Advert
Advert
Advert
BİR BİLİM İNSANININ YAŞAM ÖYKÜSÜ
Turgay MUTLU...

BİR BİLİM İNSANININ YAŞAM ÖYKÜSÜ

Bu içerik 9235 kez okundu.

Prof. Dr. T. Ayhan Çıkın hocamızın yaşam öyküsünü, söyleşi türü bir eserle sevgili arkadaşımız araştırmacı - yazar Nevzat Çağlar Tüfekçi güzel bir kitapta toplamış, yazmış. Adıma imzalayıp gönderdiği bu kitabı bir çırpıda okuyup bitirdim. Her ikisi de yakın dostum, arkadaşım olduğu için zevkle okudum. Nevzat arkadaşım, yöremiz için çok güzel kalıcı kaynak bir eser yazmış. Kutluyorum.  Geçirdiğin evreleri bildiğim içinde emeğine ve kalemine sağlık diyorum. Ayhan hocama yakışır bir kitap yazmış ve biz bundan büyük bir gurur duyduk. Hocam için ne söylesek ne yazsak azdır. Sadece yerelde değil, ülkemiz içinde büyük bir değerdir, bilim adamıdır Ayhan hocam. Ömrü uzun olsun… Milas Belediyesi Kültür Yayınlarından çıkan bu esere başta Milas Belediye Başkanı Muhammet Tokat Bey olmak üzere emeği geçen herkesi kutlarız. Başkan Bey, bir de sunu yazısı yazarak esere destek vermiş. Aslında bu eser bizim Yatağan Belediyesi Kültür Yayınları arasında çıkmalıydı. Hocamıza Milas sahip çıkmış, helal olsunlar. Bizim yapamadığımızı onlar yapmış kutluyorum.

Sevgili hocamla evvelki yıl bir söyleşi yaparak bu söyleşiyi, gazeteden ‘’Yatağan’da İz Bırakanlar’’ adlı eserime taşımıştım. (Bakınız sayfa 53) Nevzat arkadaşımızın söyleşisi benimkinden daha kapsamlı ve daha bilimsel olmuş. O arada hiç unutmuyorum, Nevzat Bey ile çalışmalarının nasıl gittiğini de sormuştum. Yakında çıkacağını ve güzel bir kitap olacağının müjdesini bana vermişti. Gerçekten de çok güzel bir eser yazılmış.

İşte elimdeki bu güzel eser o dönemlerdeki çalışmanın bir ürünüdür. Kitap, dört bölümden oluşmaktadır: Çocukluk ve Gençlik Yılları, Akademisyenlik Süreci, Bir Başka Yürekle Yaşamak ve Şiir ve Şairlik. Her bölümden çeşitli örnekler vererek sizlere bu kitabın tanıtımını daha detaylı yazmak isterdim ama uzun olacak. Ayrıca her bölümden ayrı ayrı özet çıkarsam dört ayrı köşe yazısı da çıkar. Hocamız çok yönlü bir kişiliği olduğu için eminim hepsi de zevkle okunur. Fakat şimdilik size, hocamız ilçemize bağlı Cazkırlar köyünden olduğu için Yatağan ile bağlantılı olan başlangıç bölümünden alıntılar yapacağım.

Nevzat Çağlar Tüfekçi: Siz bir bilim insanısınız. Bunun ötesinde şair kimliğinizde var. Biz önce sizin çocukluk ve gençlik yıllarınızdan başlayalım. Bize doğduğunuz köyü anlatır mısınız?

Ayhan Çıkın: Köyüm Bencik Dağları denilen dağların eteklerinde, çok geniş bir alana kurulmuş. Yerleşim alanı olarak dağınık bir köy… Bu köyün adı Cazkırlar olarak geçer. Bu köyden son 50 yıl içinde başka köyler de doğdu. Yaylaköy, Yeşilköy ve Köklük; Cazkırlar’dan ayrılan köylerdir. Cazkırlar, Muğla’nın Yatağan İlçesine bağlı bir köydür.

