ÖLÜMÜN ADİL OLABİLMESİ İÇİN, HAYATIN ADİL OLMASI GEREKİR!

20200406_kemal_ozcan.jpg

‘Ömrümde gerçekten hiç suç işlemediğim gibi, bütün ömrümce suçu,

yani bugünkü yasaların ve ahlakın suç saydığı şeyleri yeryüzünden yok etmenin mücadelesini verdim.

Bunların yanı sıra bugünkü yasaların ve ahlakın haklı bulduğu ve kutsadığı suçu da yani insanın insanı ezmesi ve sömürmesi suçunu da işlemedim.

Ve burada bir suçlu olarak bulunmamın bir nedeni varsa, birkaç dakika sonra beni mahkum etmeniz için bir neden varsa, o da işte bundan başka bir şey değildir.’

Yukarıdaki alıntı idamla sonuçlanan Sacco ve Vanzetti'nin savunmasından küçük bir kesit.

Adalet kavramı, insanın toplumsallaşma süreci kadar eskidir.

İnsanoğlu her dönem hep gerçek adaleti aramıştır.

Aslınsa idamın bir ceza değil bir intikam olduğunu gösterir bize..

Nikola Sacco ve Bartolemeo Vanzetti

Amerika’daki iki İtalyan göçmen.

Sacco kunduracı, Vanzetti ise seyyar balıkçı.

Sacco ve Vanzetti’yi 15 Nisan 1920 tarihinde tutukladılar.

Soygun ve cinayetten tutuklanmışlardı.

Birinci dünya savaşının sona erdiği ama ekonomik ve siyasi krizin hala güncelliğini koruduğu bir dönemdir.

Bir ayakkabı fabrikasının mutemedi ile koruması, 15 Nisan 1920’de silahlı bir saldırı sonucu öldürülür.

Fabrika işçilerinin 15 bin doları biraz aşan haftalığı çalınır.

Saldırı sırasında kullanılan çalıntı arabanın izini süren komiser,

poliste kaydı bulunan İtalyanların olaya karıştığı bilgisini edinir.

Teşhis edilen kişileri elinden kaçıran komiser, bunun üzerine ihbar edilen iki adamı tutuklar.

İkisi de yabancıdır.

İkisi de silahlıdır.

Üstlerinde de anarşist bildiriler bulunur.

Soygunun ardından, olayla hiçbir ilişkisi olmayan bu iki anarşist tutuklanır.

İlk sorgulamayı yapan sorgu yargıcı onların olaya karıştığına hemen kanaat getirir.

Sacco ile Vanzetti’nin adalet arayışı yıllar sürer.

Bu süre içinde başka bir suçtan hapis yatan,

Portekizli Madeiras, soygunu ve cinayetleri Morelli çetesiyle birlikte işlediğini itiraf eder.

25 yaşında kesme burunlu, düz saçlı, geniş ağızlı,

koyu renk gözlü bu adam kunduracıyla, balıkçının suçsuz olduklarını söyledi.

Ancak Amerikan adaleti aradığı suçluları önceden bulmuştur.

Bu dakikadan sonra yeniden bir rota çizmesi gibi bir durum söz konusu değildir.

Sacco ile Vanzetti’nin yargılanması artık bir soygun davası olmaktan çıkmış,

onların siyasi kimliği üzerinden yürümeye başlamıştır. 

Sacco ve Vanzetti 7 yıl süren dava sonunda ve 7 dakika arayla elektrikli sandalyede öldürüldü.

7 yıl boyunca tüm sahtekarlıkları açığa çıkarılan mahkeme heyeti, idam kararını geri almadı.

Kunduracı ve balıkçının politik görüşleri, hayata bakışları, Amerikan toprakları üzerinde,

asla yeşermesine izin verilmeyecek bir düşüncedir.

Sacco ile Vanzetti'nin hayatlarına son verilmesinin temel sebebi de budur.

Sacco ile Vanzetti davası, tarihin simgeleşmiş, politik davalarından biridir.

Tüm dünya beklenmedik bu yazgıyı değiştirmek için harekete geçti.

Fransa’da, Almanya’da, Moskova’da, Kolombiya’da, Latin Amerika ülkelerinde eylemler yapıldı.

Dünya ayağa kalktı, elçilik eylemleri ve protesto gösterileri yapıldı.

İtalyan  faşist diktatör Duce bile baskılar sonucu sessiz kalamadı..

Amerikan başkanına resmi olarak ricada bulundu.

Sacco ve Vanzetti davası bir ulusal onur ve namus davasına dönüşmüştür.

Sacco hücresinde ölümü beklerken çocuklarına bir mektup yazdı..

‘Evet Dante bugün yaptıkları gibi bizim canımızı alabilirler ama fikirlerimizi yok edemezler.

Bu fikirler gelecekteki genç kuşaklara miras kalacaktır.’

2 bin yıl önce kölelerin zincirlerini kırmaya, ayaklanmaya, özgürlüklerini elde etmeye yönelten bir Spartaküs vardı.

Spartaküs’ü öldürdüler ama Roma yıkılmaktan kurtulamadı.

Kızı geldi aklına gözlerinden iki damla yaş süzüldü.

22 Ağustos 1927 tarihinde gece yarısı hücre kapıları son kez açıldı.

Hücreden 13 adım ötedeki infaz odasına getirildiler.

Biraz sonra gövdelerinden 4 bin voltluk elektrik akımı geçirilecekti.

İlkin Sacco, infaz odasına emin adımlarla girdi ve gardiyanın bir işareti üzerine elektrikli sandalyeye oturdu.

