Advert
Advert
Advert
İDAM…
Gülden SÖKELİOĞLU...

İDAM…

Bu içerik 1516 kez okundu.

İnsanın yaşam hakkı kutsaldır. 1982 Anayasasına göre insanların temel haklarından en başta,' yaşam hakkı' gelir.

Bir çocuğun doğumundan yetişkin bir insan oluncaya kadar uzun ve zorlu bir süreç yaşanır. Bin bir emek ve sabırla yetişen insanın en temel hakkı, yaşam hakkıdır. Ancak bu hak yeterince korunamıyor; kazalar, cinayetler, savaşlar, terör nedeniyle insanların hayatları sona eriyor.

Devlet, vatandaşlarının güven ve huzur içinde yaşaması için her türlü tedbirleri almak zorundadır. Anayasada yer alan hukuk kuralları ile temel hak ve özgürlüklerin nasıl kullanılacağı belirlenir. Kanunlar önünde herkesin eşitliği ilkesi vardır. Kanunlar karşısında sınıf, zümre, dil, din, cins, mezhep farkı olmadan herkes eşittir.

Eğer kanunların uygulanmasında eşitlik ilkesine uyulmazsa, vatandaşların devletine güveni kalmaz. Toplumun huzuru ve iç barışın sağlanması için, adalet mekanizmasının çok iyi işletilmesi gerekmektedir ki, toplum vicdanı yara almasın.

68 kuşağının önemli liderlerinden, Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan'ın Amerikan emperyalizmine karşı verdikleri mücadele nedeniyle, 6 Mayıs 1972'de idam edilmelerinin üzerinden 45 yıl geçmesine rağmen hiç unutulmadılar. Onlara idam kararı veren Hakim Ali Elverdi'yi kimse tanımaz; o da yemek yerken boğazına kaçan lokma nedeniyle nefes alamamış, boğularak ölmüştür; Allah'ın adaleti tecelli etmiştir.

12 Eylül askeri darbesinden sonra, yükselen devrimci mücadeleyi kırmak için çok büyük baskılar ve işkenceler uygulandı;  gözdağı vermek için, 17 yaşındaki Erdal Eren, yaşı büyütülerek idam edildi. 12 Eylül döneminde, (1980- 1984) 517 sanığa, Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi tarafından idam kararı verildi; Askeri Yargıtay tarafından 124'ü onaylandı.

Milli Güvenlik Konseyi'nin onayladığı ve infaz ettiği 50 kişi dışındakilerin cezası müebbet hapse çevrildi. İdam edilen 50 kişinin, 18'i sol görüşlü, 8'i sağ görüşlü, 24 kişi adi suçluydu.

12 Eylül Askeri Darbesinin lideri Kenan Evren'in, 3 Ekim 1984'te Muş'ta söylediği şu söz hala hafızalardadır 'Asmayıp da besleyelim mi?'

12 Eylül rüzgârından, ülkemizde pek çok kişi savruldu; eğitimli gençlerin ve ailelerinin hayatları karartıldı.

 Daha sonra Türkiye'nin AB üyeliği sürecinde idam cezası kaldırıldı; binlerce insanın ölümünden sorumlu olan, PKK terör örgütünün liderine, ömür boyu hapis cezası verildi.

Ergenekon ve Balyoz davaları nedeniyle, Genelkurmay Başkanı, Kuvvet Komutanları ve subaylar terör örgütü kurmakla suçlandılar; bu süreçte, müebbet hapis cezaları verildi; uzun yıllar hapis hayatı çekenler, ölenler, intihar edenler oldu. Sonunda bunun kumpas olduğu anlaşıldı ve serbest bırakıldılar. Eğer idam cezası yürürlükte olsaydı, suçsuz oldukları halde idam edileceklerdi. Bu davaların savcıları ve hakimleri ise, FETÖ kapsamında tutuklandılar.

Gücü elinde bulunduranlar, adaleti baskı ve zulüm aracı olarak kullanırlarsa, bumerang gibi döner, dolaşır, kendini vurur.

Adaleti temsil eden kadın heykelinin gözü bağlıdır ve bir elinde kılıç, diğer elinde dengeli bir terazi vardır. Adaleti temsil eden kişilerin, bağımsız, tarafsız ve vicdanlı olmaları gerekir ki, verdiği kararlar vicdanları sızlatmasın.

Şimdi, idam konusu yine gündemde; idamın geri gelmesi için referanduma gidilmesi konuşuluyor; bu çok tehlikeli bir söylem.

Eğer, Türkiye Cumhuriyeti yıkılır, yerine şeriat devleti kurulursa; şeriata uymayan herkesin idam edileceği, kadınlara bazı nedenlerden dolayı Recm ( toprağa gömülüp, taşlanarak öldürülmesi) cezasının verilmesi çok yakındır. Günümüzde Suudi Arabistan, İran, Malezya gibi ülkelerde bu tür uygulamalara rastlıyoruz ama yine de suçların önüne geçilemiyor.

Yıllar önce okuduğum, Faruk Erem'in, 'Bir Ceza Avukatının Anıları' kitabının ön sözünde yer alan şu cümle hiç aklımdan çıkmaz 'Suçluyu kazıyın, altından insan çıkar.'

Suçların önüne geçmenin en iyi yolu; çocuklarımızı insan onuruna yakışır bir şekilde, donanımlı, çağdaş, hoşgörülü, sevecen bireyler olarak yetiştiren eğitim sisteminden geçer.

Eğitim sistemimde sık sık yapılan değişiklikler, insanın aklına şu soruyu getiriyor 'Düşünmeyen, sorgulamayan, körü körüne itaat eden, başka fikirlere- sanata- bilime değer vermeyen, hoşgörüsüz, sevgisiz nesiller mi yetiştirilmek isteniyor?'

Çocuklarımızın eğitimiyle oynamayalım; dolayısıyla geleceğimiz güzel ve umutlu olsun.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500