Reklamı Geç
Advert
Advert
Advert
Advert
CAYAN OLUR MU BİLMEM..?
Kemal ÖZCAN...

CAYAN OLUR MU BİLMEM..?

Bu içerik 1226 kez okundu.

Çalışma Bakanı perşembe günü Yatağan’a geldi.

Yatağan Termik Santralinde biz çalışanlarla birlikte bir öğle yemeği yedi.

Ardından bir sandalyenin üzerine çıkarak geliş maksadını anlattı.

Tayyip Erdoğan’ın çalışan ve üretenin yanında olduğunu söyledi.

15 Temmuz ikinci Kurtuluş savaşının şehit ve gazilerini andıktan sonra,

‘’İpin ucunu milletin eline veriyoruz.’’ dedi.

15 yıllık iktidarları süresince ipin ucu kimdeydi acaba.?

‘’Kriz, koalisyon, vesayet odakları, güçlü sistem, istikrar,

Korkak Hollanda ve en sonunda sandığa vicdanınızla gidin evet verin’’ dedi.

Değiştirilen anayasa maddelerinin içeriğine girmeye bile gerek görmedi.

Evet çıkarsa ülkeye istikrar gelecek, İpin ucu da bizde olacak, o kadar.!

Şimdiye kadar ne yapmak istediler, kime ne vermek istediler de veremediler diye düşündüm.

Daha sonra enerji işçilerinin örgütlü olduğu TES-İŞ Sendikamızı ziyaret etti.

Sendikada yaptığı konuşmada asgari ücretin dolar üzerinden patronlara maliyetini anlattı.

Daha dün ekonomik darbe yapılıyor, elinizdeki dolarları bozdurun diyorlardı.

Asgari ücretin hesabını dolarla yapıyor.

Oysa Tayyip Erdoğan 1993’te muhalefetteyken çay simit hesabı yapmıştı.

Reis’in sözünü tutan 3 çocuklu, 5 kişilik bir aileden bile hesap etsek,

çay artı simit 2 lira diyelim, 3 öğünle ayda 900 lira para tutuyor.

3 çocuklu bir aile için 1483 lira olan asgari ücretten, 900 lirayı çıkarırsak,

geriye kalan 583 lirayla en az 3 çocuk yapın talimatına uymuş bir aile gül gibi geçinir gider..

Tayyip Erdoğan 93 senesinde muhalefetken "bu zalim yönetim bu aziz millete, 1 bardak çayla 1 simidi bile layık görmüyor, bunların peşinden nasıl gideceksiniz.?

Evin kirasını kim ödeyecek, elektrik parasını kim ödeyecek, su parasını kim ödeyecek, çoluk çocuğun okul masrafını kim karşılayacak, soruyorum sizlere? işte ekonomik durum bu."demişti.

Nasıl hesaplarsa hesaplasın,asgari ücret hala açlık sınırının altında..!

Emek cephesinde pek değişen bir şey yok, yoksulluk aynı diz boyu.

Araştırınca Çalışma Bakanımızın asıl adının Mehmet Alioğlu olduğunu öğrendim

Mesleği doktorluk.

İstanbul’da ‘’Avcılar Hospital’’ adında bir özel hastanenin sahibi.

Yunanistan’dan İstanbul’a okumak için gelmiş.

İstanbul İmam Hatip okulunda, Tayyip Erdoğan’ın sınıf arkadaşı.

Cerrahpaşa Tıp Fakültesini bitirdikten sonra, gittiği Yunanistan’da hekimlik yapamamış.

1983’te kaçak olarak tekrar Türkiye’ye iltica etmiş.

Yunanistan vatandaşlığından çıkarılmış, Türk vatandaşı olurken,

Alioğlu soyadını Müezzinoğlu olarak değiştirmiş.

Dr. Mehmet Müezzinoğlu önce Sağlık Bakanlığı yaptı.

Sağlık Bakını iken yurt dışından doktor getirmenin önünü açtı.

Sağlık Bakanı ve Sağlık Bakanlığı müsteşarı özel hastane sahibi ise,

o ülkede Sağlık hizmetleri vatandaş lehine olabilir mi..?

‘’Sezaryen fıtratta yok’’ diyerek, fıtrat edebiyatını bir üst noktaya taşıdı.

Bugün Çalışma Bakanı.

Kaçak işçi,çocuk işçi, mevsimlik işçi, taşeron işçi, kiralık işçi, asıl işçi, yardımcı işçi,

yabancı işçi, kamu işçisi, özel sektör işçisi, sigortasız işçi, sendikasız işçi vs..

Say say bitmez.

Sendika Şube Başkanlarımız kendisine çalışma hayatının temel ve güncel sorunlarıyla ilgili bir rapor verdiler.

Şube Başkanımız Fatih Erçelik‘’iş güvencemiz olan kıdem tazminatlarımıza dokunmayın’’ dedikten sonra,

‘’EÜAŞ Genel Müdürü kazandığımız mahkeme kararlarını uygulamıyor ve kendisine ulaşamıyoruz’’ dedi.

Hemen ilgileneceğini, olmadı konuyu pazartesi günkü Bakanlar Kurulunda Enerji Bakanına ileteceğini söyledi.

Bakalım bekleyip göreceğiz.

Ama hakkını vermek lazım kesinlikle Binali Yıldırım’dan daha ikna edici konuşuyor.

Lafı evirip çevirip evet’e bağlıyor.

Genel Müdüre ulaşılamamanın faturasını bile mevcut sisteme kesti.

Niyeti Türkiye’nin seçilmiş son çalışma bakanı olarak tarihe geçmek.

Daha önce Tayyip Erdoğan’ı külhanbeyi diye eleştirenlere, en büyük külhanbeyi Atatürk demişti

Eski Cumhurbaşkanı A. Necdet Sezer’i de saksıya benzetmişti.

İsmet İnönü için ‘’bugün ölüm yıldönümünü kutladık’’ diye kötü bir gaf yapmıştı.

Bugün Çalışma Bakanı geldi ve Yatağan Termik Santralinde çalışanlardan evet oyu istedi.

İşçilere hayır demekten caydırmaya çalıştı desek daha doğru olur.

Cayan olur mu bilmem.?

Ancak şunu çok iyi biliyorum.

Enerji ve Maden işçileri özelleştirmeye karşı 447 gün direnirlerken,

nedense iktidar partisine mensup siyasetçilerişçilerden ve yöre halkından yana tavır koymadılar.

Hatta Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ve Enerji Bakanı Taner Yıldız’ın,

Santralin önünden geçecekmiş numarası çekerek, Güzelköy, Bozarmut üzerinden patika yolu kullanarak,

işçilerden kaçışları hala hafızalarımızda.

Tayyip Erdoğan geldiğinde Muğla’ya girmemize izin verilmedi.

Girebilenlere de şiddet uygulayıp 100 kişiyi gözaltına aldılar.

Sesimizi duyuramadık.!

Neyse lafı fazla uzatmayım.

Yapılacak olan anayasa değişikliğinde emekçileri ilgilendiren tek bir madde yok.

Sadece seçilme yaşının 18’e düşmesi var.

Bu seçim sistemi ile işçinin, köylünün 18 yaşındaki çocuğunun milletvekili olması mümkün değil.

Mevcut siyasetçilerin gelecekteki torunları düşünülmüş gibi.

Yapılacak olan referandum bir parti seçimi filan değil, yetkileri tek elde, tek adamda toplama seçimi.

Vatana, Millete Hayırlı olsun.

Hoş kalın, İnançla ve Dirençle kalın..

Kemal ÖZCAN-18/03/2017

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500