Advert
Advert
Advert

“MİLAS; DEPREM GERÇEĞİNDEN ÇOK UZAK”

“MİLAS; DEPREM GERÇEĞİNDEN ÇOK UZAK”
Bu içerik 13236 kez okundu.
Haberin galerisi için tıklayın!

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Milas İlçe Temsilcisi, Jeoloji Mühendisi Azmi Peker, geçtiğimiz hafta yaşadığımız depreme ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu... Depremin oluş şekli ve sonrasındaki süreci değerlendiren Peker; “Ne yazık ki 15 gün sonra yaşadıklarımızı unutup normal yaşantımıza döneceğiz. Oysa deprem, toplum ve özellikle de kenti yönetenlerin hafife almaması gereken çok önemli bir doğal afettir” dedi...

21 Temmuz 2017 tarihinde saat 01.31`de, büyüklüğü Mw: 6.5, derinliği 7.8 km, Kandilli Rasathanesi verilerine göre Mw: 6.6 büyüklüğünde ve odak derinliği yaklaşık 5 km. civarında meydana gelen depremde can kaybı ve önemli ölçüde mal kaybı yaşanmaması sevindirici bir durum olarak değerlendirilirken, deprem gerçeği ile bir kez daha yüz yüze gelinmesi, toplum olarak deprem gerçeğini ne kadar kabullendiğimiz, gerekli önemlerin alınıp alınmadığı yine en çok konuşulan ve yanıtlanması gereken sorular oldu.

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Milas İlçe Temsilcisi, Jeoloji Mühendisi Azmi Peker, yaşanılan depreme ilişkin oldukça çarpıcı açıklamalarda bulunurken, Milas’ın bu konuda ne kadar hazır olduğunu da gözler önüne serdi. Peker; “Esas önemli olan bölgemizde ve ülkemizde sıklıkla olan bu doğa olayından nasıl bir ders çıkarmamız gerektiğidir” diyerek, konuya ilişkin şu açıklamayı yaptı:

“Deprem, Gökova Körfezi içinde Bodrum İlçesi Bitez Mahallesi’ne yaklaşık 10 km. kadar uzaklıkta denizde meydana gelmiş olup, 7 şiddetinde (çok güçlü hissedilir) ve yaklaşık 11 sn. süreyle devam etmiştir. AFAD Başkanlığı verilerine göre depremde kaydedilen maksimum ivme değeri deprem merkez üssüne en yakın uzaklıktaki (10 km uzaklıkta) Bodrum kuvvetli yer hareketi istasyonunda K-G yönlü bileşende 158 gal olarak ölçülmüştür.

Depremin normal fay karakterinde Gökova fayının deniz içinde yer alan ve yaklaşık 20-25 km uzunluğundaki bir segmentinin kırılması ile meydana geldiği düşünülmektedir.

Sığ odaklı olan bu deprem Muğla ili ve ilçeleri başta olmak üzere tüm Güney Batı Ege`de hissedilmiştir.

Yunanistan’ın Kos adasında iki kişinin ölümüne ve önemli hasara yol açan depremin, Bodrum ve çevresinde yer alan yerleşim birimlerinin çoğunluğunun kaya nitelikli sağlam zemin birimleri üstüne oturması, yapıların çoğunlukla düşük katlı (iki katlı) olarak inşa edilmesi ve oluşan yer ivmesi değerinin (158 gal) düşük olması nedeniyle hasarın minimum seviyede kalmasını sağlamıştır. Bu depremin önemli bir özelliği de düşey atım sonucunda "Tsunami"nin meydana gelmiş olmasıdır.

Kandilli Rasathanesinin verilerine göre deprem sonucunda liman içinde yaklaşık 13 cm. yüksekliğinde Tsunami dalgaları meydana gelmiş ve kıyıdan karaya doğru onlarca metre ileriye bu dalgalar ulaşmıştır. Tsunami dalgalarının daha yüksek olarak görüldüğü yerlerde denizin karaya ilerlemesi araçların sürüklenmesine ve kıyıda baskınlara neden olmuştur. Meydana gelen yerel ölçekteki küçük Tsunami, ülkemizin de deprem sonrası meydana gelen Tsunami tehlikesi ile yüz yüze olduğunu göstermiştir. Bölgede, Ege Denizi’ndeki Girit Yayı-Kıbrıs Yayı bölgesinde Afrika plakasının kuzeye doğru hareketi sonucunda geçmişte şiddetli depremlerin meydana geldiği ve bu depremlerin de ciddi hasarlara yol açan tsunamileri oluşturduğu bilinmektedir.

