Advert
Advert
FİLTRE SANTRAL ÇALIŞIRKEN TAKILSIN
Kemal ÖZCAN...

FİLTRE SANTRAL ÇALIŞIRKEN TAKILSIN

Bu içerik 204 kez okundu.

Tayyip Erdoğan veto edince herkes birden bire çevreci kesildi.

'Para kazanacaksınız diye halkımızın zehirlenmesine izin veremeyiz' dedi.

Patronlara söylüyor bunu, gündeminde santral işçilerinin durumu yok!

Kapatılsın dedi, filtresi olmayan Termik Santraller kapatıldı.

Meclisin aldığı erteleme kararını saray bozdu..

Ancak sarayın aldığı bir kararı meclis bozamıyor.

İşte bu yüzden meclis başkanlık sisteminde yok hükmündedir.

Olsa da olur olmasa da..

İşte bu yüzden 600 vekili ve danışman ordusunu boşuna besliyoruz!

Bir milletvekilinin aylık maliyeti 63 bin liraymış,

Bu rakamı 600’le çarpın bakalım aylık olarak ne çıkıyor ortaya?

Bacagazı Arıtma tesisi olan santraller kapatılmadı, çalışmaya devam ediyor.

Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy Termik Santralleri de çalışıyor.

Demek ki filtreleri takılı ve 2003-2004 yıllarından beri çalışıyor.

Bu arada su buharlarını ışık oyunlarıyla santral zehir saçıyor diyerek kamuoyunu yanıltmaya çalışan,

klavye başındaki çevreci bozuntularına rağmen Yatağan Termik Santrali çalışmaya devam ediyor.

Demek ki bazı sendikacıların esnafa ve siyasetçilere,

aba altından bilmem ne göstermeleri baya işe yaramış.

Hala kimmiş bu tehditkar sendikacılar, hangi tehditleri savurmuşlar onu bir türlü öğrenemedik.

Çamur at izi kalsın!

Cahil ve yalancı birinden çevreci olamaz, olmamalı zaten.

Neyse santralleri kapatın demek çok kolay!

Neyi kapatıyorsunuz?

Evin kapısını ya da taksinin kontağı mı kapatıyorsunuz?

Hani Irak’ta askerin kafasına çuval geçirdiklerinde ‘nota ver’ diyenlere,

‘ne notası müzik notası mı?’ diye cevap vermiştiniz ya..

İşte bu iş o kadar basit değil!

Gazete manşetleri Bremen mızıkacıları gibiydi.

‘Kangal Termik Santrali mühürlendi’

‘Çates mühürlendi’

‘Afşin-A, Seyitömer, Tunçbilek mühürlendi’

Hem de 1 Ocak yılbaşı tatili günü..

Hem bu mühür ne yahu?

Giriş kapılarındaki mühürlerin fotoğraflarını gördükçe beni bir gülmek aldı.

Bizim bütün işlerimiz böyle gülünç..

Daha bir santrali nasıl kapatacağımızı bile bilmiyoruz.

Öyle kapattım demekle, mühürledim demekle iş bitmiyor.

Neyi mühürlediniz?

O mührü santrallerin giriş kapılarına değil, ünitelerin çıkış kesicilerine takmalıydınız.

Kapıyı mühürlerseniz içerde trilyonluk tesis her an demir yığınına dönebilir.

Kömürler bitmeden, metal aksamları kimyasal korumaya almadan neyi kapatıyorsunuz?

Fuel-oil sistemleri ve kazanların donma tehlikesini bertaraf etmeden,

Türbin rotorlarını homojen olarak soğutmadan,

yağlama ve hidrojen sızdırmazlık sistemlerini boşaltmadan neyi kapatıyorsunuz?

Çocuk oyuncağı mı sanıyorsunuz Termik santrallerini?

Termik Santral işçileri bu ülkeyi aydınlatabilmek için yıllarca özveriyle çalıştılar.

Santraller toplumsal üretimin yapıldığı tesislerdir.

Yüksek bir katma değer yaratan ilmek ilmek zincirleme bir üretim biçimi.

Arı kovanına benzetirim ben santralleri.

Ben değil, biz felsefesi hakimdir.

Birlik, beraberlik ve dayanışma ruhunun en üst düzeyde yaşandığı iş yerleridir.

Mustafa Kumlu durup dururken ‘Termik Santral işçileri başka işçilere benzemez!’ dememiştir.

Yüksek gerilim ve stres altında bıçak sırtı bir çalışmanın sonucudur.

Gereksiz ve zamansız filtre inatlaşmasının faturası gene çalışanlara kesiliyor.

Kapatılan santraller çalışanların ve o yörede yaşayan halkın ekmek kapısıydı.

Bulundukları yörenin lokomotifleridir.

Şimdi bu yöreleri işsizlik ve göç bekliyor.

Şirketlerin ihmali diyerek hükümet gene topu taca atıyor.

Devir sözleşmelerine filtre şartı koymayanlar başımıza çevreci kesildiler.

