Advert
Advert
Advert
AYHAN HOCA’NIN ARDINDAN…
Nevzat Çağlar TÜFEKÇİ...

AYHAN HOCA’NIN ARDINDAN…

Bu içerik 1663 kez okundu.

Türkiye kooperatifçiliğinin önemli isimlerinden ve Tarım Ekonomisi Uzmanı Prof. Dr. Ayhan Çıkın’ı kaybettik. O gerçekten yeri doldurulamaz bir bilim insanıydı. Kooperatifçilik alanında çok sayıda eser, makalesi ve yazıları bulunmaktadır. Yaşamının son anına kadar toplantıdan toplantıya koştu, aydınlık düşünceleri anlattı ve ışık saçmaya devam etti çevresine. Ülkemizde kooperatifçilik bilincinin oluşmasına katkı koyan en önemli isimlerden birisidir, O.

Ayhan Hocayı, Ege Üniversitesi Fen Fakültesinde okurken (1973-1980 arası) ismini duyardım ama tanışmak, görüşmek mümkün olmadı. 2010 yılında Milas Meslek Yüksek Okulu Müdürlüğüne atandıktan sonra görüşmeye başladık. Hoca entelektüel düzeyi ve bilgi birikimi çok yüksek olan birisiydi. Onunla sohbete doyum olmazdı. Bir-kaç kadeh aldıktan sonra sohbet daha da güzel olurdu… O çok yönlü bir insandı. Akademisyendi, edebiyatçıydı, kooperatifçi ve Tarım Ekonomisi Uzmanıydı. Ege Üniversitesinde alanıyla ilgili birçok birimin kurulmasına öncülük etti ama solcu kimliğinden dolayı hiçbir zaman kurduğu birimlerin başına getirilmedi…

Ayhan Hoca, hayatının yazılmasını istiyordu ama “Ben kendimi yazamam” diyordu. Bir görüşmemizde, “Hocam, sizin hayatınızı ben yazacağım” dedim. Bir içerik ve görüşme planı yaptık. Plan doğrultusunda görüşmelere başladık. 2012 yılında Hocamız Milas Meslek Yüksek Okulu Müdürüyken görüşmelere, odasında başladık. Görüşmeler, onu yormadan oluyordu. Ben soruyorum, o yanıtlıyor ve bir yandan da kayıt yapılıyordu. Görüşmeler aralıklı olarak bir yıl sürdü. Sonra bu görüşmelerin kayıtlarını çözdüm. Ortaya kalın bir ham söyleşi metni çıktı. Sonra bu ham metin üzerinde çalıştık ve bir yıl da bu metinler, aramızda(Milas-İzmir arasında) gitti geldi. İki yıllık bir çalışmanın sonucunda ortaya basılmaya hazır bir eser çıkmıştı.

Hocayla yaptığım söyleşiden büyük zevk duydum. Anlattıkları ders niteliğinde şeylerdi. Metinler üzerinde çalışırken, o kalın metni baştan sona her okuyuşumda ayrı bir zevk aldım, ayrı bir heyecan duydum. Hocanın, hayatı sürükleyici bir roman olmuştu sanki. Kitabı üç bölümden oluşturmuştuk; 1- Çocukluk-Gençlik ve Akademisyenlik yaşamı, 2-Kalp nakli öncesi ve sonrası ile 3- Şair kimliği…

Ayhan Hoca, 12 Mart ve 12 Eylül’ün baskı dönemlerini yaşayan, bunun için bedel ödeyen ve akademik ilerleyişinin önüne hep engeller çıkarılan bir kişi. Doçentlik öncesi yurtdışına gider, burs kazanır ve bursu alması engellenir. Lojman hakkıdır, verilmez. Hakkında MİT’e asılsız ihbarlar yapılır...

