Advert
Advert
OKYANUS ÖTESİNDEN, DEVLET BAHÇELİ' YE…
Kemal ÖZCAN...

OKYANUS ÖTESİNDEN, DEVLET BAHÇELİ' YE…

Bu içerik 1779 kez okundu.

15 Temmuz darbe girişimoperasyonlarına i sadece bir sonuçtur!

Ülkeyi 15 Temmuzun eşiğine getiren nedenleri bilmeden,

sadece sonuca bakarsak, eti görür, fakı göremeyiz.

15 Temmuz kalkışması, AKP iktidarından ne istedilerse elde ederek, devleti ele geçiren dinci bir

cemaatin,

iktidarı elle geçirme kavgasının şiddete dönüşmesidir.

Eğer AKP ‘’devleti ele geçirmenize bir şey demedik, size yardımcı da olduk,

buyurun yasama ve yürütme de sizin olsun’’ demiş olsaydı bu kavga da olmazdı.

Ama AKP, iktidarın tüm olanaklarından faydalandırdığı bu cemaate iktidarı bırakmadı.

17/25 Aralık yolsuzluk operasyonlarına kadar her anlamda birbirlerini destekleyen,

aynı hedefe doğru yürüyen insanlar birden bire düşman kesildiler?

O tarihten sonra Gülen cemaati terör örgütü, hasretiyle yanıp tutuştukları,

Fethullah Hoca efendileri de terör örgütünün başı olup çıkmıştı.

Her şey gözümüzün önünden bir film şeridi gibi gelip geçti...

Biz hala uzaylı görmüş köylü gibi ne olduğunu anlamaya çalışıyoruz.

Halbuki daha 2010 referandumunda birlikte evet kampanyası yürütmüşler ve birlikte kazandıkları bu zaferi birlikte kutlamışlardı.

Hani Fethullah Gülen,

‘'İmkan olsa mezardakileri bile kaldırarak referandumda '’Evet’' oyu kullandırmaklazım.

Ben zannediyorum kalkarlar da’’ demişti ya işte o referandum.

12 Eylül referandumunda okyanus ötesinden destek veren Fethullah Gülen bugün terörist başı oldu.

Kaderin cilvesine bakın, o gün destek okyanus ötesinden gelmişti, bugün ise Devlet Bahçeli’den…

Tayyip Erdoğan başbakanken bir konuşmasında isim vermeden,

referandumda kendisini destekleyen Fethullah Gülen'e teşekkür ederek şöyle demişti;

‘’Dünyanın dört bir yanından, okyanus ötesinden bu sürece destek veren,

tüm kardeşlerimi kutluyorum.”

12 Haziran 2011 tarihinde yapılan genel seçimler öncesi;

"MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, kasetlerle ilgili Fethullah Gülen Hoca'yı suçladı. Gülen'in böyle

suçlanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusuna cevabı bir hayli sert olmuştu.

"MHP'nin bir defa Fethullah Hoca efendiye saldırısı gerçekten bana göre ihanet derecesindedir. Bu hiç ahlaki değil. Çok çok çirkin bir şey... Yani Hocaefendi, işi gücü bırakmış da Bahçeli'yle mi uğraşıyor?

Bir defa onun bulunduğu makam böyle bir şeye müsaade etmez. Onun meşgalesi böyle bir şeye

müsaade etmez. Bu çok çirkin, çok ayıp bir şey... Ben bunu ihanet derecesinde kınıyorum. Burada

kendini bir defa çek etmesi lazım, kendiyle uğraşması lazım. Ben inanıyorum ki, aklıselim sahibi

ülkücü kardeşlerim de bunun bu yaptıklarından ciddi manada rahatsızlar. Böyle bir yaklaşım olmaz.

Zannediyor ki bunu siyaset malzemesi olarak kullanırsa bundan bir şey elde edecek sanıyor ama çok

büyük yanlış yapıyor farkında değil.” diyerek Hoca efendiye sahip çıkmıştı.

