Advert
Advert
Advert
UNUTMAYIN, UMUT BULAŞICIDIR…
Kemal ÖZCAN...

UNUTMAYIN, UMUT BULAŞICIDIR…

Bu içerik 1063 kez okundu.

Böylesine anlamlı ve tarihi bir yürüyüş için teşekkürler Kılıçdaroğlu…

Teşekkürler Gandi Kemal…

FETÖ yürütmüşmüş, PKK yürüyüşüymüş, bilmem neyle kol kola yürümüşmüş!..

Bakmayın siz o konuşanlara ‘İt ürür, kervan yürür.’

Kozmik odayı FETÖ’ ye açanlar, akil adamlarla halkı kandırıp, Habur’da davul zurna çalanlar, birde utanmadan çamur atıyorlar.

AKP ve mızıkacıları yürüyüş sırasında yaptığı bu basit söylemlerle,

ve yürüyüşü terörizmle ilişkilendirme çabasıyla tam bir provakatörlük yapmışlardır…

Son başbakanımız ‘bu yürüyüş kabak tadı vermeye başladı’ diye tepki gösterdi.

Hâlbuki kendi kabakları çoktan çürümüş ve kokmuştu.

Şeytan diyor ki, dön gerisin geriye milyonlarla birlikte İstanbul’dan Ankara’ya yürü!

Görsün kabağın tadını!

Dünya liderimiz ise sanki Kılıçdaroğlu yürümek için ondan izin istenmiş gibi açıklamalar yapıyor.

Bir gün başbakan atıp tutuyor.

Diğer gün Türk siyasetenin tescilli döneği Perincek sallıyor.

Başka bir gün Bahçeli mal beyanında bulunuyor.

Neden adalet için yürüyen birine bu kadar saldırılıyor onu da aklım almıyor!..

Dünün mağdurları bugünün cellatları oldu çıktı.

En demokratik eylemlere bile verilen tepkiler, saldırılar korkunç boyutlarda.

Her şeye rağmen onlar konuştu, Kılıçdaroğlu yürüdü…

Türk siyasetinde ezber bozan bu harekete ancak şapka çıkartılır.

Kim ne derse desin Türk demokrasisi adına tarihe geçecek bir eyleme tanıklık yaptık.

Ana muhalefet partisinin 69 yaşındaki lideri temmuz sıcağında sadece ‘adalet’ talebiyle 450 kilometre yolu yürüdü.

Yürüyüşünü 9 Temmuz Pazar günü Maltepe’de düzenlediği, milyonların katıldığı bir mitingle taçlandırdı.

Benim endişem Kılıçdaroğlu'nun yapacağı konuşmanın kitlenin coşkusunu ve beklentisini karşılayıp karşılamayacağı yönündeydi.

Bence son derece başarılı ve oldukça etkileyici bir konuşma yaptı.

‘Hak, Hukuk, Adalet’ çığlıkları yeri göğü inletti.

Açlık grevindeki Nuriye ve Semih hocalara gönderdiği selam ve ardından kopan alkışlar beni ziyadesiyle mutlu etti.

Artık bundan böyle bu ülkede adaletin sokakta aranacağını,

hatta adaleti aramanın asıl yerinin bundan böyle sokak olduğunu kararlılıkla söylemesi duyduğum en doğru tespitti.

Kendi ifadesiyle ‘saraydaki zat’a, ‘senin vereceğin hükmü, senin yargını kabul etmiyoruz biz’ demesi yürüyüş sürecinde piştiğinin, kendine öz güven geldiğinin göstergesiydi.

Bir yıl evvelden ailecek yaptığımız bir gezi programı nedeniyle yürüyüşe ve mitinge katılamadık.

Yüreklerimiz hep adalet için yürüyenlerle birlikte çarptı.

Gün, gün internetten, televizyondan takip etmeye çalıştım.

Siyasi parti bayrağı taşımadan Gezi’de ki çapulcuların, referandumdaki hayırcıların hemen tüm renkleri  samimiyetle, alçakgönüllülük ve yoldaşlıkla miting alanında yer alması benim ileriye dönük umutlarımı yeşertti.

