Advert
Advert
Advert
SİYASİ SORUMLULUK VE CHP…
Ünsal YALÇINKAYA...

SİYASİ SORUMLULUK VE CHP…

Bu içerik 1375 kez okundu.

Türk Demokrasisinde CHP’nin sorumluluğu çok büyüktür,

Hele 1923 de ilan eteğimiz Cumhuriyet yönetimimiz içindeki Milli iradeli demokrasimiz içinde,

Milli şef ve Başkomutan Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün yönetimindeki Genç Cumhuriyetimiz içinde demokrasi tartışmaları hala günümüzde tartışılmaktadır.

Elbet, tartışılmalıdır, demokrasi gereğince

Ancak,

O günün koşullarında yaşananları dikkate alınırsa,

Türk Milletinin eğitim ve kültür düzeyi göz önünde bulundurulursa,

Yönetimde söz sahibi olan milletin temsilcilerinin nitelik ve nicelikleri göz ardı edilmeden objektif değerlendirilirse,

Yapılan saldırı ve eleştirilerin haksızlık boyutunu sormayı gitsin.

Yoktan var edilen bir Cumhuriyeti kuranları,

O cehalet ve cüret içindeki Milletin Meclisindeki temsilcileri baktığınızda karar vericilerin içinde bulunduğu ortamı hiç düşündünüz mü?

Medrese eğitimli bile ne kadar vekil vardı hele bir düşünün,

Halkın Okuma –yazma seviyesini hiç sormayın,

Bir işbirlikçi çıkıyor ve halkın temiz duygularıyla inançlarını kullanarak kışkırtmaları yaşatıyor,

Buna rağmen inançlı bir avuç Cumhuriyet aydını Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün etrafında birleşip karar alabiliyor ve meclisten geçirebiliyorlar,

Nelerle karşılaşıldığını Meclis arşivlerini inceleyenlerden duyduğumuz kadarı ile,

İncelesek belki neleri göreceğiz bilemiyorum.

Evet o dönemde tek parti iktidarı vardı,

Gazi Paşa’nın etrafındaki bir avuç aydın insanların kurduğu CHP vardı,

1930’lu yıllara gelindiğinde Çok partili döneme geçiş denemeleri yaşanmış ancak neler yaşandığını hepimiz biliyoruz.

Mustafa Kemal Paşa bu işin Aydınlanma Devrimini yapmadan gerçekleşemeyeceğinin bilinci ile Köy Enstitüsü projesini ta 1937 de hayata geçirmeye çalışmış, EĞİTMEN okulları ile başlanılan bu çalışma Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün ömrünün vefa etmemesine rağmen 1940’larda ancak hayata geçirilebilmiştir.

Ne acıdır Gazi Paşamız 1938’de gözlerini yumduğu andan itibaren Anadolu üzerindeki emel ve amaçları bitmeyen emperyalistler hemen kollarını sıvamışlar ve ilk işleri Köy enstitülerini kapattırmak olmuştur.

Yani aydınlanma devrimi gerçekleşmeden,

Halkın eğitimi tamamlanmadan,

Genç Laik Cumhuriyetin Kültür devrimi gerçekleşmeden aydınlanma ışığı söndürülmüştür,

Kalan kırıntıları da günümüze kadar devam ederek bu günlere ancak bu kadar gelinebilinmiştir.

Eğer bu gün hala direnebiliyorsak ve ayakta isek bu kırıntıların sayesindedir.

İşte Cumhuriyet devrimlerinden Aydınlanma devrimi tam başlamadan bitirilmiş olması LAİK Cumhuriyete vurulan en büyük darbedir.

1950 de Demokrasi denemesine geçildiğinde ilk karşılaşılan şey nedir,

Hepimiz biliyoruz,

Devrin Başbakanı MENDERES, meydanlarda ne demiştir,

Eğer siz “Halk” isterseniz bu ülkeye hilafeti bile getirirsiniz diye işe başlamıştır, sonuçta gelinen nokta,

Milenyuma kadar Türk siyasi hayatı hep din ekseninde, inanç sömürüsü üzerine inşa edilmiş, Demokrasi aşığı CHP Milenyumda da aynı hataları yine yapmış,

Demokrasi aşığı Baykal liderliğindeki CHP,    AKP’nin önünü açmış, Recep Tayip Erdoğan’ın önündeki engelleri Anayasa değişikliğine giderek kaldırtmıştır.

Sonuçta gelinen nokta.

Kendisinin yani  Lideri düzeyinde “KUTLU DOĞUM HAFTASI” kutlamalarına katılması CHP’nin Demokrasi katkılarıdır..

Ama ne çare,

15 yıldır iktidarını sürdüren ve ülkenin getirildiği nokta göz önüne alınırsa,

İşte Millet,

İşte Halkın bilinç düzeyi,

İşte iktidar.

Ne bekleniyor ki? Milli iradenin bilinç düzeyi ve seviyesi ortada,

Hani bir sözümüz vardır ya,

“Böyle başa böyle tarak” diye,

Laik olduğumuz biçimde yönetileceğiz…

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500