Advert
Advert
Advert
HÜZÜNLÜ REFERANDUMLAR
Ali GENÇOĞLU...

HÜZÜNLÜ REFERANDUMLAR

Bu içerik 975 kez okundu.

Son dönemeçte neredeyse referandumla ilgili tartışma programlarını, mitingleri, referanduma dair ne varsa bırakmış durumdayım. Bir apolitik tavır mı geliştiriyorum tam emin değilim ama bilgisayar başında işlerimle ilgilenirken arka planda Survivor dönüyor sık sık...

Bugüne kadar bu programı neden hiç izlememişim dedim içimden... Hayatımda bu kadar kafa dağıtan bir format görmedim.

Referandum nasıl geçer veya sonucu ne olur bilemiyorum ama bildiğim şey memleketin ahvalinin artık hüzünlü bir veda havasına büründüğüdür. Kıl payı evet veya hayır çıksa da neredeyse hiçbir şeyin değişmeyeceği, bir karanlık tünelin içinde hangi duvara toslayacağını bilmeyen bir kamyonun içindekiler gibi kaderimizi bekliyor olacağız.

Ciddi manada merak ettiğim husus, artık neredeyse iki ayrı dünyayı yaşayan iki keskin kesimin nasıl bir barış yapıp aynı toplumun bir parçası olabileceği. Yoksa hükümet gelmiş gitmiş, başkası gelmiş, başkanlık gelmiş gelmemiş, pek de artık kayda değer hususlar değil sanırım. Sonuçta bu kadar yıldan sonra neredeyse birbirine ağız dolusu küfrederek rahatlayan kesimlerin aynı toplumun parçaları olarak yaşamalarının oldukça imkansız olduğunu düşünüyorum -ki bu son referandum da buna tüy dikmiş durumda.

Esasen benzer bir faşizm deneyimini birçok Avrupa devleti de yaşamış bulunmakta. Cidden merak ettiğim de bu; acaba Nazizm sonrası Almanya, Faşizm sonrası İtalya, Franco sonrası İspanya, Salazar sonrası Portekiz, Pinochet sonrası Şili, ve daha birçokları acaba nasıl tekrardan kaynaşmışlar merak ediyorum.

Sonuca baktığımızda tüm bu uluslar bir şekilde beraber yeni bir sayfa açarak geçmişin üzerine öyle veya böyle sünger çekip başlamak durumunda kalmışlar. Cidden böyle bir başlangıcın nasıl yapılabildiği hususunda bu marjinal dönem sonrası yardım almamız gerekecek herhalde. Ya da belki toplumca en güzel huyumuz olan konuşmadan, görüşmeden oldu bittiye getirip devam ederiz.

Nereye gideceğini kestirememekle beraber sanki üzerini kapatıp devam etme eşiğinin de yavaş yavaş aşıldığını düşünüyorum. Hele ki referandum sonrası evet de hayır da çıksa ülkedeki iktidarın toplum için düşündüğü tasarrufları az çok ön gördüğümüzde bunun imkansızlığı daha da beliriyor.

Ömrümde ilk defa bir oylama öncesi bekleyelim görelim zihniyetinden fersah fersah uzaktayım. Sanki görmek için beklemeye hiç mi hiç gerek yok gibi... Geçen yüzyılın başında bir büyük hayali gerçekleştiren Türkler, artık bir hayalin peşinde savrulur gibiler...       

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500