Bölgede yapılan daha önceki araştırmalarda sonucunda Gökova Fay Hattı’nda MW=7,2 büyüklüğünde deprem beklenilmekteydi. MW=6,6 büyüklüğünde bir deprem bir deprem ile fay hattının kırılması büyük bir felaketi önlemiştir. Esas önemli olan bölgemizde ve ülkemizde sıklıkla olan bu doğa olayından nasıl bir ders çıkarmamız gerektiğidir.

1999 yılında yaşanan Kocaeli Depreminin üzerinden 18 yıl geçmesine rağmen hala daha bu büyük depremden maalesef ders çıkaramadık.

Siyasi rant, tanıdık-akraba-partili vb. gibi unsurların önem taşıdığı ülkemizde bu doğal afet olan depremlerin yaratacağı can ve mal kayıplarından kurtulmamız mümkün değildir.

Milas ilçemizde, MTA tarafından Milas Fayı olarak adlandırılan iki büyük aktif fay vardır. Bunlardan birincisi Karakuyu Segmenti (58-1) olarak adlandırılan bu fayın uzunluğu 25 km’dir. Diğeri ise Beçin Segmenti (58-2) olarak adlandırılan bu fayın uzunluğu da yaklaşık 15 km dir. Bu iki aktif olan faylar, Milas Ovasını oluşturmuştur.

Yaklaşık 25 km uzunluğundaki Milas Fayı Karakuyu Segmenti (58-1) KB-GD uzanımlı bu fayın üreteceği deprem magnitütü Mw= 6,7, yine yaklaşık 15 km uzunluğundaki Milas Fayı Beçin Segmenti (58-2) KB-GD uzanımlı bu fayın üreteceği deprem magnitütü Mw= 6,4 olarak hesaplanmaktadır. Tüm bu veriler Milas şehir merkezinin iki adet diri fayın ortasında kaldığı ve Milas Fayı Karakuyu Segmenti (58-1) Milas şehir merkezi içinden geçtiğini göstermektedir.

Milas ilçemizde etkileyebilecek olan diğer büyük fay ise Ören Mahallemizde bulunmaktadır. Özellikle bu fayların aktivesinin doğru olarak belirlenmesi gerekmektedir.

Yapılacak olan binalarda Jeoloji Mühendisleri tarafından yapı güvenliği için yapılan zemin etüt raporlarında en önemli unsur yapılan arazi çalışmalarının yerinde denetlenmesi ve yapılacak binanın oturacağı zemine göre doğru, gerekli ve yerinde arazi ve laboratuar deneyleri yaptırılarak statik proje ile uyumlu olması gereken jeoteknik hesaplarının doğrulukları denetlenmelidir.

Ayrıca zemin etüt raporlarında belirtilen uygulanması gereken önlem ve tedbirler alınmadan yapılaşmaya gidilmektedir. Binaların güvenliği için bu önlemler büyük önem taşımaktadır.

Örneğin, Ören mahallesindeki deprem gerçeğinin herkes tarafından bilinildiği kanatindeyim. Ören’de meydana gelebilecek deprem esnasında, zeminin oldukça gevşek alüvyon zeminden (kum-silt türü) oluşması yeraltı suyunun oldukça yüzeye yakın olmasından dolayı deprem esnasında oluşacak ‘sıvılaşma’ riski mevcuttur. Yapılan zemin etüt raporlarında bu sıvılaşama riski sayısal olarak hesaplanarak ve alınacak önlemlerinin zemin etüt raporlarında jeoloji mühendisi meslektaşlarımız tarafından ortaya konmasına rağmen gerek yapı denetim şirketleri, gerekse onay mercii olan belediyemizin bu önlemleri aldırmadan yapılaşamaya izin vermektedirler.

Vatandaşlarımız zemin etüdü yapılmış binaları sağlam olarak görmektedir. Fakat bu raporlarda yapılan jeoteknik hesaplar uygulanmayıp gerekli önlemler alınmadığı sürece bu raporların ve statik hesapların hiçbir önemi yoktur.

