Reklamı Geç
Advert
Advert
Advert
Advert
İTAAT ET, RAHAT ET..!
Kemal ÖZCAN...

İTAAT ET, RAHAT ET..!

Bu içerik 1321 kez okundu.

Davutoğlu istifa ettirildikten sonra kimin başbakan olacağı merak konusu olmuştu.

AKP Ankara milletvekili Aydın Ünal ‘’başbakan düşük profilli olacak’’ diye bir açıklama yaptı..

Ne demektir düşük profilli bir başbakan?

Herhalde dünya liderimiz konuşacak, o sadece ağzını oynatacak..

Sırf koltuk boş durmasın diye oturacak. Kayıtsız şartsız saraya itaat edecek.

Reisin lafının üstüne laf söylemeyecek..

Sezai Karakoç’un ‘’Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır.

Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır.’’ Şiirini her okuduğunda ağlayacak..

Nihayet beklendiği gibi Binali Yıldırım başbakanlık koltuğuna oturtuldu.

Binali Yıldırım’ı tanımasaymışız hakikaten çok cahil kalacakmışız.

Sanki Levent Kırca skeçlerinden fırlamış, mahallenin bakkal amcasıgibi..

Kendisini büyük bir ciddiyetle dinleyecek oluyorum,olmuyor.

O da kendisiyle olabildiğine barışık ve esprili bir insan.

Yaptığı esprilerden sonra yokuşa saran kamyon misali,

kendisi de ehenk, ehenk diye kerkinerek gülüyor ya işte ona bitiyorum.

Meclis kürsüsünden vatandaşlara’’İtaat et, rahat et’’ diye ince ince ayarlar veriyor.

''bağımsızlık ve özgürlük benim karakterimdir'' sözünden, ''itaat et, rahat et'' sözüne kadar düştük.         

Oysa bu millet itaat etmemek için İstiklal savaşında ne canlar verdi.?

Mevcut hiyerarşi içinde kendisinin nereye itaat ederek rahat ettiğini sanırım söylemeye  gerek yok..!

Geldiğimiz noktaya bakın, neredeyse 15 yılda 150 yıl geriye gittik..

15 yıl iktidardasınız ne yaptınız diye soranlara  '’yol yaptık, kaymak gibi" diye cevap veriyor....

Evvelki gün Mersinde açılışını yaptığıhastane için "helali hoş olsun halkımıza" dedi..

Sanki kendi cebinden yapmış da helal ediyor.

Adana’da yaptığı konuşmada "Diyorlar ki, rejim değişecek. Doğru, bir rejim değişikliği var. 

Adana kebap yiye yiye rejim de bozuldu, her şey bozuldu. ‘’ diye aklı sıra espri yaptı..

Ardından ‘’Bizim Mustafa Elitaş traş olmaya bile vakit bulamadı. Sakal bıraktı.’’ dedi.

Halbuki Elitaştoplattığı sakalını soranlara ‘’sakal bırakınca daha karizmatik oldum’’ diyeli üç ay olmuştu.

Sonra da ehenk,ehenk,ehenk..

Dedim ya artık kendisini ciddiyetle dinleyemiyorum..

İzmirlilerin Belediye başkanı yapmadığı  adam başbakan oldu..

Şimdi de kalkmış ‘’başbakana ne gerek var’’diyor..

Doğrusu bu kadarını beklemiyordum..

Erzincanlı Topal Dursun’un oğlu Cumhuriyet tarihinin gelmiş geçmiş en acıklı ve en acınası başbakanı olacak.

Görevde kaldığı her bir saniyenin nasıl bir israf olduğunu izliyoruz.

Bir gemide iki kaptan olursa o geminin batacağını söyleyerek kendi gereksizliğini zaten itiraf ediyor.

Gemilerde birden fazla kaptan olur ki yardımcı olmanın ötesinde,

birinin başına bir iş gelirse kontrolü diğer kaptan alabilsin, gemi başıboş kalmasın diye.

Hele meclis kürsüsünden ‘’Bir Ali değil, Bin Ali feda olsun’’derken,yüzündeki ifade çok üzücüydü.

Kendini millet için feda ediyormuş.Tabi bizde yedik.

Dünya tarihinde belki de ilk defa bir başbakan,

"alın  benim yetkilerimi, bana gerek yok" diyerek halktan oy isteyecek.

İsteyecek istemesine de Evet için gerekçe bulamayınca,

‘’PKK,FETÖ,HDP hayır diyor onun için evet diyoruz’’ demiş.

Böyle bir aymazlığa tüm dünya şahit olacak.

Bu sistem ve  bu kadar yetki meleği  şeytan yapar, kuzuyu kurt,kediyi aslan yapar..!

Bu sistem ülkeyi mecburi diktatörlüğe götürür, felsefesi de itaat et, rahat et olur..

21 yüzyıl demokrasilerinde böyle bir şey olmaz,olmamalıdır..

Sadece üçüncü sınıf dinci ve gerici rejimlerde olabilir.

Bu ülkedeki eğitim, kültür, zeka ve demokrasi bilincinden bir İsveç çıkmayacağını herkes bilir.

Ama dikkat etmezsek, aymazlık yaparsak çok rahat bir Pakistan,

bir Afganistan , bir Irak veya Suriye çıkacağını da pekala biliriz..

‘’Erzincan'ın Refahiye ilçesinden Topal Dursun'un oğlu başbakan olabiliyorsa,

CHP'den de biri çıkıp cumhurbaşkanı olabilir ama çok çalışarak ve kafa yorarak olabilir"diyor..

Kimse size başbakan, Cumhurbaşkanı  olamazsınız demedi ki...!

İslamköy’lü çoban Sülü’ de başbakan, Cumhurbaşkanı olmuştu ne oldu, ne değişti memlekette..?

Koltuğa yapışmayalım üç dönem kuralı getirelim diyenlerin,

iktidarın tadını alınca nasıl birer Süleyman Demirel’e dönüştüklerini gördük..

Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir deyip,

tüm yetkileri yüzde 51 oy alan Cumhurbaşkanına teslim etmek bir akıl tutulmasıdır.

Bu öyle bir şeydir ki, hırsı yeteneğini aşan demagogları iktidara taşır ve onlardan korkunç diktatörler üretir.

Başbakan ‘'başkanlık sistemi gelse de bende gitsem artık'’moduna girmiş durumda..

Bu başkanlık sevdasına kaç seçim yapıldı, ne kadar kan döküldü, daha kaç başbakan madara olacak bilmiyorum..?

Sadece Türk tarihi değil,dünya tarihi oturduğu makamı lav etmek için halkından oy isteyen,

itaat ettiği için,rahat eden son başbakan Binali Yıldırım’ı yazacağını çok iyi biliyorum.

GeorgeOrwell'in dediği gibi, “Savaş barıştır, özgürlük köleliktir, cahillik güçtür.”

Yani her şey zıttıyla birlikte yaşanır..

Hoş kalın,İnançla ve Dirençle kalın..

Kemal ÖZCAN-05/02/2017

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500