Reklamı Geç
Advert
Advert
Advert
Advert

GÜLEN, ADAYLIK GEREKÇELERİNİ ANLATTI…

GÜLEN, ADAYLIK GEREKÇELERİNİ ANLATTI…
Bu içerik 1066 kez okundu.
Advert
Haberin galerisi için tıklayın!

Milas Ticaret ve Sanayi Odası (MİTSO) Meslek Grupları seçimlerine sayılı günler kaldı… Yapılacak olan seçimlerde bir tarafta mevcut Oda Başkanı Reşit Özer ve ekibi çalışmalarını sürdürürken, diğer tarafta ise oda yönetimine talip olan Başkan Adayı Halil İbrahim Gülen ve ekibi de seçim çalışmalarına devam ederek oda üyelerinden destek istiyor…

5 Nisan 2018 Perşembe günü gerçekleştirilecek MİTSO seçimlerine aday olduğunu açıklayan ve çalışmalarına devam ederek oda üyelerinden destek bekleyen Başkan Adayı Halil İbrahim Gülen yaptıkları çalışmalar ve seçilmesi durumunda yapmayı planladıkları çalışmalar hakkında bilgiler verdi.

Yaklaşık 2700 üyesi olan Milas Ticaret ve Sanayi Odası’na aday olmalarının gerekçelerini anlatan Başkan Adayı Halil İbrahim Gülen, oda üyelerinin arasındaki sevgi bağlarının çok daha güçlü olduğu bir konuma gelmesi adına yola çıktıklarını belirterek; “Doğasıyla, topraklarıyla zengin olan Milas’ın, bu zenginlikleriyle, ekonomide daha büyük söz sahibi olması adına Milas Ticaret ve Sanayi Odası olarak sorumluluklarımız ve ciddi manada yapılması gereken çalışmalarımız var. Bugüne kadar gelmiş geçmiş bütün yöneticilere hep teşekkür ediyorum. Bu çalışmalarda geç kalındığı gibi bir algı var, fakat ben hiçbir arkadaşımı eleştirel yaklaşmaktan yana değilim, tam tersi onların da bu konularda alın teri döktüklerinin bilincindeyim ve kendilerine her zaman minnet borçluyum. Sistemden kaynaklı sorunlar. Yani haftada bir saat veya ayda bir gün yapılan meclis toplantısıyla veya yönetim kurulu toplantısıyla bu sektörlerin sorunları, bunca bölgenin sorunları veya ekonomik gelişmeler, girişimcilik ruhu konularında etkili bir çalışma olmayacağını biliyorum. Bu sistemle, bir saatlik yönetim kurulu toplantısıyla ya da 5-10 dakikalık meclis toplantısıyla bunları çözmeye olanak yok. Düşüncemiz, duruşumuz ne olacak diye merak edenler olabilir; biz Ticaret ve Sanayi Odası’nın üyeleri adına, bu bölge adına 7/24 görevde olması gerektiğini düşünüyoruz ve görevde olacağımızı bildiriyoruz. Mesaimizi bu alanda kullanırsak sorunların üstesinden geleceğimize inanıyorum” dedi.

Oda olarak üyeler için birçok şeyin yapılması gerektiğini de dikkat çeken Gülen; “Doğrudan ve yakın bir zamanda üyelerimize katkı sunacak olan ve bizim de can suyu dediğimiz çok önemli projelerimizden birisi de, acilen sözleşmeli danışmanlık bürosunu, MİTSO olarak, kendi bünyemizde kurmayı düşünüyoruz. Üyelerimizin çoğu, kurum ve kuruluşlardan, örneğin bakanlık fonlarından, GEKA’dan, KOSGEB’den sağlanan desteklerden haberdar değil. Dolayısıyla bu konularda üyelerimizin ayağına giderek, yerinde/işyerinde sözleşmeli danışmanlık şirketlerimizle, birebir üye temaslı bilgilendirme yapacak, üyemize uygun kaynaklara nasıl ulaşılabileceğini ortaya çıkaracak, üyelerimizin bunlardan yararlanmalarını sağlayacağız” dedi.

Açıklamalarında arıcılık konusuna da değinen Başkan Adayı Gülen; “Milas’ın arıcılık konusundaki dünya çapında zenginliğini biz biliyoruz da, acaba ne kadar ileriye taşıyabiliyor, ne kadar ileriye götürebiliyoruz? Üzülerek söylüyorum, ne kadar Milas’ın markası olarak yukarılara taşıyabiliyoruz, bu bizim kanayan bir başka yaramız. Bunu da tedavi etmek için var gücümüzle çalışacağız” dedi.