Yapı Denetim Firmalarını buradan uyarıyoruz… Yönetmelikte bünyelerinde Jeoloji mühendisi çalıştırmaları gerekirken çalıştırmayıp, zemin etüt raporlarının ilk ve en önemli ayağı olan arazi çalışmalarını denetimleri yapılmamaktadır. Bu yapı güvenliğini sağlamadığınızdan dolayı bu bir suçtur.

Kaldı ki, bir binanın dış görünüşü için yapılacak olan söveden bile sorumlu olan yapı denetim firmalarının can ve mal kaybı meydana getirebilecek zemin problemlerinin ortadan kaldırılması için uygulanması gereken tedbir ve önlemlerden olan zemin iyileştirme yöntemlerini uygulatmadan yapılaşmaya gidilmesini vatandaşlarımızın takdirine sunuyorum.

Jeoloji Mühendisleri Odası Milas ilçe Temsilciliği, Jeoloji Mühendisleri Odası İzmir Şube ve Jeoloji Mühendisleri Odası Genel Merkezi bu konuların takipçisi olacağımız buradan bildirmek istiyorum.

Yerleşim yerlerinin belirlenmesinde zeminin jeolojik parametrelerinin önemi ve yapıların mühendislik hizmeti almasının deprem hasarlarının en aza indirilmesinde en önemli faktörlerden biri olduğu yaşanarak tekrar görülmüştür.

Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinin 57.maddesinde “İlgili idare başvuru tarihinden itibaren imar durum belgesi (çap) ve onaylı jeolojik ve jeoteknik etüt raporunun bir örneğini en geç iki iş günü; yol kotu tutanağı ve kanal kotu tutanağını en geç beş iş günü içinde verir’’ denilmektedir.

Bir yerleşim yerinin planlamaya esas jeolojik ve jeoteknik etüt raporu olmadan Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği’nin 57’nci maddesi gözardı edilerek yapılaşmaya gidilmektedir.

İlçemizde; Güllük, Bafa ve Selimiye Mahallesi’nde imar planına esas jeolojik ve jeoteknik etüt raporları olmadan imar durum belgesi verilmesi, Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği’nin 57’nci maddesine göre imar durum belgeleri verilmemektedir. Kaldı ki Muğla merkez ilçe ve birçok ilçesinde imar planına esas jeolojik ve jeoteknik etüt raporları yoktur.

Sonuç olarak ilçemiz ve ilçemize bağlı mahallelerinde olası depremlerde karşılaşacağı zararları azaltması, mevcut ve sağlıksız yapı stokunun değiştirmenin sağlaması birçok mühendislik disiplinin beraber çalışarak yasa ve yönetmelikler doğrultusunda yapılacak projeler ve bu projelerin idarece denetlenmesi ve uygulatılması sonucunda mümkündür.

Bu deprem gerçeği ilçemizde oldukça önem taşıması için tüm sivil toplum örgütlerinin ve belediyemizin beraber hareket etmesi ve vatandaşlarımızın duyarlı olması ile bu önlemler alınabilinir. Bu yüzden yerel yönetimlere büyük iş düşmektedir. Çünkü yapı ruhsatlarının doğruluğunu onaylayan en son mercidir.

Ülkemizde dün yaklaşık 150 deprem üretecek diri fay olduğu bilinirken, bugün MTA tarafından yapılan çalışmalarla güncellenen Türkiye Diri Fay Haritasına göre büyüklüğü 5.5 ve üzeri deprem üretebilecek 485 diri fay veya fay segmenti olduğunun saptanmış olması neredeyse tüm ülke coğrafyasının ne derecede büyük bir deprem tehdidi altında olduğunun jeolojik gerçekliğini açık olarak ortaya koymuşken, bugün düne göre depremlere karşı daha güvenli bir yaşam yolunda olduğumuzu söylemek mümkün değildir.

TMMOB jeoloji Mühendisleri Odası olarak bir kez daha uyarıyoruz; lütfen vatandaşlarının dişinden tırnağın artırarak almış olduğu binalarda yapı güvenliğini sağlamak için yapılan projelerin doğru yerinde uygulanması doğrultusunda yapı denetimleri artırılmalıdır.

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Milas İlçe Temsilciliği rantı değil, güvenli yerleşimlerde yaşama hakkını savunmaktadır. Bilimle ve emekle ürettiklerini, umut ve inatla kamuoyu ile paylaşmaya devam edecektir.” 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500