Advert
Advert
‘’VER BİLAL’İ, AL İKTİDARI..!’’
Kemal ÖZCAN...

‘’VER BİLAL’İ, AL İKTİDARI..!’’

Bu içerik 1770 kez okundu.

“MHP’nin başındaki kişi aile nedir, çoluk çocuk nedir bilmez,

onun böyle bir derdi yok. Çocuk nedir biz biliriz” 

Bu sözler bakan olacak dünya liderimize ait.

30 Mart 2014 tarihinde yapılan  yerel seçimlerde, Sivas meydanında bunları haykırıyordu..

O gün ben Devlet Bahçeli’nin namı hesabına gerçekten çok üzülmüştüm.

Sadece onun adına değil çocuk sahibi olamayan tüm insanlar için üzülmüştüm..

Bahçeli onu bu kadar kızdıracak ne söylemişti.?

Sadece ‘’Kabataş yalan, çık özür dile’’ demişti..

Nitekim Kabataş’ın yalan olduğu, ortaya atan kişinin  fantezisi olduğu,

net şekilde ortaya çıkmasına rağmen, o bel altı ifadelerle böyle cevap vermişti.

Yaptığı tüm saldırılar, hakaretler bir yana,  bu söyledikleri yenilir yutulur cinsten değildi.

Gerçi çocuk sahibi olamayanlar bunları söyledi diye verdikleri desteği geri mi çektiler.?

Tabi ki hayır..!

Eşi ve çocuğu yoktu ama, saygı duysa da,duymasa da,

hasbelkader bir  muhalefet partisinin genel başkanıydı..

Bahçeli’nin bende bıraktığı izlenim ise, kesinlikle bunun altında kalmaz diye düşünüyordum.

Ama yanılmışım.

Bugün çıktı bu lafları yediği kişiyi, devlet adamlığı kisvesiyle kurtarmaya çalışıyor.

Hani hesap sorulacaktı, sormayan şöyle olsundu, böyle olsundu..?

‘’Ver  Bilal’i, Al İktidarı’’ diye atıp,tutarken,

ne oldu da birden bire ‘’koltuğumu koru ,al başkanlığı’’ moduna geldi..?

Onlara  ip atayım derken, bu ülkenin ipini çektiğinin bilmem farkında mı.?

Bu konuda yaptığı açıklamalar ise, vicdanları sızlatır şekilde.

Cumhurbaşkanının anayasayı çiğnediği görünümü varmış da,

sayın Bahçeli de bunu ortadan kaldırmanın derdine düşmüş..

Kurtarma kararını alırken partinin herhangi bir organına danıştı mı, danışmadı mı,

veya tabana sordu mu merak ediyorum..?

Sormadığı şuradan belli,’’biz gidip anlatmazsak, kimse evet demez’’ diyor.

Aslında tabanın tercihinin hayır olma ihtimalinin yüksek olduğunu da itiraf etmiş oluyor.

MHP tabanını kendisiyle, vicdanları arasında sıkıştırmış durumda.

Devlet kelimesinden D ve L harflerini silerek kendi adından bir evet kampanyası yaratmaya çalışıyor.

Ama anayasanın ilk dört maddesini onun sayesinde kurtarmış olduk.

Tabi referandumdan sonra güya değişmedi dediğimiz ikinci maddede ki ,

‘’Türkiye  Cumhuriyeti Demokratik,Laik, Sosyal bir Hukuk devletidir’’ ifadesi sizlere ömür..

Bu saatten sonra değil anayasayı çiğnemek, çıkıp Bahçeli’yi çiğnese benim umurumda değil artık.

Doğu Perincek’le, Tayyip Erdoğan arasında tercih yapacak olsam, Erdoğan’ı tercih ederim dedi ya..

Bir kez daha yıkıldım.

Ki, Doğu Perincek gibi yıllarca kendi siyasi hayatını ve partisini MHP çizgisine getirmeye adamış birine, böyle bir kıyaslamaya tabi tutmak bile çok büyük bir haksızlıktı..

Perincek ise ‘’Erdoğan’ı tercih etmekle, aslında beni tercih etmiş oluyor’’ diye çok akıllı ve oldukça da politik bir cevap verdi.

İşte dostlar bu anlar  siyasetin vıcık vıcık olduğu anlardır.

At iziyle, it izinin birbirine karıştığı anlardır..

Biri Tayyip Erdoğan’ı tercih ediyor, öbürü ise ben  zaten Tayyip Erdoğan’ım diyor..

Kamera şakası gibi..

Sonra da bize dönüp, Mustafa Kemal’in askerleriyiz..!

Her siyasi partinin kendine has,kendine münhasır bir politikası ,yani bir yoğurt yiyişi vardır.

Tercih yapmak zorunda kalsan bile, o tercih her şeye rağmen kendi partin olmalıdır.

Yoksa ayrı bir parti olarak, müstakil bir parti olarak seçmenin önüne çıkmanın,

 hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur.

Bu millet aslı varken, fotokopilerine pabuç bırakmaz..

Eskiden bu tür açıklamaların,davranışların altından çok sular akar,

unutulur  gider ve insanlar olaylar arasında bağlantı kurmakta zorlanırlardı.

Bugün bağlantı kurmak için hiç uğraşmıyoruz, hepsi aynı anda olup geçiyor..

Siyaseti daha konsantre yaşıyoruz.

Sosyal medya sayesinde her an, her şeyden anında haberimiz oluyor.

Bugün ortaya  çıkan kaosun tek sorumlusu elbette tek başına Devlet Bahçeli değil..

Ülkeyi kuran parti olmakla, Atatürk’ün partisi olmakla böbürlenen,

ama iş elini taşın altına koymaya gelince, ortalarda görünmeyenler ne yaptı bu arada.?

Anayasa komisyonuna katılmadılar ama, meclisteki oylamalara katılarak,

demokrasinin süsü olarak başkanlık sistemini meşrulaştırdılar.

Rejim değişikliği bir evet, hayır oylamasına indirgenemez oylamaya katılmıyoruz deselerdi,

bugün başka şeyler konuşuyor olurduk..

Bunları şunun için söylüyorum,

Bu  ülkede CHP varken , ne MHP vardı, ne de AKP vardı..

Bu nedenle CHP her şeyden sorumludur.

Eğer Türkiye diye bir şey kalırsa yıllar sonra, bu yılların tarihi anlatılırken,

başta Deniz Baykal, Devlet Bahçeli,Yetmez ama evetçi liboşlar, Cemaatçiler ve Geziyi darbe gören Kürt milliyetçileri,nefretle anılacaktır.

Hoş kalın, İnançla ve Dirençle kalın..

Kemal ÖZCAN-14/02/2017

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500