Aynı anda, İtalyanca bağırdı, ‘Yaşasın Anarşi!’

Sonra, bozuk bir İngilizceyle 'hoşça kalın karım, çocuklarım ve bütün dostlarım.'

İlk defa görüyormuş gibi, odaya, çevresine şöyle bir bakındı.

Toplanan tanıklara, 'iyi akşamlar beyler.' dedi.

Başına kukuleta geçirilirken İtalyanca mırıldandı.

'Hoşça kal anne.'

Serinkanlı, vakur bir şekilde oturmuştu sandalyeye.

Elektrotlar bağlandı vücuduna, hapishanenin ışıkları azaldı, sönükleşti sonra yeniden parladı.

Sacco ölmüştü.

Birkaç dakika sonra odaya Vanzetti getirildi.

Sakin ve dikkatliydi.

Güvenli bir adımla odaya girdikten sonra, hapishane müdürünün ve üç gardiyanın elini sıktı.

Elektrikli sandalyeye oturdu ve alçak sesle oradakilere konuşmaya başladı.

'Size masum olduğumu söylemek istiyorum.' dedi ağır ağır.

'Ben hiçbir zaman suç işlemedim ama arada sırada günaha girmişimdir.'

Başgardiyana dönerek, 'benim için bütün yaptıklarınıza teşekkür ederim.

Ben sadece bu suçlama için değil, bütün suçlamalara karşı masumum. ben masumum.' dedi.

Tekrar durdu ve söylemek istediklerinin doğru anlaşılması arzusuyla, Vanzetti son sözlerini söyledi:,

'bugün bana yapılanlara dair bazı kişileri bağışlamak istiyorum.’

Işıklar azaldı, titredi ve ışıklar yeniden parladığında Vanzetti de ölmüştü.

1977 yılında yani ölümlerinden tam elli sene sonra vali  Michael Dukakis,

bu iki İtalyan göçmenin suçsuz olduğunu belirtti ve şöyle bir açıklama yaptı.

‘Sacco ve  Vanzetti isimleri üzerinde olan her türlü suçlama ve aşağılamanın sonsuza kadar kaldırıldığını açıklıyorum.’ dedi.

Suçsuzlukları tam elli sene sonra ilan edildi.

Sacco ile Vanzetti 1921’de cinayet ve soygun suçlamasıyla kuşkulu bir biçimde cezalandırılmışlardı.

Vali, yeni incelemeler sonucunda,

`yargıcın ve savcının göçmenlere ve düzen karşıtlarına karşı taraflı davrandığının,

ve yargılamanın bir politik histeri atmosferi içinde yürütüldüğünün’ anlaşıldı dedi.

Göçmen olmalarının ama daha çok da ideolojilerinin kurbanı oldukları kabul edildi.

Bu dava Amerikan adalet sisteminin yüzkarasıdır.

Bir soygun ve cinayetin ardından örülen komplo davasını anlatmaya çalıştım.

Konu böylece kapandı… Kapandı mı?

Hayır! Albert Einstein şöyle demişti,

‘Sacco-Vanzetti trajedisini insanlığın vicdanında canlı tutmak için herşey yapılmalıdır.’

Vanzetti öldürülmesinden kısa bir süre önce hücresinde kendisiyle görüşen bir gazeteciye şunları söylemişti.

Can Yücel ‘Yargıçlara Son Sözüm’ başlığı altında yazmış bu görüşmeyi..

‘Bunlar gelmese başıma, siz çıkmasaydınız karşıma

ona buna dert anlatacağım diye köşebaşlarında

harcar giderdim ömürümü,

silik, belirsiz, yenilmiş titretir giderdim kuyruğu.

Ama şimdi öyle mi ya!

Bizim başarımız bu ölüm, bizim zaferimiz bu.

Dünyada aklımıza gelmezdi böyle yararlı olacağımız,

insanlık için, adalet için hürlük için

eskaza gördüğümüz bu hizmeti

bir kere değil, on kere yaşasak yapamazdık.

Dediklerimiz, hayatımız, çektiklerimiz hiç kalır bunun yanında

hiç kalır yanında idamımız -bir kunduracıyla bir işportacı parçasının idamı

Yaşayacağımız o son anı elimizden alamazsınız ya!

O bizim işte, o bizim zaferimiz.’

Boston’da şalter indiğinde saatler 23 Ağustos 1927 gününün 00:05’ini gösteriyordu.

Moskova’da saat sabah 8’i 5 geçiyordu ve o saatte Nazım Hikmet onlar için hepimizin bildiği şu dizeleri yazıyordu,

‘Yanıyordu kanlarında şavkı İtalya güneşlerinin

koştular temiz esmer alınlarla hayatın sesine,

dövüştüler yanında dövüşen kardeşlerinin.

Yeni dünyada düştüler eski zulmün pençesine!

Yedi yıl ölümün karşısında gülerek durdular.

Elektrikli iskemleye

kadife bir koltukmuş gibi oturdular.

Yürekleri dört bin volta yedi dakka dayandı.

Yandı yürekleri

yedi dakka yandı!..

Cani değildiler, kurban gittiler bir cinayete,

kurban gittiler dolarların emrindeki adalete!

Hayatlarında olmadılarsa da kitlelerin rehberi,

ölümleriyle şaha kaldırdı kitleleri

bu iki ihtilal neferi!..’

Hoş kalın, İnançla ve Dirençle Kalın!

Kemal ÖZCAN-03/04/2020

Related Articles

d1391c5b14123.gif