Advert
Advert
HAYALDİ, GERÇEK OLDU..!
Gülden SÖKELİOĞLU...

HAYALDİ, GERÇEK OLDU..!

Bu içerik 2643 kez okundu.

Onbeş yıllık Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarında yaşananlar:

-Dış politikada;

 Türkiye Cumhuriyeti Devleti, saygın konumda iken, şimdi her devletin şamar oğlanı haline geldik. Atatürk döneminde, komşularımızla ve dünya devletleri ile barış ve huzur içinde yaşarken; şimdi, ne komşularımızla, ne de dünya devletleri ile dostluğumuz kalmadı. Sadece, küçük bir Körfez ülkesi olan Katar ile dostuz.

- İç politikada ise;

Sürekli gündem değişiyor: Ergenekon, Balyoz, Ayışığı, Casusluk davaları, Kozmik Oda'ya baskın yapılması, devlet sırlarının ortaya çıkması ile Büyük Hun Hükümdarı Mete Han'ın tahta çıktığı M.Ö 209 yılında kurulan, 2226 yıllık Türk ordusuna tuzaklar kurulmuş; ordumuzun itibarı, şerefi yerle bir edilmiştir.

Siyasetin, dinin Fetö sayesinde orduya sızdırılması ve 15 Temmuz'da bir darbe girişiminde bulunması ile; darbecilerin cezalandırılması normal bir durum, ancak darbe bahane edilerek, kendileri gibi düşünmeyen herkesin cezalandırılması, yüzbinlerce kamu görevlisinin görevden atılması,hapishanelerin doldurulması, bütün Türkiye'nin cezaevine dönüştürülmesi, kurunun yanında yaşın da yanması ile Türk ordusu ve Milleti'nin genetiği ile oynanması..Ordunun ve Genelkurmay'ın Milli Savunma Bakanlığı'na bağlanması,

yüzlerce yıllık askeri okulların, GATA' nın kapatılması, binlerce askerin kışlalarda yedikleri yemekten zehirlenmesi ve gerekli önlemlerin alınmaması.

-Ekonomide ise;

Dört kişilik bir ailenin açlık sınırı, Türk-İş verilerine göre,2017 yılı, Mayıs ayında 1529 TL., yoksulluk sınırı ise, 4979 TL. olarak belirlendi. Ülkemizde gençlerin çoğunun işsiz, çalışanların ise insan onuruna göre yaşabileceği ücret alamadığını, çünkü çoğu çalışanın ise, net 1404 TL. olan asgari ücretle yaşamaya çalıştığını biliyoruz. Emekçiler ve emekliler yaşam savaşı verirken, ülkemizin ekonomisine en büyük darbeyi Suriye'den gelen üç milyon mülteci vurmuştur. Çünkü mülteciler için 20 milyar dolar para harcandığını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan açıklamıştır. Oysa bu para, kendi insanlarımızın refahı için harcanabilirdi.

- Eğitimde ise;

Sürekli sistem değişikliği yapılması, öğrencileri ve aileleri sersem etmiş; bilhassa 4'lü parçalı eğitim ile düşünmeyen, sorgulamayan, itaat eden içi boş nesiller hedeflenmiştir.

İlkokulun 4 yıldan sonra zorunlu olmaması nedeniyle, küçük yaştaki kız çocuklarının evliliğe zorlanması ve sapıklığın her geçen gün artması; küçük erkek çocukların ise çıraklığa gönderilmesi ile çocukların eğimden yoksun bırakılması.

Bütün okulların İmam Hatipleştirilmesi ve eğitim seviyesinin iyice düşmesi.

-Bilimde ise;

 Eğitimde kalitenin iyice düşmesiyle birlikte bilim de geriledi, geçtiğimiz yıllarda TÜBİTAK'ın başına bir veterinerin getirilmesi her şeyi açıklıyor. Oysa 1923 yılında, devletin kıt imkanlarıyla yurt dışına gönderilen öğrencilere M. Kemal Atatürk tarafından çekilen telgrafta' sizi birer kıvılcım olarak gönderiyorum. Alev topu olarak geri dönmelisiniz' demiştir.

Ayrıca Nazi Almanya'sından kaçan Yahudi bilim insanlarını ülkemize çağırmış, böylece bilimin gelişmesini sağlamıştır. Günümüzde ise yetişmiş binlerce bilim insanı, çeşitli gerekçelerle üniversiteden uzaklaştırılmış ve itibarsızlaştırılmıştır.

