Advert
Advert
Advert
HALİFELİK
Gülden SÖKELİOĞLU...

HALİFELİK

Bu içerik 1347 kez okundu.

İslam dininin peygamberi olan Hz. Muhammet,610 yılında kurulan İslam Devleti'nin kurucusu aynı zamanda din ve devlet başkanı idi.

632 yılında Hz. Muhammet'in ölümünden sonra, peygamberin görevlerinin bir kısmını yapması ve müslümanlara baş imamlık yapması için, aday olanlar arasından seçilen kişi 'Halife' oldu; böylece 'Dört Halife Devri' başladı.Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz .Ali halk oyu ile Halife seçildiler.

Ancak Şam valisi Muaviye ile Hz. Ali arasında yapılan 'Sıffin Savaşı'nda hile yapılması, Hz. Ali'nin halifeliğini kaybetmesi ve öldürülmesinden sonra, İslam Devletİ'nde

'Emeviler Devri' başladı ve 'Halife'lik babadan oğula geçen saltanat halini aldı.Emeviler ve Abbasiler dönemlerinde de fetihlerin yanısıra 'Halife' olmak için kanlı savaşlar yapıldı.

Osmanlı padişahı Yavuz Sultan Selim'in Memlük Devleti' ne karşı yaptığı 1516- Mercidabık(Suriye), 1517-Ridaniye (Mısır) seferlerini kazanması ve Memlük Devleti'ne son vermesi üzerine Halifelik sembolik olarak Osmanlılara geçti. Böylece Osmanlı padişahlarının Halife ünvanını almasıyla, İslam dünyasında nüfuzları(etkisi) arttı.

Osmanlı Devleti Trablusgarp ve Balkan Savaşları'nda kaybettiği topraklarını geri almak; Alman hayranlığı ve Almanya'nın savaşı kazanacağı düşüncesiyle, İttifak Devletleri yanında yer aldı.İngiltere, Fransa,Rusya'dan oluşan İtilaf Devletleri'ne karşı Osmanlı Devleti,Doğu cephesinde Ruslara karşı; Suriye, Irak,Mısır, Filistin, Hicaz-Yemen,Sina, Çanakkale cephelerinde İngilizlere, Fransızlara ve Ermenilere karşı; müttefiklerine yardım etmek için, Makedonya,Galiçya ve Romanya cephelerinde savaşmıştır.

Osmanlı padişahı Sultan Mehmet Reşat Halife ünvanı ile 'Cihad' ilan etmiş ama Araplar, Hristiyan İngiliz ve Fransızlar ile işbirliği yapmışlar; Osmanlıları arkadan vurarak,Türk askerlerinin bir çok cephede kayıplar verilmesine sebep oldular.Osmanlı padişahının halifeliği etkili olmadı ve sömürgeci devletlerin istediği oldu.

Osmanlı Devleti  savaşı kaybedince, şartları çok ağır olan Mondros Ateşkes Antlaşmasını imzaladı; Sömürgeci devletler, başta İngiltere olmak üzere, Fransa, İtalya ve İngiliz himayesindeki Yunanlılar istedikleri yerleri işgal ettiler. Türk halkı bu işgallere karşı direniş birlikleri kurdu ve topraklarını savundu.

Osmanlı padişahı Sultan Vahdettin,işgallere karşı direniş yapmanın İngilizleri kızdıracağını düşünerek,saltanatını ve halifeliğini korumak için İngilizlerin insafına sığınmak istiyordu. Samsun çevresinde İngiliz işgaline karşı çıkan karışıklığı düzeltmesi için Mustafa Kemal paşa görevlendirilir. O' da halkın direnişini daha da örgütler; Amasya Genelgesi'ni yayınlaması, Erzurum ve Sivas Kongreleri'ni toplaması ve TBMM' nin açılması ile Padişahın egemenliğini tanımadığını, millet egemenliğinin esas alınacağını;halkın kendi kaderini kendisinin çizeceğini belirtmiştir.

 Doğu cephesinde Ermeniler, Güney cephesinde Fransızlar ve İngilizler, Batı cephesinde de İngiliz himayesindeki Yunanlılara karşı Kurtuluş savaşı verildi.Yunanlılara karşı; 1. ve 2. İnönü savaşları,Kütahya-Eskişehir Muharebeleri yapıldı. Yunanlıların Ankara yakınında Polatlı'ya kadar ilerlemesi üzerine, bazı milletvekilleri Meclis'in Kayseri'ye taşınmasını ister; başta Dersim Milletvekili Diyap Ağa olmak üzere bazı vekiller karşı çıkar.Bu karışık dönemde   Mustafa Kemal Paşa 4 Ağustos 1921'de TBMM'ne verdiği önerge ile Başkomutanlığı kabul ettiğini bildirdi ve Meclis'in tüm yetkilerini de fiilen kullanmayı istedi  ancak M. Kemal Paşa'nın en yakın arkadaşı olan vekiller, sınırsız yetkilerin bir kişiye verilmesine karşı çıkarlar ve sonunda TBMM tarafından, 3 aylığına, 5 Ağustos 1921'de Mustafa Kemal'e 'Başkomutanlık' yetkisi verildi.100 km'lik cephede, 21 gün ,21 gece süren Sakarya Meydan Muharebesi sonunda,Yunanlıların eline geçen topraklar geri alındı.26 Ağustos 1922'de başlayan Büyük Taarruz ve 30 Ağustos 1922'de yapılan Başkomutanlık Meydan Savaşı sonunda Türk Milleti haklı ve onurlu savaşını zaferle taçlanlandırdı.

Kurtuluş Savaşı'nın kazanılması üzerine, padişah egemenliği ile millet egemenliği bağdaşmadığı için 1 Kasım 1922'de 'Saltanat' kaldırıldı;padişahın elinde sadece 'Halifelik' yetkisi bırakıldı.Ancak son Halife Abdülmecit'in kendini padişah gibi görmesi, ödeneğinin arttırılmasını istemesi ve dış ülkelerden gelen temsilcilerin kendisini de ziyaret etmesini istemesi üzerine, 3 Mart 1924'de Halifelik kaldırıldı.

Aynı tarihte Şer'iye ve Evkaf Vekaleti kaldırılarak; Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Diyanet İşleri Bakanlığı kuruldu.

Tevhid-i Tedrisat Kanunu kabul edildi; böylece eğitimde birlik ve laiklik sağlandı.

Erkan-ı Harbiye Vekaleti kaldırılarak; Genel Kurmay Başkanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı kuruldu.

Osmanlı hanedan mensuplarının yurt dışına çıkarılması kararı alındı.

Halifeliğin kaldırılması; hukuk sisteminin ve eğitimin laikleşmesini sağlamıştır.

Hukuk sisteminin laik olması yani din ve devlet işlerinin ayrı olması; insan haklarının güvencesidir.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Nevzat Çağlar Tüfekçi     2017-03-06 Güzel yazı. Kutlarım.