Kooperatifçilik onun yaşamıdır. Tüccarların, kooperatifleri batırmak için ne dolaplar çevirdiğini anlattı Ayhan Hoca. Rahatsızdır, uzun süreli ders anlatamamaktadır, bir süre sonra tıkanıp kalmaktadır. Kalbi doğuştan rahatsızdır ama bu teşhis bir türlü konulamaz. 2000 yılında teşhis konulduğunda, ona başka bir kalp gereklidir. Ege Üniversitesinde hasta yatağında yatmaktadır. Kalp iki gün daha bulunmasa ölecektir. Ölümle yaşam arasındaki ince çizgide gidip gelmektedir. Bu duygular içinde kendisinden geçer ve öbür dünyada ölmüş babasıyla karşılaşır. Babası onu omzuna alır, bütün mezarlıkları dolaştırır ve en sonunda Yatağan-Cazkırlar Köyündeki evlerinin önünde sırtından indirir ve “oğlum bu mezarlıklarda sana yer yok, en iyisi mi sen dünyaya geri dön” der ve Ayhan Hoca uyanır… Bir gün öğrencisi, elinde çiçekle onu ziyarete gelir, hasta yatağında bitkin düşen ve aşırı zayıflayan Ayhan Hocasını tanıyamaz... Ayhan Hocasını, Ayhan Hoca’ya sorar… Kalp bulunur, bu sefer, doktorlar arasında tartışma başlar; “bu kalp Ayhan Hocanın yaşlı bedenine uyum sağlamaz, bunu genç bir hastaya takalım” derler… Kalp ona takılır ve kalp nakli olanların içinde en uzun yaşayanı da odur.

Ayhan Hoca’nın hayatı ibretlik öykü-olay ve derslerle dolu. Onun hayatı mutlaka okunmalı.

Çalışmamızın, ulusal (Doğan Kitap, Yapı Kredi, İş Kültür Yayınları vd.) bir yayınevinden çıkması için girişimlerde bulunduk. İstiyorduk ki Ayhan Hocanın, kalp nakli ameliyatı ve organ bağışını teşvik eden yazı ve konuşmaları en geniş kesim tarafından bilinsin, öğrenilsin. Bu girişimlerimizden bir sonuç alamadık. Yayınevleri, bizim çalışmayı ticari bulmadı. Daha sonra Milas Belediye Başkanı Muhammet Tokat’a bu konuyu ilettim. Sayın Başkan, “tabi, seve seve“ dedi ve kitap Aralık 2016’da basıldı.

Kitabın basılmasına Ayhan Hoca çok sevindi. Gönderdiğim bir miktar kitabı hemen Ege Üniversitesi Tıp Fakültesindeki kendisini ameliyat eden Hocalara dağıtmış. Milas Belediye Başkanı Muhammet Tokat’a bu vefalı davranışından dolayı teşekkür etti. Hatta Başkan Tokat, Bahar aylarında kitap için bir tanıtım kokteyli de yapalım demişti. Ayhan Hocanın ömrü buna yetmedi. Hatta hocamla sözleşmiştik; kitap basıldıktan sonra, bunu bir-kaç kadehle Cazkırlar’da kutlayacaktık ama olmadı…

Sağlığında bu kitap iyi ki basılmış. Basılmasıydı, o çok üzülecekti, ben de çok üzülecektim. Kitabın basılmasını sağladığı için Milas Belediye Başkanı Muhammet Tokat’a çok teşekkür ediyorum. Başkan için bu kitabın basılması tam bir vefalılık ve değerbilirlikti. Hocamızın gözü arkada kalmadı.

Hocam, en büyük mirasın bizlere, kitapların ve aydınlık düşüncelerindir. Geride, Türkiye’nin aydınlık yarınlarına ışık tutacak çok sayıda eser bıraktın. Eserlerin, bizim en büyük hazinemiz… Işıklar/Nurlar içinde uyu hocam… Siz, son an’a kadar, çevrenize ışık saçmaya devam ettiniz. Işığınız, yolumuzu aydınlatan bir meşale olacaktır daima!..

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500