İzmir Barosu Adayı Çakır'dan Gezi davası açıklaması!

İzmir Barosu Başkanlığı için, 16 Nisan’da yapılacak olan ön seçimde “Cumhuriyetçi Grup”tan adaylığını açıklayan tek isim olan Milaslı Av. Mutlu Çakır, Gezi Davasında verilen Beraat kararı ve sonrasında yaşananlar için açıklama yaptı...

20200221_gezidavasi.jpg

 

Cumhuriyetçi Gruptan İzmir Barosu başkanlığı için adaylığını açıklayan Av. Mutlu Çakır, “Hukuk devletinin olmazsa olmaz şartı da Yargı Bağımsızlığı ve bunun zorunlu şartı da yargıç güvencesidir. Gezi davasında, AİHM açık kararına rağmen, sanığı tahliye etmeyen Mahkemenin, yargılama süresince verdiği kararlar zaten sorunludur. Ancak, beraat kararı sonrasında yaşananların, bir hukuk devletinde yaşanması düşünülemez” diyerek Gezi Davası yargılamalarını eleştirdi ve yargı bağımsızlığıyla yargıç güvencesini savundu.

Yargıçlar vicdanlarıyla karar vermek zorundadır

İzmir Barosu seçimleri için “Cumhuriyetçi Grup”tan adaylığını açıklayan Milaslı Av. Çakır açıklamasında şu görüşlere yer verdi:

“Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının, 2. Maddesinde, “Türkiye Cumhuriyeti, bir hukuk Devletidir” ifadesi geçer. Hukuk devletinin olmazsa olmaz şartı da Yargı Bağımsızlığı ve bunun zorunlu şartı da yargıç güvencesidir. Yargıçlar, sıradan memurlar değildir. Anayasal güvenceleri vardır. Mevkii ve makamı ne olursa olsun, hiçbir kimse veya güç yargıca nasıl karar vereceğini söyleyemez, üzerinde baskı kuramaz. Yargıçlar, yasalar çerçevesinde, tamamen bağımsız olarak, vicdanlarıyla karar vermek zorundadırlar. Bu bir lüks değil, Anayasanın, değiştirilemez maddelerinden olan 2. Maddede belirtilen hukuk devleti olmanın temel ve zorunlu şartıdır.

Yargıçlar üzerinde baskı yapılıyor

Ne yazık ki, verdikleri kararlar sonrası soruşturmaya uğrayan, yerleri değiştirilen ya da görevden alınan hakim ve savcı haberlerini, sık sık duymaya başladık. Bu durum, kabul edilebilir ve sürdürülebilir değildir. Yargıya güvenin bu derece düştüğü ortamda, bu uygulamaların içerde ve dışarda Türk Yargısını daha da zor duruma düşürdüğü acı bir gerçektir. Kaldı ki, beraat kararı veren Mahkeme aleyhine başlatılan soruşturma, sadece bu yargıçlar değil, bundan sonra bu dosyaya veya benzerlerine bakacak yargıçlar üzerinde de baskı anlamına gelir.

Yargıçlar yanlış karar verdiklerinde, üst yargı organlarına itiraz yolu açıktır. Hukuk içinde bu yollar tüketilerek, çözüm aranmak durumundadır. Ancak, siyasi iradenin, bir Mahkemeye doğrudan müdahalesi anlamına gelebilecek, uygulamalardan kaçınması anayasal ve yasal bir zorunluluktur.

Bağımsız yargı, devleti ayakta tutan üç sacayağından birisidir!

Gezi davasında, AİHM açık kararına rağmen, sanığı tahliye etmeyen Mahkemenin, yargılama süresince verdiği kararlar zaten sorunludur. Ancak, beraat kararı sonrasında yaşananların, bir hukuk devletinde yaşanması düşünülemez.

Bağımsız yargı, devleti ayakta tutan üç sacayağından biridir. Zayıflatılması, devleti zaafa düşürür. Bu nedenle, herkesin sorumluluk içinde davranması gerekir. Yargı içindeki tüm unsurlar, meslek örgütleri vasıtasıyla hatalı uygulamalara karşı ses çıkarmalıdır. Bu bağlamda, TBB Başkanı Sayın Feyzioğlu’nun, “Gezi davası ile ilgili konuşma gereği duymuyorum” açıklaması, çok talihsiz olmuştur. Gezi gibi tarihi öneme sahip bir davada, beraat kararı veren Mahkeme heyetinin, bu kararı nedeniyle soruşturulmaya başlaması, tam olarak yargıçlar ve savcılar kadar avukatların da konuşması gereken hayati bir konudur. TBB Başkanı da konuşmaya gerek duymalı, konuşmalıdır.

AV. MUTLU ÇAKIR KİMDİR?

1976 Milas doğumlu. 1997 İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. 1999’da Avukatlık ruhsatını aldıktan sonra, Hava Kuvvetlerinde Hv.Mu.Tğm. olarak askerlik yaptı. 2000 yılından bu yana serbest avukat olarak çalışıyor. Evli ve iki çocuk babası. İngilizce ve İtalyanca biliyor. Balıkların Efendileri, Şiir Mabedi, Kör Dövüşü, Memed ve İzak, İronigma isimli kitapları yayınlandı. 2010 yılından bu yana Cumhuriyetçi Avukatlar Grubunda aktif görevler aldı.

MUTLU_ÇAKIR.jpg

Related Articles

d1391c5b14123.gif