- Doğa ve Çevrede ise;

Ülkemizde tam bir felaket yaşanmakta... Maden ocakları bahanesiyle yerin altı, üstüne getirilmekte... Köprüler, havayolları, karayolları için milyonlarca ağaç kesilmekte, doğa ve çevre katliamı yaşanmakta. Oysa Atatürk, Yalova'da yapılacak olan köşk için ağacın dalı kesilmesin diye, altına ray döşenen köşk ileriye kaydırılmıştır. Ağacın bu dalının Atatürk'ün ölümünden sonra kuruduğu belirtilir. Atatürk, ayrıca, bataklık araziyi ağaçlandırarak Atatürk Orman Çiftliği'ni yaratmıştır. Günümüzde ise, Atatürk Orman Çiftliği'ndeki milyonlarca ağaç kesilerek, Saray( Külliye) yapılmıştır.

Ormanların, meraların, zeytinliklerin, kıyıların yağmalanarak betonlaştırılması ile doğa ve çevre katliamları yaşanmakta; sadece insanlar değil, tüm canlılar olumsuz etkilenmektedir.

- Sanatta ise;

Sanat ağacının bütün dalları kırılmakta; sanat dalları ve sanatçılar itibarsızlaştırılmaktadır. Oysa Atatürk, 'Herkes, milletvekili hatta cumhurbaşkanı olabilir ama sanatçı olamaz',

'Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir' demiş ve sanatın gelişmesi için her türlü desteği vermiştir.

-Cumhuriyet değerleri konusunda;

Cumhuriyet'i kuran, Atatürk ve ailesine, İsmet İnönü ve ailesine hakaret edenlere ceza verilmemesi bu tür suçların çoğalmasına yol açmaktadır. Bu durum, Türk Milletinin vicdanını yaralamaktadır. Oysa Atatürk, bütün dünya ülkelerinin saygı duyduğu bir liderdir. Atatürk'e yapılan her saldırı, Türk Milletinin kenetlenmesine yol açmaktadır.

Cumhuriyet rejiminin,ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel kazanımları niçin yok edilmek isteniyor?.Cumhuriyet rejimini yıkıp, yerine İslam Cumhuriyeti'ni kurmak için.

- Kadın konusu ise;

Maalesef, kadın konusunda ayrı bir facia söz konusu. Kadınların çok çocuk doğurması özendirilerek, iş hayatından uzaklaştırılmakta, eve hapsedilmekte; ekonomik yönden güçsüz, zayıf köleler yapılmak istenmekte. Cahil nesiller yetiştirmesi için kadınlar eğitimden uzaklaştırılmaktadır. Kadınlara yapılan hakaretler, işlenen suçlar cezası kalınca, suç işleme oranı her geçen gün artmaktadır. Şeriat rejimi getirmek için her siyaset kadın üzerinden yapılmaktadır. Atatürk'ün Türk kadınlarına tanıdığı çeşitli haklar elinden alınmak isteniyor. Oysa Atatürk,' Ey, Türk kadını, sen yerde sürüklenmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın' demiştir.

Atatürk, bir eğitim toplantısında kadın ve erkek öğretmenlerin ayrı ayrı oturtulduğunu görünce çok sinirlenir ve görevli kişiye şöyle der:' Beyler, sizin kendinize mi güveniniz yok, yoksa Türk kadınının iffetine mi?

Türk kadınının geçmiş ile bugün arasındaki farkı, biz kadınları çok üzmektedir.

-Çocuk Hakları konusu;

Çocukların tacizlerinin cezasız kalması, çocukların yurtlarda ve Kur'an kurslarında ihmal sonucu yanması, savaşlar ve terör nedeniyle ölen çocuklar... Çocuklarımızı kötülüklerden ve zulümden koruyamıyoruz. Oysa Atatürk, 23 Nisan 1920'de, TBMM'nin açılmasını, bayram olarak armağan etmiş; '23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı' demiştir.

Sosyal Doku Vakfı Başkanı, Nurettin Yıldız'ın, '6 yaşındaki kız çocuğu ile evlenilebilir' demesi ise sapıklıktır ve cezasız kalmamalıdır. Çocukların masumiyetlerini, hayallerini çalmalarına izin vermeyelim.

-Ahlaki çöküntü;

Yoksulluğun her geçen gün artması, insanların geçim sıkıntısı çekmesi, gelir dağılımındaki eşitsizlik,toplumda ahlak,erdem, onur,dürüstlük, namus gibi değerlerin zayıflamasına ve bizi biz yapan değerlerin yok olmasına ve toplumumuzun ahlaki yönden çökmesine neden olmaktadır.

