Advert
Advert
Advert
GÜZEL BAKMAK...!
Gülden SÖKELİOĞLU...

GÜZEL BAKMAK...!

Bu içerik 1265 kez okundu.

Bakmak ve görmek arasında fark vardır; aynı yere bakan insanlar aynı şeyi görmez. Görmek, bakış açısıyla ilgilidir.

Güzel bakmak ise; eğitim, insan ve doğa sevgisi ve gönül gözünün açık olması ile ilgilidir.

Kötü ve karamsar insanların düşünceleri de karanlıktır; çevresindeki hep olumsuzlukları, kusurları görür ve hep şikayet eder.

Olumlu düşüncelere sahip olan insanlar ise, çevresinde güzellikler görür ve çevresindekilere mutluluk verir.

Zaten çevremizde o kadar olumsuzluklar var ki; mutlu olmak varken, neden hayatımızı cendere içine alıyoruz?

Hayat, 3 günden ibaret. Dün geçmişte kaldı, yaşandı; yarın, gelecekte, daha yaşanmadı; hayat, bugünden ibarettir.

O zaman niçin, bugünü güzel yaşamayalım? Bugünün her dakikasını değerlendirelim; ah' lar ve vah' larla hayatımızı zehir etmeyelim.

Değer verdiklerimize, sevdiklerimize onları sevgimizi her şekilde gösterelim. Çünkü, yarın geç olabilir ve sevdiklerimizi kaybettikten sonra ertelediklerimiz yüzünden mutsuz olabiliriz.

Hayat, bir değirmen gibidir; hayatın kısır döngüsüne kendimizi kaptırınca, o değirmen bizi öğütür; kişiliksiz ve kimliksiz hale getirir ve hayattan zevk alamayız.

Hayattan zevk almak istiyorsak, sevdiğimiz işi yapmalıyız. Çinli filozof Konfüçyus'a ,'siz, niçin yaşlanmıyorsunuz?' diye sorulduğunda,'sevdiğim işi yapıyorum da ondan' demiştir.

Peki, çalışanların hepsi mesleğini seviyor mu? Hayır... Günümüzde çalışabilenler şanslı, ama çoğu sevdiği işi yapmadığı için mutsuz.

Örneğin, genç, öğretmen oluyor ama atanamadığı için, maden ocağında çalışıyor ya da çaycılık yapıyor.

Bu durumda hayatın yükünü ve stresini azaltmak için, insanlar kendi mesleğinin yanında, sevdiği, ilgi duyduğu hobilere yönelebilir; örneğin, güzel sanatlar veya sportif faaliyetlerden birine yönelerek, hayatını daha anlamlı hale getirir ve mutlu olur. Hayatımızı renklendirmek elimizde ve her şey zihinde bitiyor.

Aileler, çocuklarının okulda başarılı olması için, sürekli ders çalışmasını istiyor ve baskı yapıyor; bu da bazen ters etki yapıyor ve çocuk inadına ders çalışmıyor.

Anne ve babalar olarak, çocuklarımızla daha çok zaman geçirelim; onları, ilgi alanlarına göre güzel sanatlara, edebiyata veya sportif faaliyetlere yönlendirelim ki, daha mutlu ve başarılı bireyler olarak yetişsinler. Çocuklarımıza, küçükten ibaret ellerine oyuncak tabanca, tüfek, kılıç vereceğimize; boyalar, resim defteri ve zeka geliştirici oyuncaklar verelim ki, ruh sağlığı yerinde nesiller olsunlar.

Çocuğun iyi yetişmesinde, anne ve babanın eğitimli ve kültürlü olması çok önemlidir.

Güzel düşünceli insanlar, bakış açılarıyla çevresine iyilik ve mutluluk verirler. Çirkin ve karanlık düşünceli insanlar ise, topluma bir kabus gibi çökerler ve yaşadıkları alanı çirkinleştirirler ve cehenneme çevirirler.

Dünyamızı sevgi, hoşgörü, iyilik ve güzellikler kurtaracak; yeter ki, birbirimize güvenelim ve bir araya gelelim.

Bu dünyada cenneti yaşamak için, düşüncelerimiz ve davranışlarımızla iyilik ve güzellikler saçalım ki herkes mutlu olsun.

Yazımı, ünlü Türk düşünürü Mevlana'nın, Mesnevi'sinden bir bölüm ile bitirmek istiyorum:

'Ey kardeşim! sen tepeden tırnağa kadar düşüncesin,

Gerisi kemikler ve dokulardan ibarettir.

Eğer düşüncelerin gül gibiyse sen gül bahçesisin,

Eğer dikenler gibiysen sen diken bahçesisin.'

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500