Reklamı Geç
Advert
Advert
Advert
Advert
BİR ÇİFTLİK FARESİNİN ÖYKÜSÜ
Turgay MUTLU...

BİR ÇİFTLİK FARESİNİN ÖYKÜSÜ

Bu içerik 1829 kez okundu.

Çiftliğin minik faresi, duvardaki çatlaktan bakarken çiftçi ve eşinin mutfakta bir paketi açtıklarını görür. Kendi kendine: “İçinde hangi yiyecek var acaba?” diye düşünür. Bir süre sonra gördüğü paketin bir fare kapanı olduğunu anladığında yıkılır. “Evde bir fare kapanı var! Evde bir fare kapanı var!” diye bağırarak telaşla bahçeye fırlar.

 

Bahçede çiftliğin bir horozu, bir tavuğu, bir koyunu bir de ineği vardır.


Minik fareyi telaş içinde gören tavuk, umursamaz ve bilgiç bir tavırla başını kaldırdı ve gıdaklar: “Zavallı farecik… Bu senin sorunun benim değil. Bana bir zararı olamaz küçücük kapanın,” der.


Tavuktan destek bulamayan farecik bu sefer telaşla koyunun yanına koşar ve ”Evde bir fare kapanı var! Evde bir fare kapanı var!” diye adeta çırpınır. Koyun anlayışla karşılar ama ”Çok üzgünüm fare kardeş ama dua etmekten başka yapacağım bir şey yok. Dualarımda olacağından emin ol,” demekle yetinir.

 

Minik fare çaresizlik içinde ineğe döner: “Evde bir fare kapanı var, evde bir fare kapanı var!” İnek; “Bak fare kardeş, senin için üzgünüm ama beni ilgilendirmiyor,” der.


Farecik bir kez daha yıkılır. Sonunda farecik, başı önde umutsuz şekilde eve döner. Çiftçinin fare tuzağı ile bir gün tek başına karşılaşmak zorunda olduğunu anlamıştır.

 

O gece evin içinde sanki ölüm sessizliği vardır. Minik farecik aç ve susuzdur. Tam yorgunluktan gözleri kapanacaktı ki birden bir ses duyulur. Gecenin sessizliğini bölen gürültü, fare kapanından gelmektedir. Çiftçinin karısı, ne yakalandığını görmek için yatağından fırlar ve mutfağa koşar. Karanlıkta kapana, zehirli bir yılanın kuyruğunun kısıldığını fark edemez. Kuyruğu kapana kısılan yılanın canı yanıyordur ve aniden çiftçinin karısını ısırır.

 

Çiftçi, karısını apar topar doktora götürür. Doktor, zehri temizler, sarar. Çiftçi karısını eve getirir, yatırır. Karısının ateşi yükselir ve bir türlü düşmez. Kadıncağız ateş ve ter içinde kıvranıp durur.

 

Böyle durumlarda taze tavuk suyunun gerekli olduğunu herkes bilir, çiftçi de bıçağını alıp bahçeye koşar. Karısı taze tavuk suyu çorbasını içer, biraz kendine gelir.

 

Karısının hastalığını duyan komşular ziyarete gelirler. Onlara ikram etmek için çiftçi koyunu keser. Çiftçinin karısı gittikçe kötüye gidiyordur. Yılan, belli ki çok zehirliydi. Birkaç gün sonra çiftçinin karısı iyileşemez ve ölür.

Cenazesine çok sayıda kişi gelince hepsine yeterli et sağlamak için çiftçi ineği mezbahaya yollamak zorunda kalır.
Fare tüm bu olanları büyük üzüntü ile duvardaki deliğinden izler.

 

Öyleyse…

 

Birisi, sizi ilgilendirmediğini düşündüğünüz bir tehlike ile karşı karşıya ise tehlike bir gün siz de dahil hepimiz içindir, unutmayalım!…

 

Sevgili okurlarım, bir dergide  okuduğum  bu kısa öykü çok  hoşuma gitti, ufak değişikliklerle sizlerle paylaşmak istedim. Bir gün gelir yayımlarım dedim.

 

İşte o gün bugündür..

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500