-Liyakat konusu;

Devlet görevinde, liyakata değil, sadakata değer verilmesi; nitelikli insanların uzaklaştırılarak yerine torpille atama yapılması, devlet kurumlarının yapısını zayıflatmaktadır.

- Hukukun Üstünlüğü;

Hukuk kurallarının kişilere göre farklı uygulanması, adalet önünde eşitlik olmaması, insanların yargıya olan güvenini azaltır; hukukun üstünlüğü yerine, üstünlerin hukuku kavramı yerleşir. Bu durumda herkes kendi hukukunu uygular ve toplumda huzur ve barış ortadan kalkar.

-Tarım, Hayvancılık, Ticaret, sanayi ve Turizm;

İzlenen yanlış politikalar, terör olayları, komşu ülkelerle yaşanan krizler, savaş ortamı nedeniyle, tarım- hayvancılık- sanayi, ticaret ve turizm büyük bir darbe almıştır; ekonomi çökme noktasına gelmiştir. Cumhuriyet döneminde kendi kendimize yeter, hatta fazlasını ihraç ederken, günümüzde ise tarım ürünlerini, samanı, hayvanı ithal ediyoruz. Ticaret ve Turizm ise çok gerilemiştir.

-Ege Adaları;

Lozan Barış Antlaşması ile Türkiye'ye bırakılan, Ege Denizi'ndeki 18 adayı Yunanistan işgal etmiştir, ancak Türkiye Cumhuriyeti'ni yöneten yetkililer bu işgale sessiz kalmaktadırlar. Oysa, Başbakan Tansu Çiller zamanında, Kardak Kayalıkları yüzünden Yunanistan ile savaşın eşiğinden dönüldü ve kayalık Türk SAS komandoları tarafından geri alındı. 20.06.2017 Salı günü, Sözcü Gazetesi'nde, Saygı Öztürk'ün haberine göre: Aydın'a bağlı,Eşek, Bulamaç, Hurşit Adaları'nda,İzmir'e bağlı,Koyun Adası, Muğla'ya bağlı,Keçi ve Kalalimnoz Adaları'nda toplam 10 askeri üssün kurulduğunu, 4000'den fazla askerin bulunduğunu, adalara yerleştirilen yunanlıların milis olarak eğitildiğini,topların ve uçaksavarların yerleştirildiğini ve namlularının Türkiye'ye çevrildiğini belirtmiştir.Bu durumda, Aydın, İzmir ve Muğla'da yaşayan halk tehdit altında.Türkiye, bu tehdite karşı niçin önlem almıyor?

Ülkemizin doğu ve güneydoğusu 33 yıldan beri PKK terörü, güneyi IŞİD terörü,ABD,El Kaide, Rusya,YPG, Suriye tehdidi altında,  Batı bölgesi şehirleri Yunanistan tehdidi altında iken, Türkiye'nin bu tehditleri yok etmesi, ülkenin dirlik ve düzenini sağlaması gerekirken; niye Körfez ülkesi olan Katar'a 5000 dolayında asker gönderilir? Devletlerarasındaki ilişkilerde ülkemizin çıkarları esas alınmalıdır.

Türk Milleti, bu baskıları ve acıları hak etmiyor.

Atatürk, devletlerarasında izlediği diplomatik ilişkiler sonunda, savaşmadan, Hatay'ın Türkiye topraklarına katılmasını sağlamıştır.

Suudi Kralı, Vahabi inancı gereği, türbe ve mezarlara karşı oldukları için, Hz. Muhammed'in mezarını yıkmak isteyince, Atatürk, kralı çok sert bir şekilde uyarmış;' Bana, çizmelerimi giydirmeyin.' demiştir. Bunun üzerine, Suudi Kralı, Hz. Muhammed'in mezarına dokunamamıştır.

Ülkemizde yaşanan tüm bu olumsuzluklar, hayaldi, gerçek oldu.

Peki, tüm bu olumsuzlukların düzelebilmesi için, ne yapmak gerekir?

Yarınlara umutla bakabilmek için... Kul yerine, vatandaş olabilmek için... Demokrasiye, Cumhuriyet'e, Atatürk'e, Atatürk ilke ve devrimlerine sahip çıkmamız gerekmektedir.  

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Ersin Bedri Özer     2017-06-22 Sayın yazar yazınızı okudum. Kolay gelsin biraz uzunca olmuş 500 karakteri aşmamaya çalışın,okuyan yorulmasın.Tebrik eder başarılar dilerim. Esen kalın.