Devlet olarak koyarsın filtre şartını, yapmadıkları takdirde enerjinin bedelini vermezsin!

Karşılıklı ihmaller sonucu işçiler işsizlikle, açlıkla karşı karşıya kaldılar.

Termik Santrallerde yaşanan sıkıntının sorumluları,

6 yıldır bacasına filtre takmayan santral sahipleriyle,

süreci takip etmeyen, gerekli denetimleri yapmayan enerji ve çevre bakanlıklarıdır.

Peşkeş boyutundaki özelleştirmelerin geldiği noktadayız.

Filtrelerin maliyeti 80 ila100 milyon dolar arasında.

Maliyeti geçtim bugün başlasa devreye alınması 1,5-2 yıl sürer.

Öyle hazır bir şeyi getirip bacanın tepesine geçirilecek bir parça değil.

Yeniden santral inşa etmek gibi.

Bu şirketler çalışmadan, para kazanmadan bu yatırımı nasıl yapacak?

Enerji krizi olsaydı bu santralleri kapatamazlardı.

Sanayide üretimin düşmesi sonucu elektrikte arz fazlası var.

Süreç en çok Termik Santralde çalışanları olumsuz etkileyecek.

12 bin konutun ısıtılması için Soma Termik Santralinin filtresiz olarak çalıştırılmasına göz yumuluyorsa,

10 bin enerji ve maden işçisinin işsizliğini ve açlığını önlemek için,

kapatılan diğer santrallerin de mutlaka çalışması gerekiyor.

Çalışmayan, üretmeyen santraller filtre takamaz.

Tabi bunu teknik olarak değil, ekonomik anlamda söylüyorum.

Yasayı hazırlayıp imzasıyla meclise sunan milletvekili bile,

‘ne iyi oldu da veto edildi, milletimiz kazandı’ filan demeğe başladı.

Ne oldu da Cumhurbaşkanı kendi partisinin çıkardığı yasayı veto etti?

Halkın sağlığını düşündüğü için mi?

Yoksa Termik Santrallere takılacak filtrelerin bedelini emekçilere ödetmek için mi?

Veto eden Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer olsaydı,

o veto ettiği yasayı hiç dokunmadan yeniden önüne koyar imzalatırlardı.

Cumhurbaşkanı kendilerini milletvekili yapan AKP genel başkanı olunca vetosuna sevindiler.

İleri demokrasi dedikleri de buydu zaten..

Tek adam rejimi.

Öfkeyle santralleri kapatacak, biz istesek de istemesek de İstanbul’a kanal yapacak!

Sendikamız genel merkezi işçilerle toplantılar yaparak süreci anlatmaya, onları bilgilendirmeye çalışıyorlar.

Gene de ortada bir kaygı, huzursuzluk ve belirsizlik var.

Önümüzdeki 1 aylık sürede diplomatik tüm yollar denendikten sonra,

geriye eylemden başka yapılacak pek bir şey kalmıyor.

Oturup kendi buruk kanımızı içecek değiliz..

Bizim dışımızdakilerin yani alanın ve satanın ihmali nedeniyle,

dayatılan bu işsizliği kabullenirsek kaybederiz.

Daha ilk günden pılımızı pırtımızı toplayıp, santrali terk etmek bir kabulleniştir.

‘Santral çalışsın, filtre takılsın!’ mücadelesi yapılmalıdır.

Yöredeki sendikaları, sivil toplum örgütlerini, meslek odalarını,

yerel yönetimleri ve siyasi partileri bu sloganın etrafında birleştirmek zorundayız.

Bu kesimlerden oluşan komiteler vasıtasıyla iktidarın baskılanması lazım.

Fazla geciktirilmeden imza kampanyası dahil bir eylem planı oluşturulmalıdır.

Bunu 94 yılında Yatağan yaptı.

Çevrecilerin açtığı dava sonucu santral mahkeme kararıyla kapatılmıştı.

Biz çalışanlar daha ilk günden itibaren ücretsiz izne çıkarılmıştık.

İzne çıkarılmıştık ama hiç birimiz santrali terk etmedik.

Eş ve çocuklarımızla birlikte sesimizi duyurmaya, kamuoyu oluşturmaya çalıştık.

O güne kadar santral kapatılsın diyenler bile bir süre sonra,

‘Santral çalışsın, filtre takılsın’ demeğe başladılar.

Mahkemenin kapattığı santral 10 gün sonra bakanlar kurulu kararıyla yeniden açıldı.

O günlerdeki enerji açığı bizim lehimizeydi, bugün enerji fazlası var.

Ancak ortada iktidar tarafından yapılan bir özelleştirme yanlışı var.

Filtrelerin takılmasında tarafların ihmalleri var..

Yaptıkları bu ihmalin bedelini gene işçilere ödetmeye çalışacaklar

Hem köyü ateşe verecekler, hem de aynanın karşısına geçip saçlarını tarayacaklar.

Yok öyle yağma!

Hoş kalın, İnançla ve Dirençle kalın!

Kemal ÖZCAN-09/01/2020

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500