N.Ç.T: Rumların orada yaşadığına dair bir veri var mı?

A.Ç: Var. Hatta orada bir Rum kilisesi bile var. Rum yapılarının kalıntıları duruyor hala.

N.Ç.T: Yatağan merkezde Rum nüfus var mıydı?

A.Ç: Yatağan merkezde yoktu. Eskihisar’da olduğu söyleniyordu. Yatağan bölgesindeki Rumlar, yoğunluk olarak Cazkırlar’daydı. Birinci Dünya savaşından sonra Türkiye işgal edilince, Muğla bölgesi İtalyanların işgali altındaydı. İtalyanların Cazkırlar’a geldiğini, orada gezdiklerini rahmetli babamdan duymuştum.

N.Ç.T: Siz İtalyan askerlerini gördünüz mü?

A.Ç: Hayır, ben o zaman dünyada yoktum. İtalyanlarla ilgili anıları, hep babamdan duymuştum. Aşağı Cazkırlar Türk kesimi, Yukarı Cazkırlar ise Rum kesimiydi. Bu iki grup arasında, geçmişte çok güzel dostluklar kurulmuş ve yaşanmış…

Ben burada size geçmişte yaşanmış bir olayı anlatayım. Bu olayda iki genç ismi geçer. Bunlardan birisi, daha sonra Koç soyadını alan, benim de akrabamdır, rahmetli Borazan Hasan. Borazan lakaplı Hasan Koç. Onlar halen Yukarı Cazkırlar’ da yaşamaktadırlar. Yaylaköy’de yani…

Evleri de o taraftadır. Rum kesimine en yakın evlerdir onların evleri. Omarlar Deresi dedikleri yer. Borazan Hasan daha çok Türklerin lideri durumundadır. Yaylaköy’de Dimitri adında bir genç vardır. Esnaflığı, sanatkarlığı gelişmiş insanlardı onlar. Ticarete, yapıcılığa onlar daha yatkındı. Bizim Türkler daha çok hayvancılıkla, bağ - bahçe işleriyle uğraşırlardı. Yunanlılar İzmir’i işgal ettiğinde, Dimitri, Yunan ordusuna yazılır. Bu arada Borazan Hasan da asker olarak İzmir’e gider. İki genç, İzmir’de, bugünkü Güney Deniz Saha Komutanlığının olduğu yerde, eskiden Sarı Kışla denilen bir bina varmış orada, tesadüfen karşılaşmışlar. Dimitri, Borazan Hasan’ı esir alır. Esirler, gemilerle yakın Ege adalarına götürülerek orada sorgulanıyorlar. Sonuçta esirler öldürülmeye başlanır. Dimitri’de şafak atar bu sefer. Eski arkadaşı, hem de kendi esir aldığı arkadaşı öldürülecektir... Arkadaşının öldürülmesine razı değildir Dimitri. Ne yapıp edip geçmişte aynı köyde birlikte olduğu arkadaşını kurtarmalıdır… Dimitri, ‘’Ben seni esir aldım ama şimdi seni öldürecekler Hasan’’ diye çok canı sıkılır. Dimitri, bir gece kayık çalar, Borazan Hasan’ı yanına alarak, Kuşadası yakınlarında onu karaya bırakarak, geri döner. Ondan sonra Dimitri ne oldu, bilinmiyor. Borazan Hasan bu olaydan kurtulur, köye gelir. Köyde de herkes bu olayı bilirdi.

Nevzat Çağlar Tüfekçi’nin yazdığı, içinde tatlı hatıraların olduğu ve severek okuyacağınız birçok renkli anıların da yer aldığı ‘’Bir Başka Yürekle Yaşamak’’ adlı öykü - söyleşi türü kitabını mutlaka okuyunuz. Milas Belediyesinden temin edebilirsiniz… İyi okumalar efendim.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500