‘Hak, Hukuk, Adalet’ diye bağıranlar, ağızlarından tek bir küfür, hakaret çıkmayan,

gözlerinden nefret ve pislik akmayan, sokakta gördüğünüzde yolunuzu değiştirmek istemeyeceğiniz,

tedirgin olmayacağınız insanların milyonlarcasını bir arada görmek, tek kelimeyle muhteşemdi...

İçime umut doluverdi birden…

Bu miting içimizde taşıdığımız gelecek korkusunu yendi.

Yalnız olmadığımı hissettirdi bana. Hem güç, hem güven, hem de mutluluk hissettim.

Minik,minik kıpırtılar oldu sanki yüreklerimizde…

‘Ne çok özlemişiz bunu’ dedim.

Bir şey değişti mi? Tabi ki akşamdan sabaha bir şey değişmez…

Ancak önemli olan ses verebilmekti, o ses fazlasıyla verildi…

Artık rüzgarın yönü değişmeye başladı. Aslında referandum ile değişmeye başlamıştı ama sahip çıkılmamıştı.

Mitinge katılanlar genelde orta yaş ve üstü insanlardan oluşuyordu. Ortalıkta pek genç göremedim doğrusu.

Katılımcı partilerin, sivil toplum örgütlerinin bu konuda özeleştiri yapmaları gerekiyor

Gene de çok ses getiren bir başlangıç oldu.

 Bundan sonra elde edilen bu gücün nasıl kullanılacağı önemli!..

Bir plan yapılmalı ve bu plan, Ankara'da parti merkezinde oturup kendi kabuğuna çekilmiş, küçük hesapların adamlarıyla, partinin oligarklarıyla değil, yürüyüşün ve mitingin tüm renkleriyle birlikte yapılmalıdır.

Kılıçdaroğlu’nun Maltepe meydanında söylediği ‘unutmayın, umut bulaşıcıdır’ sözü sanki her şeyi özetliyordu.

Ardından  ‘ben umutluysam, yanımdaki umutluysa Maltepe umutludur,  İstanbul umutludur,

İzmir umutludur, Ankara umutludur, Diyarbakır umutludur, Malatya umutludur,

Antalya umutludur, Türkiye umutludur, unutma ben umutluysam, yanımdaki umutluysa Türkiye umutludur’ diye devam etti.

Şu kadar insan vardı, bu kadar vardı polemiğine girmek istemiyorum.

İstanbul valisi gece yarısı mesaj atarak  ‘175 bin kişi vardı’ demiş…

Benim için zerre kadar önemi olmayan bir açıklamadır.

110 bin metre karelik bir alana, 175 bin kişiyi nasıl sığdırabilmiş hayret doğrusu?

Aynı alanı Tayyip Erdoğan doldurunca 2,5 milyon oluyor, Kılıçdaroğlu doldurunca 175 bin…

Sayın valimiz nasıl bir korku yaşadıysa artık gece yarısı?

İnsanlar temmuz sıcağında Büyükşehir’in ulaşım imkanlarını kullanmadan, kumanyasız ve harçlıksız doldurdular o meydanı.

Miting alanına sığmadılar.

Öğrenciler dersten çıkarılıp mitinge getirilmedi.

Memurlar idari izinli sayılmadı, amirleri tarafından mitinge katılmaya zorlanmadılar.

Madenleri, fabrikaları durdurup, işçilerin başına sarı baretleri geçirip çıkarmadılar meydana.

80 milyon kişinin telefonlarına toplu mesajlar gitmedi.

Medya günlerce çığırtkanlık yapmadı. Buna rağmen insanlar miting alanına sığmadılar.

‘Unutmayın, umut bulaşıcıdır’

Bana bulaştı bile…

Teşekkürler Kılıçdaroğlu, teşekkürler Gandi Kemal..

Hoş kalın, İnançla ve Dirençle kalın.

Kemal ÖZCAN-10/07/2017

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500