken verdiği mal)

tesettür, gaza, cihad (din uğruna yapılan savaş) konularına yer verilmesi;

-Lise Edebiyat derslerinde yeni müfredatta kadın şair ve yazarlara yer verilmemesi, şair ve yazar tercihinin anlamsız bir şekilde öğretmene bırakılması;

Söylev konusuna yer verilmiş, ancak Atatürk'ün bizzat yazdığı, Kurtuluş Savaşı dönemini anlatan eşsiz bir eser olan 'Nutuk'a yer verilmemesi, Atatürk'ten bahsedilmemesi çok manidar.

-Destanlar ünitesinde, 15 Temmuz Destanı'na yer verilmesi ama Kurtuluş Savaşı Destanı'na ve bu destanın kahramanı M. Kemal Atatürk'ten bahsedilmemesi.

-Ortaokul'da, Din Kültürü Ahlak Bilgisi dersine eklenen "Muamelat ve Ukubat" ünitesinde çocuklara şeriat kurallarının ne olduğu, uyulmadığında verilecek cezalar(el- kol kesme/

Recm (kadının kafası dışarıda kalacak şekilde toprağa gömülmesi ve taşlanarak öldürülmesi)

çok eşli evlilik ve, şeriata göre boşanma.

Ders kitaplarından Atatürk adının, Kurtuluş Savaşı'nın ve Atatürk devrimlerinin çıkartılması çok büyük bir saygısızlık.

-'Değerler Eğitimi" adı altında; Türk Milleti'nin sahip olduğu üstün değerleri( birlik- beraberlik-dayanışma, vatan ve bayrak sevgisi, hoşgörü, sevgi-saygı) yok saymak; Arap toplumunun değerlerini dayatmak suretiyle kin ve nefret, savaş tohumlarının ekilmek istenmesi kabul edilemez.

Bütün dünya devletlerinin takdir ettiği eşsiz bir lider olan Atatürk'ü, ders kitaplarının müfredatından çıkarabilirsiniz ama Türk Milleti'nin kalbinden asla...

Çünkü Atatürk sevgisi, Türk Milleti'nin genlerine, hücrelerine kadar işlenmiştir, yok edilemez.

Türk Milleti'nin değerlerini yok saymak, Arapların kültürünü yansıtan unsurları öne çıkarmak; Türk tarihine, kültürüne, Atatürk''e, devrimlerine,

Cumhuriyet'e, işgal atındaki vatanını savunmak için canını veren tüm şehitlerimize saygısızlık ve ihanet olur.

Laik eğitim sistemini yok etmek, dini eğitim sistemini getirmek; T.C Anayasası'na ve Laiklik ilkesine aykırıdır. Eğitim sistemi ile bu kadar oynamak ve yaz-boz tahtasına çevirmek çocuklarımıza ve gençlerimize yapılacak en büyük kötülüktür.

Sevgili anneler, babalar uyanın artık..!

Çocuklarınızın geleceği ile oynayan, özgür ruhlu bireyler olarak yetişmesini önleyen, Emperyalizmin uşağı olan , Işid zihniyetli gençler yetiştirecek olan bu eğitim sistemini  kabul etmeyin..

Aksi takdirde, Atatürk'ün laik, çağdaş, akılcı eğitim sistemi, ruhuna

 'El, Fatiha' olacaktır.

Yeni öğretim yılı için yapılan müfredat değişiklikleri ile çocuklarımızın ve gençlerimizin körpe zihinleri bilimsel düşünceler yerine hurafeler ile doldurulacak.

Buradan, adında milli yazan Milli Eğitim Bakanı'na sesleniyorum:

Çocuklarımıza ve gençlerimize kötülük yapmayın, gelecekleriyle oynamayın... Yazıktır, günahtır.

Gülden SÖKELİOĞLU

Müfredat Değişiklikleri bölümünde yararlandığım kaynaklar:

21.07.2017 tarihli Hürriyet ve Sözcü gazeteleri.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Nevzat Çağlar Tüfekçi     2017-07-24 Güzel bir yazı olmuş. Kutlarım.