Advert
Advert
Advert
BİR ALİ DEĞİL, BİN ALİ FEDA OLSUN..!
Kemal ÖZCAN...

BİR ALİ DEĞİL, BİN ALİ FEDA OLSUN..!

Bu içerik 2403 kez okundu.

Bilmem tehlikenin farkında mısınız?

15 yıldır “sandıktan çıktık”, “millet bizi seçti” söylemleriyle,

her istediklerini yapabileceklerinin algısı yaratılarak, düşünsel bir kurnazlık yapılıyor.

Bu ülke evetle, hayırla değil, bir Kurtuluş savaşıyla kuruldu…

Otuz kupona kazanılmadı.

Var mı öyle üç kuruşa beş köfte?

Bir haftadır meclis salonunda vekil savaşlarını izliyoruz.

Hele Kurtuluş savaşıyla kurulan bu meclisin kürsüsünde,

Cumhuriyetin kendisine bahşettiği imkanlara da atıfta bulunarak,

Erzincanlı topal Dursun’un Başbakan olan oğlunun,

yeter ki değişiklik kabul edilsin düşüncesinin dışa vurumuyla,

‘’Bir Ali değil, Bin Ali feda olsun’’diye o titrek sesiyle öyle bir bağırışı vardı ki,

konunun ne kadar önem arz ettiğinin altını çiziyordu sanki.

Mesele başkan yaparız, yaptırmayız meselesi değil.

Milli iradeye saygı adı altında ülkenin fay hatları kırılıyor…

Yapılmak istenen anayasa değişikliği filan da değil, düpedüz bir karşı devrim hareketidir.

Tüm yetkilerin bir tek kişinin eline verilmesidir.

15 yıldır tek başlarına iktidardalar, ağızlarından çıkan her söz kanun hükmünde,

satıp savmadıkları hiçbir değer kalmamış, hala kerameti başkanlıkta arıyorlar.

Bir Amerika’nın yanına, bir Rusya’nın yanına gidip gelmekten bi hal olduk.

İzledikleri istikrarsız ve tutarsız politikalarına yeni bir kılıf buldular.

Partili Cumhurbaşkanlığı… Ne demekse bu?

Hem Cumhurbaşkanı olacak tarafsızlık yemini edecek, hem de bir partinin genel başkanı.

Üç yıldır fiili olarak başkanlıkla yönettiklerini itiraf ettikleri bu ülkede,

tarafsızlık ve istikrar paçalarından akıyor…

Bolluk içinde yaşarken, mutluluktan uçup, ecelimizle ölüyoruz.

Aslında çok derin bir yönetememe krizi içindeler.

Artık ülkeyi OHAL’siz yönetemez oldular..!

Eskiden muhalefet edenler “teröre yardım ve yataklık” iddiasıyla tutuklanırdı,

yeni moda ‘’halkı kin ve düşmanlığa teşvik’’ veya ‘’devlet büyüklerine hakaret’’ oldu…

Cumhurbaşkanı seçilecek kişinin partisiyle ilişiği kesilmeyecekmiş..!

Sanki partisiyle ilişiği kesilmiş de, tarafsızlıktan yanmış kavrulmuş...

Bir de ağızlarından hiç düşürmedikleri bir milli iradeleri var ki sormayın...

AKP’ye oy verenler milli iradeydi, bugün MHP seçmeni de milli iradeye dahil oldu.

Diğerleri milli irade filan sayılmıyor, sayılması teklif dahi edilemiyor.

Bir de yurt dışında yaşayan 5 buçuk milyon Türk vatandaşı var.

Bunların 3 milyonu oy kullanıyor.

Onlarda milli irade…

En ileri demokratik ülkelerde yaşayan, bir eli yağda, bir eli balda olan bu tuzu kuru insanlar,

bu ülkede yaşamak zorunda olan bizlerin geleceğini belirliyor.

Ülkede üç milyonu aşkın da Suriyeli mülteci var.

Bir milyonunun 2019 seçimlerinde oy kullanacağı tahmin ediliyor.

Onların da milli irade sayılmalarında bir sakınca yok.

Halbuki milli irade ancak özgür insanların sahip olabileceği bir inisiyatiftir.

Özgür olmayan insanın kendine ait bir iradesi bile olamaz…

OHAL baskısıyla, bedava kömürle, makarnayla, dinle, imanla, Allah’la kandırılan insanların,

tercihlerini milli irade demek çok büyük bir yanılgıdır…

Bugün milli iradeyi ağzından düşürmeyen anlayış,

iktidar olmadan önce  ‘’egemenlik milletindir’’ denildiğinde, 

‘’haşa Allah’a şirk koşmayın, egemenlik Allah’ındır’’ diye çıkışırlardı.

Ne zaman iktidar oldular o günden beri  ‘’egemenlik milletin’’ oldu…

Her neyse sevgili dostlar asıl konuya gelmek istiyorum.

Anayasalar bir toplum sözleşmesidir.

Bu sözleşmenin bir tarafı devlet, diğer tarafı ise halktır..

Yasama, yürütme ve yargı güçlerini tekelde toplamanın adı da monarşidir.

Devletin kudreti sınırlandığı oranda halk özgürleşir…

Halkın özgürlükleri kısıtlanır da, devletin kudreti sınırsız hale getirilirse ki,

Yapılmak istenen de o dur, bunun sonu felakettir.

Halkın yarısının sıkılı yumruklarıyla dolaştığı bir topluma uygun sistem değildir.

Herkes aklını başına toplasın ve bu karşıdevrim hareketi bir an önce durdurulsun…

Yoksa otoriter rejimleri bile mumla arayacak duruma gelebiliriz.

Felaket tellallığı yapmak istemiyorum, ama durum bu…

Türk tipi başkanlık sistemi diye bir anayasal düzen yok,

Dünyada eşi ve benzeri yok..!

Hangi çağda yaşıyoruz?

Bu ülkenin insanları denek değil ki, deneme yanılmayla ülke idare edelim.

Değişiklik teklifi bir akıl tutulması yaşanan meclisten geçecek gibi duruyor.

Elimizde kalan tek silah ise referandum…

Unutmayalım bu ülke kurtuluş savaşıyla kuruldu…

Öyle otuz kupona filan alınmadı…

Hoş kalın, İnançla ve Dirençle kalın…

Kemal ÖZCAN-16/01/2017

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500