Advert
Advert
Advert
MANKURTLAŞMA
Gülden SÖKELİOĞLU...

MANKURTLAŞMA

Bu içerik 1381 kez okundu.

'Mankurt' sözcüğü, Bun/Ban/Man kökünden türemiştir. 'Bun' sözcüğü, akıl yoksunluğu demektir; Türkçe'deki 'Mankafa' ile aynı kökten gelir ve anlamı aynıdır.

'Mankurtlaşma' hafızasını kaybetme, kimliğini unutma anlamına gelir.

Kırgız Türk'ü olan yazar, Cengiz Aytmatov'un 'Gün Olur Asra Bedel' adlı eserinde anlattığı 'Mankurt Efsanesi'ne göre,'Mankurtlaşma' şöyle yapılır:

'Kırgızlar'ın düşmanı olan, Avrupalılar'ın 'Juan Juan'lar, dediği 'Avar'lar, yaptıkları saldırılarla her yeri yakıp yıkmışlar; tutsak aldıklarını yanlarında götürmüşlerdir.

Bu tutsakların en güçlü olanlarını seçerek, kafa derisini yüzerler, tek kıl kalmayacak şekilde bütün saçlarını yolarlar, kesilen devenin boynundan alınan kalın deri, tutsağın kanlar içindeki kafasına yapıştırılır; derinin kuruması için tutsak, çöle götürülür, elleri ve ayakları direğe bağlanır; güneşin etkisiyle kuruyup, büzülen deri, kafatasını cendere gibi sıkar; içeride uzayan saçların, dışarıya çıkamayınca kafatasını delerek beyine doğru uzamasıyla, acılar içinde kalan bazı tutsaklar, açlığın da etkisiyle  ölür;  yaşayan tutsak, artık 'Mankurtlaşmıştır' yani hafızasını kaybetmiş, efendisi ne derse yapan; anne-babasını tanımayan, soyunu ve kim olduğunu bilmeyen, ağzı var dili yok, itaatli bir hayvandan farksız bir köle haline gelmiştir.

Avarlar'ın, binlerce yıl önce acımasız bir işkence yöntemle, düşmanlarına uyguladığı mankurtlaştırma, günümüzde uygulanıyor mu?

Evet! ama başka şekillerde:

Teknoloji...Kültür....Eğitim yoluyla.

Emperyalist devletlerin, özellikle, Avrupa Devletleri ve Amerika'nın kültürünü yansıtan, diziler, sinemalar, yarışma, evlilik ve magazin programları ile insanlarımız uyutulmakta ve toplumsal olaylar karşısında tepkisiz hale getirilmektedir.

Bir teknoloji harikası olan cep telefonları da insanlarımızı, bilhassa gençlerimizi tutsak etmiş durumdadır.

Gençlerimizin; kendi kültürüne yabancı olan, geçmişini bilmeyen, kutsal değerlere inanmayan, kafası boş olarak yetişmesi için eğitim sistemiyle sürekli oynanıyor. Eğitim sistemi, laiklik ve bilimsellikten uzaklaştırıldıkça, buna göre yetişen nesiller ile aklını kullanan değil, aklını başkasına kiraya veren toplum ortaya çıkar.

Düşünmeyen, sorgulamayan, çağdışı eğitim sistemiyle yetişen; açlığa ve yoksulluğa itilen; terör, işsizlik ve ekonomik kıskaç içinde olan toplumun hafızası yok ediliyor.

TV programlarının büyüsüne kapılan, dünya ve ülke sorunlarına duyarsız, bilinçsiz ve amaçsız toplumlar da sömürgeci devletlerin tuzağına daha çabuk düşmekte ve 'mankurtlaşmakta' dır.

Peki!!! 'mankurtlaşmamak' için ne yapmalıyız?

--Örf, adet ve geleneklerimizi korumalıyız.

-Bir milleti, millet yapan değerlere (Vatan, Bayrak, Dil-Tarih-Kültür- Ülkü Birliği) sahip çıkmalıyız.

-Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni kuran büyük önder, M. Kemal Atatürk'e, ilke ve devrimlerine sahip çıkmalıyız.

-Teknoloji aletlerinden biraz uzaklaşarak, kitap okumaya zaman ayırmalıyız.

-Toplumun en küçük birimi olan, aileyi güçlendirmek için, aile bireyleri ortak zaman geçirmelidir.

-Aileler, çocuklarını sanat ve spora yönlendirerek onları zararlı alışkanlıklardan korumalıdır.

-Çocuklarımıza; sevgi, saygı, hoşgörü, empati,eleştiri, öz eleştiri, eşitlik, özgürlük, bağımsızlık, hak ve adalet kavramlarının önemini eğitim yoluyla öğretmeliyiz..

 Atatürk'ün bu konuda, 1921'de söylediği şu söz çok önemlidir:

'Milli bir terbiye programından bahsederken, eski devrin bütün hurafelerinden sıyrılmış, Doğu'dan ve Batı'dan gelen yabancı tesirlerden uzak, milli karakterlerimizle orantılı bir kültür kastediyorum. Çocuklarımızı ve gençlerimizi yetiştirirken birliğimize ve varlığımıza taarruz eden her kuvvete karşı müdafaa kabiliyetiyle donanmış bir nesil yetiştirmeye muhtaç olduğumuzu unutmayalım. Kültürel yönden teslim alınmış bir ulusun bağımsız yaşama iradesi yok olur.'

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500