Böylesine etle tırnak misali, can ciğer kuzu sarması olanların paylaşamadıkları şey neydi?

Bütün düğüm aslında ‘’ne istediler de vermedik’’ sözünün altında yatıyordu.

Mutlaka çok önemli bir şey istediler, onlar da vermedi.

Biz bu sözü söyleyen dünya liderimizin neler verdiğini açıklamasını beklerdik.

O “Rabbimden af, milletimden özür diliyorum” diyerek sorumluluktan kurtulmaya çalıştı.

FETÖ’cüler de kalkıp tövbe etse ‘’bir daha şeytana uyup kalkışma yapmayacağız’’ diye af dileseler ne olacak?

Devletin bütün kurumlarını ele geçiren cemaat,17/25 Aralıktan önce ne istediler de,

bu istekleri iplerin kopmasına neden oldu?

Ne güzel gülüm balım idare ediyorlardı memleketi.

Asker, polis, eğitim, sağlık, yargı,

kısacası tüm devlet kurumları cemaat tarafından ele geçirilmişti..

Yargının bağımsız olduğu, demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla işlediği bir ülkede,

sadece böyle bir darbe kalkışmasında bulunanlardan değil,

bunlara yardım ve yataklık yapanlar da adaletin önüne çıkarılır ve hesap sorulur.

Ne istedilerse verdiklerinin hesabını verirler.

Hangi kamu kaynakları peşkeş çekildi?

Kamu ihalelerinde ve özelleştirmelerde kimler kayrıldı?

Üçlü kararnamelerle ataması yapılan kişilerin hangi özelliklerine bakıldı?

Namazında, niyazında, hacca veya umreye gitme sayısına mı, yoksa eşlerinin başörtüsüne mi bakıldı?

Üniversite sınavlarında sınav soruları ele geçirerek, milyonlarca gencin gelecekleri çalınırken ne yapıldı?

Gençlerin dershanelerde, abi, abla evlerinde, yurtlarda, bu din simsarı gerici ve yobaz cemaatlerin elinde adeta

birer asosyal androit gibi, belli hedeflere doğru hazırlanırken ne gibi önlemler alındı?

İstihbarat teşkilatı neredeydi?

Çocuklarını bu dinci cemaatlere teslim etmeyen insanlar,

yıllarca her sınav sonunda çocuklarına geri zekalı muamelesi yaptılar,

İktidarın tüm olanaklarını cemaate peşkeş çek, ondan sonra 15 Temmuz kalkışmasının mağdurlarını oyna!

Bastırdığınız 1 Milyon adet 1 liralık madeni paralardan Atatürk’ün resmini kaldırıp,

Türkçe Olimpiyatları logosunu koyarken iyiydiniz ama.

Darphane Müdürü bile Türkçe olimpiyatlarını ‘’heyecanla bekliyoruz ‘’ diyerek iple çekiyordu.

Halkımız o günleri unutmadı..

Nedenlerine inmeden, sadece sonuca bakarak değerlendirirsek aldanırız.

FETÖ’cülere bu gücü, bu cesareti veren de, darbe yapabilecek kerteye getirende mevcut siyasi iktidardır.

Sorumlusu iktidarda kim varsa o dur!

‘’ne istediler de vermedik’’ demenin hukuk devletinde bir karşılığı vardır.

Eğer verdikleriniz teröristse, Allah affetsin demekle, özür dilemekle hiç geçiştirilemez.

Bu halkın çocuklarının hakkını yiyenler bunun hesabını verecekleri yerde,

gene halkın kendisine oylattıracakları anayasa değişikliğiyle yırtmanın peşinde.

Ancak bu defa pabuç pahalı, yeniden bir 7 Haziran hezimeti yaşanacak gibi…

Zerre kadar sorumluluğu olanlar bile, hesap vermekten kaçamayacak!

Hoş kalın, İnançla ve Dirençle kalın…

KemalÖZCAN-25/02/2017

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500