İlçemiz ekonomisine katkı sunan zeytin ve zeytinyağı ürünleri konusuna da açıklamalarda bulunan Gülen; “Milas zeytini ve zeytinyağının gelişmesi, güçlenmesi adına çok güzel projeler geliştirecek bir platform oluşturulabilir. Memecik cinsi zeytinden elde edilen zeytinyağı dünyanın (ben bunun da bizzat araştırmasını yaptım. İspanya, Yunanistan, gitmediğim yer kalmadı. Hep bunu araştırdım) en kaliteli yağıdır. Çok büyük bir gücümüz var. Ama, üzülerek söylemem gerekirse, darmadağın bir güç! Bütün üreticimiz kendi çapında bir şeyler elde etmeye çalışıyor. Peki Oda, burada daha değişik fonksiyonları bu alana yükleyemez mi? Bu ürünümüzü pazarlarken, biz İstanbul’a, İzmir’e hediye götürmeye çalışan insanlara bile hizmet edemeyecek konumdayız biz. Yerel ürün pazaryeri projesinin derhal gündeme getirilmesi gerekmez mi? Bunun için de Ticaret ve Sanayi Odası’nın, öncülük etmesi gereken bir sivil toplum örgütü olduğunu gözden uzak tutabilir miyiz? Hangi ürünü doğru dürüst işleyen bir tesis var Milas’ta? Bir kilo yağın, 5 kilo zeytinden elde edildiğini düşünürsek, şu anda ortalama fiyatı 13 lira, hatta dökme zeytinin kilosu 10 liraya kadar düştü ama isterseniz 5 kilo zeytini 10 liradan 50 liraya satarsanız. Var mı böyle bir tesis? Zeytin ürünlerini işlemek üzere kurulmuş hangi tesisimiz var? Bugüne kadar Milas olarak, hangi konuda elele verdik, koordine olduk da her hangi bir şeyi başaramadık?

Balıkçılık sektörümüz de kan ağlıyor. Orada aynı şeyler gündeme gelecek. Buradaki üreticimizi gerçekten her alanda, her sektördeki üreticimizi ben tebrik ediyorum, kutluyorum ama bunları daha koordineli, bir güç haline gelmesi için yönlendirecek olan bir Ticaret ve Sanayi Odası’dır. Diğer kuruluşlarla işbirliği yaparak bunları sağlayacak olan odadır. Maalesef bu konularda biz çok çok eksiğiz. Sadece coğrafi işareti almak bu işin tamamıyla başarıldığı anlamına gelmez. Bir emektir, bir değerdir saygı duruyorum. Olması gereken bir çalışmaydı, yapıldı. Öyle Avrupa Birliği standartlarını yakalamak adına bir hamlemiz olmalı mı, elbette olmalı ancak dönüp baktığımız zaman bu ürünün elde edilmesinde geçen safhaları düşünürsek, oralar da elimizi yakıyor. Zeytinliklerimiz bakımlı mı mesela? Bizim meyilli arazilerimizde, dağlarımızda toprak kalmadı. Erozyonla gidiyor. Zeytinin dibi topraksız kaldı. Sofa dediğimiz bir olay vardır. Zeytinin etrafına sofa çekersiniz, toprağın zeytinin dibinde kalmasını sağlarsınız. Bunun için bir proje üretip bu zeytini koruma gibi, ürünü geliştirme gibi, ürünün kalitesini arttırma gibi bir projeyi kimin yapması gerekiyor? Oturup bu konularda koordineli bir çalışma yapılamaz mı? Olmayan bir şeyi konuşamazsınız! Ancak var olan bir şeyi konuşursunuz. Zeytin, kanser olmuş bir insan gibi, hastalıktan bağırıyor, rahatsız! Bunun tedavisi için kimlerle koordineli çalışacağımızı oturup bir masanın etrafında toplanabildik mi? Böyle bir çalışmamız var mı? Varsa ben o çalışmayı yapanları kutluyorum. Zeytinyağı fabrikaları diyoruz! Ben ilçemizde bir zeytinyağı fabrikası göremiyorum. Bu nedenle bu işletmelere fabrika denilmesini de istemiyorum. Çünkü fabrika dediğin zaman gıda mühendisi bulunduracak, bilmem kaç kvk elektrik bağlatacak, bilmem kaç kişiyi istihdam ettirecek… Bunları biliyoruz ve de anlıyoruz da zaten bu işletmeler ayakta zor duruyor. Dolayısıyla gidip bunları yerinde görmek gerekiyor. Bunları masa başında oturarak göremezsiniz. Bu insanlar ağlıyor, perişan. Neredeyse alın malımı, kurtarın canımı diyor.

Aslında söylenecek çok şey var, ama özet olarak şunu söylemek istiyorum; Milas Ticaret ve Sanayi Odası, iş dünyasının şekillenmesinde ana unsur, en büyük sivil toplum örgütüdür. Her şeyden önce sevgiyi, barışı, güzelliği üyeleriyle paylaşırsa, büyük bir aile çatısını kurabilirse, bu aile çatısı içerisindeki ahengi düzenleyebilirse, motivasyonu sağlayabilirse yeni fikirler, yeni girişimcilik ruhu, yeni bir atılım sağlayabilir. Söylediğiniz gibi, bulunduğumuz coğrafyaya ben de rüzgâr tepesi diyorum, her gelen geçen rüzgâr Milas’a vuruyor. Dolayısıyla iş adamını, iş dünyasını koruma adına 24 saat ayakta durmamız lazım. Aksi takdirde gücümüzden bir şeyler kaybetmiş oluruz” diyerek sözlerini tamamladı.

Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500