Advert
Advert
Advert
ÖLÜMÜN ARİFESİ…
Kemal ÖZCAN...

ÖLÜMÜN ARİFESİ…

Bu içerik 1108 kez okundu.

Açlık grevlerinin 108’nci günündeler.

Akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça, artık uçurumun kenarında.

Uğradıkları haksızlığa ve zorbalığa karşı ölümü göze almış iki pırıl, pırıl insan.

İki güneş, iki ışık, iki umut kaynağı.

Boyun eğmeyen, zapt edilemeyen iki yiğit insan.

Eğer bugün bu yangın yerinde, hala insana ve yarına dair umutlarımız tükenmediyse,

bilin ki, Nuriye ve Semih hocaların o düşman çatlatan gülüşleri sayesindedir.

Nuriye ve Semih hocalar, kokuşmuşluğun, çürümüşlüğün, durmadan mızmızlanan oportünist pisliğin ortasında,

onurlu bir dik duruşun ve  kararlılığın, simgesi oldular.

AKP iktidarı KHK’lerle aileleriyle birlikte yaklaşık 1 milyondan fazla kişiyi açlığa mahkum etti..

Ülkeyi getirdikleri hale bakın!

1 milyon kişilik bir terör örgütü varmış da haberimiz yok.

KHK ile işten atıldığınızda, sağlık güvenceniz olmuyor.

Herhangi bir kamu kuruluşunda doğrudan ya da dolaylı olarak çalışamıyorsunuz.

Herhangi bir özel şirkette de çalışamıyorsunuz.

Yurtdışında iş bulmak gibi bir ihtimaliniz yok, çünkü mevcut pasaportunuz geçersiz ve adama turist pasaportu bile vermiyorlar.

900 liralık işsizlik parasını bile almanızı kaydınıza yazdıkları bir kodla engelliyorlar.

Kısacası çok kesin bir biçimde sizi açlığa mahkum ediyorlar.

Onlar KHK’lerle bir gecede işsiz kalan, açlığa mahkum edilen on binlerce insandan sadece ikisi.

İki kıvılcım, iki işaret fişeği..

Peki gerisi, gerisi nerde?

Gerisi onların ortaya koydukları iradenin, onurun ve kararlılığın altında ezilmeye devam ediyorlar.

Canlarını ortaya koyuyor bu insanlar..

Bu insanlar kendilerinden daha büyük bir amaç uğruna yaşamlarını feda ediyorlar.

Açlık grevine gitmeselerdi, çok iyi olmasa da orta halli bir şekilde yaşamlarını sürdürebilirlerdi.

Asla aç kalmazlardı.

Mesele o değil!

Hayatımdaki en büyük fedakarlık ne diye hiç düşündünüz mü?

Gösterdiğiniz en sağlam, en kararlı ve iradeli duruş nedir?

Herkesin bu sorularla yüzleşmesi gerekiyor.

Koskoca 108 gün geride kaldı.

Nuriye’nin elleri artık kalem tutamıyor. Kalp yetmezliği başladı.

Tekerlekli sandalyede yaşıyor.

Ola ki, bugün açlık grevlerini sonlandırsalar bile, hayatları boyunca etkilenecekler durumdalar.

Çok kritik bir dönemece girdiler.

Verdikleri fiziksel mücadele son sınırına dayandı.

Bu insanların ölümleri, bir avuç insan hariç hiç kimsenin umurunda değil.

İktidardakilerin tek derdi var, iftardan iftara koşarak şov yapmak..

Bir yanımız bayramın arifesini yaşarken, öbür yanımız ölümün arifesinde direniyor.

Baktılar eylemleri kamu vicdanında ses getirmeye başladı,

yukarıdan gelen bir talimatla evleri basıldı, gözaltına alındı ve ardından da tutuklandılar.

Bu günlerde hakkını arayan herkese terörist demek bir moda oldu.

Gözden düşürme, küçümseme, itibarsızlaştırma ve eylemcileri terörize etme korosu görsel ve işitsel olarak hemen devreye girdi.

Tabi başlarında orkestra şefi içişleri bakanı Süleyman Soylu..

Nuriye Gülmen hocanın gülmesi onun epey zoruna gitmiş olmalı ki, ‘çocuklarınızı bu öğretmene teslim eder misiniz?’ diye soruyor.

Bu soruyu soracak adamın, önce kendisi ilkeli ve tutarlı olmak zorundadır.

Daha dün Demokrat Parti genel başkanıyken ‘AKP’nin paçalarından yolsuzluk akıyor’ diye halktan oy devşirmeye çalışırken,

bugün ‘Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin ilelebet ve ebedi başkanıdır!’ diye ona methiyeler düzüyor.

‘Fırıldak Kubi’ lakaplı Afyon milletvekili Kubilay Uygun’un kemikleri sızlıyordur herhalde.

Nuriye Gülmen hapishaneden mektup yazdı.

‘Bizi unutmayın! Açlığa ses olmayı, ekmek davamızda taraf olmayı, anıtımızın önünü çiçeklendirmeyi unutmayın.

Sakın ha, Yüksel’i sahipsiz bırakmayın!

Sizleri çok seviyoruz!

Ve elbette biz kazanacağız! Nuriye’

Evet onlar kazanmak zorunda…

AKP faşizmi kaybedecek, onlar kazanacak.

Çünkü onlar haklı.

Haklılığından emin olmayan, aklı selim bir insan açlık grevine gitmez, gidemez.

Çünkü bu öyle kolay karar verilecek ve uygulanabilecek bir eylem değildir.

Hala bizden ve seslerini duyurabileceğimizden çok umutlular!

Bir kez olsun insanların umutları boşa çıkmasın artık.

Açlık grevlerinde sonuç alabilmek için, karşılarındaki insanlarda mutlaka vicdan ve merhamet olması gerekiyor.

Bu ülkenin iktidarı vicdansız, ama insanları da yeterince vicdanlı değil.

Daha fazla zaman kaybetmeden, iki genç insanın sağlıkları elden gitmeden,

bir hata yapıldıysa bu hemen telafi edilmeli ve işlerine geri dönmelidirler.

Eğer ölürlerse duyacağım üzüntüyü ve acıyı asla tarif edemem.

Düşündükçe inanın boğazım kuruyor, yüreğim sıkışıyor, daha ne yazılır, ne söylenir bilemedim.

Ama her umutsuzluğa düştüğümüzde, kendimizi yalnız ve çaresiz hissettiğimizde,

o onurlu duruşlarının ve gülen yüzlerinin bizlere daima güç vereceğini biliyorum.

O aydınlık yüzündeki  'gülmen' hiç yok olmasın Nuriye Gülmen!

Hoş kalın, İnançla ve Dirençle kalın!

Kemal ÖZCAN-24/06/2017

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500