Advert
Advert
ZÜĞÜRT AĞA…
Kemal ÖZCAN...

ZÜĞÜRT AĞA…

Bu içerik 2044 kez okundu.

Sanatçı,  bir halkın aydınlık yüzüdür…

Halka karşı sorumlu olan insandır...

Düzene muhaliftir ve içinde, gelecek iyi, güzel günlerin umudunu taşır.

Sanat ise en güçlü bir silahtan çok daha etkilidir.

AKP bu gücün farkında olduğu için sanata ve sanatçılara pervasızca saldırıyor.

Onlara karşı en ufak bir tahammülleri yok.

Muhalif sesleri susturmak için linç kampanyaları yapılıyor.

Milli içkimiz ayran, milli sporumuz linç kültürü oldu.

Sanatçının yaşam kaynaklarını kesiliyorlar, programları iptal ediliyor…

Gazetelerden, televizyonlardan uzaklaştırılıyor.

Yılların sanatçısı Erol Evgin, Yenikapı’ya gitmeyen genç sanatçı Sıla,

Beyazıt Öztürk ve Diriliş dizisini seyretmediğini açıklayan Okan Bayülgen’de nasibini aldı bu saldırılardan.

Dünyanın hayranlıkla dinlediği Fazıl Say’a neler yaptıklarını hepimiz biliyoruz.

‘’Fazıl Say’ı kovmak istiyorlar.’’ demiş babası…

Hayır, onlar Fazıl Say ve diğer sanatçıların boyun eğmesini istiyorlar…

Bunların ecdatları da yıllar önce Nazım Hikmet’i aynı şekilde linç etmişlerdi.

Bugün seçim kürsülerinde onun şiirleriyle demokrat geçinen ördekleri avlıyorlar.

Bu sistem halkı uyutan arabeskleri, insanların kendisini jiletlediği müzikleri destekledi.

Halkın yanında saf tutan sanatçılar hep cezalandırıldı.

Oysa sanatçı halktır, sanat ise halkın malıdır…

Yılmaz Güney "kralın sofrasında soytarı olacağıma, halkın kavgasında eşkıya olurum. " demişti.

Yavuz Bingöl, Sezen Aksu, Orhan Gencebay, Kadir İnanır gibi birçok sevilen sanatçı kralın sofrasına oturdu. 

Sezen Aksu’nun 2010 referandumunda söylediği,

‘’ hayır diyenler iki cihanda da lekelidir ‘’ sözünü hiç unutmuyorum…

Yavuz Bingöl’ün Orhan Gencebay’ın omuzunu basarak dünya liderimizin elini sıktığı o fotoğraf karesini,

ve Tayyip Erdoğan’ın Berkin Elvan’ın annesini yuhalatmasını "Sokaklarda, ölmüş annesine küfredildiği zaman ertesi gün o da Berkin Elvan'ın annesini yuhalattı." demesini de asla unutmam.

Bu sofraya geçenlerde 75 yaşındaki sanatçı Şener Şen’de oturdu…

Şener Şen’in filmlerini seyrederken gülerken düşünürdüm…

Onu kralın sofrasından görünce ne gülebildim, ne de düşünebildim.

Sadece acıdım ve hüzünlendim.

Dünya liderimizin elinden Kültür Sanat ödülü aldı.

Ödülünü ‘’toplumsal barışa katkı sağlaması umuduyla ’’ aldığını söyledi.

Bunları inanarak mı söyledi bilmiyorum..?

Ama Züğürt Ağa filminde sokakta bağırmak isteyip de bağıramadığı bir sahne vardı ya hani,

‘’Domateesss, domateeess’’ diye bağırırdı utanarak ve sessizce...

İşte öyle sessizce döküldü kelimeler ağzından…

Hukukun, meclisin, anayasanın askıya alındığı,

ülkeyi OHAL’lerle, KHK ve kayyumlarla yöneten makamın huzurunda alınan bir ödülü,

’toplumsal barışa’’ adamış gibi görünmek de kolay değildi elbet.

Bunun için bile usta bir oyuncu olmak lazımdı.

Bu ödülü verenin gazetecilerin, akademisyenlerin ve muhaliflerin tutuklandığı,

sokakların kan gölüne döndüğü, ülkenin yarı açık cezaevi haline gelmesinde hiç payı yokmuş gibi davranmak gerçekten de çok zor…

Şener Şen’in bugüne kadar bende bıraktığı intiba ise, etliye, sütlüye karışmayan apolitik bir sanatçı olmasıydı.

Hayatının hiçbir döneminde toplumsal barışı dert ettiğini hiç görmedim.

Ülkede kan gövdeyi götürüyorken tek laf etmedi, ama ödülünü alırken toplumsal barıştan bahsediyor.

Ben şahsen Şener Şen’in bu ödülü hak ettiğini de düşünmüyorum.

Söyleyeceği bir tek sözün gücü, en güçlü silahlar kadar etkili olacak olanların,

sessiz kalmasına da benim tahammülüm yok…  

Mısırlı yazar Sonallah İbrahim ödülünü almak üzere kürsüye geldiğinde  “Bu denli yozlaşmış, işkenceci ve dış politikasında aciz bir iktidarın elinden ödül kabul edemeyeceğini” söyleyip salonu terk etmişti.

Hüsnü Mübarek hükümetinin baskılarına karşı protesto etmişti.

Halkın içinde, halkın kavgasında olmak böyle bir şey…

Buna benzer binlerce örnek verebilirim.

Aldığı ödülün toplum barışına katkısı olup, olmadığını bilmiyorum ama,

kendisi Garanti Bankasının yeni reklamlarında, badem bıyıklarıyla boy göstermeye başladı bile…

Geçenlerde ‘’hiçbir yapımcı bana rol vermiyor’’ diye sitem etmiş.

Anlaşılan saraya gittikten sonra  diğer biatçılar gibi onun da işleri açıldı…

Mısırlı yazar Sonallah İbrahim gibi tepki gösterip salonu terk etseydi ne olacaktı?

Yenikapı’ya gitmeyen genç sanatçı Sıla gibi linç edilecekti.

Ne gerek vardı?

Hem 75 yaşındaki koskoca Şener Şen’e yakışır mıydı hiç, devlete ve devlet büyüklerine protesto etmek…

Tarihin çöplüğünde hayırlı işler Şener Şen, bol şanslar…

Hoş kalın,İnançla ve Dirençle kalın.

Kemal ÖZCAN-15/01/2017

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500