Advert
Advert
TANRIMIZA HAMDOLSUN
Kemal ÖZCAN...

TANRIMIZA HAMDOLSUN

Bu içerik 1590 kez okundu.

20 ay askerlik yaptım, böyle bir şey ne yaşadım, ne de duydum?

Manisa’da binlerce asker yedikleri yemekten zehirlendiler.

Hem de üst üste birkaç defa.

Bir asker de hayatını kaybetti.

Yazıklar olsun!

AKP iktidarından önce böyle bir şey yoktu.

Bunlar bir de asker ocağına, peygamber ocağı derler.

Askerin yemeğini taşerona ihale edersen, taşeron peygamber ocağı falan dinlemez.

Onların dini, imanı paradır.

Düşük maliyetle servet sahibi olmaktan başka bir şey düşünmezler.

Demirsiz, çimentosuz, deniz kumuyla inşaat yapan müteahhit gibi malzemeden çalarlar.

Soma madenlerini özelleştirdiler, özel sektörün kar hırsına teslim edilen 301 madenci karbon monoksit zehirlenmesiyle katledildi.

Halkın tepkisinden korktukları için hepsine şehadet şerbeti içirdiler.

Ne gariptir ki bu şerbeti hep fakir, fukaranın çocukları içer.

Ciner grubuna satılan Siirt’in Şirvan ilçesindeki bakır madeninde 16 işçi göçük altında kaldı.

Yine Ciner grubuna ihale edilen Afşin Çöllolar kömür ocağında 9 maden işçisi,

75 milyon metreküp toprağın altında 7 yıldır çıkarılmayı bekliyor.

Bu katliamlar saymakla bitmez..

Askerin yemeğini de gözünü kar hırsı bürümüş yemek şirketlerine ihale ettiler, bu sefer askerler zehirlendi.

AKP’den önce askeri kamplar dahil her yerde yemekler aşçı askerler tarafından yapılırdı.

Yemekler de gayet lezzetliydi bunu da söylemek lazım.

Öyle zehirlenme mehirlenme mümkün değil, adamın askerliğini yakarlar, askerliğini.

Neymiş efendim?

Asker sadece savaşırmış, yemek yapmak onun işi değilmiş!

Halbuki dünyanın tüm büyük orduları yemeğini kendisi yapar,

bana göre bu mevzu silah çatmaktançok daha önemlidir.

Rant için bu sistemi bile değiştirdiler.

Ordusu savaşta aç kalma ihtimali olan bir cihan devleti olduk,çıktık.

Dünya sarayımızı, pardon külliyemizi görünce bizim ne kadar büyük bir devlet olduğumuzu düşünüyordur herhalde.

Ordu bir bütündür ve yemek yapmak bu bütünün bir parçasıdır.

Türk silahlı kuvvetlerinde her şey günü kurtarmaya yönelik.

Bu günü kurtaralım da, sonrası Allah kerim anlayışı hakim.

Dile kolay 3000 kişi birden nasıl zehirlenir ya, aklım havsalam almıyor.

Evladınızı gözünüz gibi bakıp yetiştirip devlete emanet ediyorsunuz, başına gelene bakın!

Hatırlarsanız 2012 yılında Afyon’da gecenin karanlığında, kurallara aykırı biçimde cephanelik taşınırken,

patlama olmuş ve 25 asker hayatını kaybetmişti.

Denetimsizliğin, rantın ve ihmalin kurbanları bunlar.

Böyle bir düzensizliğin olduğu yerde mühimmat depolarının patlaması da, askerlerin yemekten zehirlenmesi de her zaman olasıdır.

Manisa valisi açıklama yaptı, ‘zehirlenme değil bakteri kaynaklı bağırsak enfeksiyonu’ diye.

Gıda zehirlenmesini direk söylemiyor da, lafı dolandırıp duruyor..

Bu rezalet, dünyanın hangi ülkesinde olursa olsun hükümetten veya ordudan birçok istifa gelirdi.

Başta o ülkenin medyası bunun hesabını sorardı.

Demek ki televizyon kanallarında boy, boy asker dizileri oynatmakla olmuyor bu işler.

Halk desen askerinin bu hale düşmesine üzülür, tepki gösterirdi.

Maalesef istifa yok, tepki yok, hesap soran yok!

Bunun adı psikolojide şartlandırılmış çaresizliktir.

Şimdi yemek firmasının sözleşmesini feshederler, sonra o firma başka bir isimle insanları zehirlemeye devam eder.

Yemek şirketlerinin ilişkileri incelense kim bilir neler çıkar ortaya?

Bugün, yarın‘Eyy FETÖ, askerimin yakasını bırak’ diye naralar atarlarsa şaşırmayın.

20 ay askerlik yaptım.İstihkamdım.

Acemiliği İzmir Narlıdere’de, askerliğin geri kalan kısmını Ağrı Doğubeyazıt’ta tamamladım.

Yemeğin pişirilmesinden, karavanalarla dağıtımına kadar hepsini kendimiz yapardık.

Sırayla mutfak nöbetlerine gidilirdi.

Çuvallar dolusu patates, soğan ve havuç soyduk.

Bırakın yemek yapmayı, bizim bir mıntıka temizliğimiz vardı, sanki sürek avına çıkmışız gibi sabahın köründe çöp avlardık.

Hele bahar geldiğinde bir ot yolardık ki sormayın!

Karavana nöbetinde bölüğün yemeğini getirir kendimiz dağıtırdık.

‘Tanrımıza hamdolsun, milletimiz var olsun’diye bağırdıktan sonra,

Komutan ‘afiyet olsun’ der,

çok güçlü bir ‘sağ ol’ dan sonraortalık çatal, kaşık senfonisi.

Hulusi Akar Genelkurmay Başkanı olduktan sonra bu yemek duasını değişmiştir.

‘Allah’ımıza hamdolsun, milletimiz var olsun’diye bağırmaya başlamışlar.

Ayrıntıcılık ve şekilcilikte üstümüze yok.

Milli gazeteye konuşan yemek şirketi çalışanı ‘biz de oradan yemek yemiyoruz’ demiş.

Çöpe atılması gereken malzemelerin tekrar kullanıldığını,

askerlerin bu nedenle zehirlendiğini savunmuş.

Zehirlenmenin nedeninin tavuğun dışarıda tutulup,

soğuk hava deposuna konmamasından kaynaklandığını iddia eden firma çalışanı,

pirinç pilavının buzluklara yerleştirilmediğini ve kokan ürünlerin tekrar ısıtılarak askerlere verildiğini ileri sürmüş.

Gazeteye konuşan elemanın söyledikleri doğruysa eğer, ordu gerçekten Allaha emanet.

Hoş kalın, İnançla ve Dirençle kalın!

Kemal ÖZCAN-19/06/2017

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500