Advert
Advert
Advert

MUAMMER ENGİNSU RADYO GÖZLEM’İN KONUĞU OLDU…

MUAMMER ENGİNSU RADYO GÖZLEM’İN KONUĞU OLDU…
Bu içerik 1468 kez okundu.
Advert
Haberin galerisi için tıklayın!

Milaslı sanatçı Muammer Enginsu Radyo Gözlem’de yayınlanan ve Gizem Kapusuz tarafından sunulan İstek Saati’ne katıldı.

20 yılık öğretmen olan ve ortaokuldan beri müzikle ilgilenen Sanatçı Muammer Enginsu, kendi bestelerinden oluşan ilk albümü hakkında bilgi vermek üzere 5 Temmuz 2017 Çarşamba günü saat 15-17 saatleri arası Radyo Gözlem yayınlanan İstek Saati’ne konuk oldu.

Milas’a bağlı Pınarcık doğumlu sanatçı Enginsu, “öğretmenlik profesyonel bir meslek, müzik hayatım olarak devam etti” diyerek konuşmasına başladı ve müzikle tanışma öyküsünü şu şekilde anlattı: “Babam çiftçidir ve arıcılıkla da ilgilenir. Arıların kovanlarının içerisindeki peteklerin tutunduğu çerçeve ve teller var. O telleri çıkarıp, 5 yaşındayken tahtanın üzerine çakıp ilk enstrümanımı yaptığımı hatırlıyorum. Hatta annem babam bir şey demesin diye de bir köşeye saklıyordum onu.  Bir gün annem görmüş ve babama göstermiş. Sağolsun ailem hep destekledi. İlkokulda müsamerelerde, yılsonu etkinliklerinde, özel günlerde türkü söylemeye başladım. Ortaokuldayken babam bir gün elinde bağlamayla geldi. Benim için dünyanın en güzel, en özel hediyesiydi. Babam da bağlama çalmayı askerde öğrenmiş ancak babasından çekindiği için sürdürmemiş. İlk türkümü de babam öğretti. Üniversite yıllarında Musa Eroğlu müzik merkeziyle tanıştım. Orada nota eğitimi aldım. Bir yandan öğretmenlik okurken, diğer yandan da müzik serüveni devam etti. İlk görev yerim olan Konya Ereğli’de daha kaliteli işler yapmak için bir müzik merkezi kurdum. Burada öğrenci yetiştirirken, tiyatro müzikleri yaptım, besteler yaptım. 98 yıldan itibaren bestelerim birikmeye başladı ve bu albümüme kadar taşındı. Müzik içimde çok büyük tutkuydu.”

Yaptığı müzik hakkında da bilgiler veren Muammer Enginsu; “Müziğimi kategorize etmedim. Özgür alanının kısıtlanması diye bakıyorum buna. İyi müziğin her türlüsünü seviyorum. Benim elimde tabii ki bağlama var. Bağlama Türk müziğinin en önemli enstrümanıdır. Dolayısıyla kökü Türk müziğine dayanan ama batı saunduyla beslenmiş, onla harmanlanmış bir müzik türü bu. Bu türdeki eserleri kategorize etmek için kullanılan terimler var. Özgün müzik diyenler, protest müzik diyenler, karma diyenler olur ama ben bu terimlerin değil de çağdaş türkü deyiminin daha olgun ve daha uygun olduğunu düşünüyorum. Çünkü çağdaş türkü Türk Halk Müziği, Türk Sanat Müziğinden beslenen ve daha ileri fon olarak, daha batı saundunu içerisine alan bir yeri ifade eder. Dolayısıyla benim yaptığım müziğe çağdaş türkü diyebiliriz” dedi.

Albüm çalışması hakkında da bilgi veren sanatçı; “Ben çok değerli insanlarla çalıştım. Türkiye’nin bir numaralı isimleri. Her birine teşekkür ediyorum. Acele etmedik sindire sindire bir albüm oluşturduk. Duygunun öne çıkması için zamana ihtiyaç olduğunun farkındaydım. Kayıt esnasında da çok titizlendik. Evet ben sözü müziği yazdım ama bir de müziğin işlenmesi söz konusu, eğer doğru işleyemezseniz dinleyiciye mekanik bir şey yansıyabilir. Benim aklımdan, kalbimden, bedenimden gelen duygular var, bu duygular öyle işlensin ki dinleyiciye de aynı şekilde geçebilsin istedim. Çok şükür ki bu oldu. Bu yüzden çok ince eledik sık dokuduk. Albümümüzde 18 çeşit enstrüman,  25’e yakın bir koca orkestrayla kayıt yaptık. Titizlendiğimiz için 3 yıl albümü oluşturmayla geçti” dedi.

Hala öğretmenlik görevini sürdüren Mauammer Enginsu öğretmenlik mesleğinin hayatına kattıkları hakkında ise; “Ben şuan bir fiil öğretmenlik yapıyorum. 20 yıldır öğretmenim. 2004 yılından beri İstanbul’da yaşıyorum. İyi ki öğretmen olmuşum. Öğretmenliğin bana öğrettiği birçok şey var. Ben aceleci, sabırsız kişiliktim. Öğretmenlik bana sabrı öncelikle öğretti. Hoşgörüyü, olgun bakmayı, bütüncül bakmayı, toplumcul bakmayı, insini bakmayı öğretti. O kadar insan sevgisiyle doluyorsunuz ki artık toplumdaki herkesin çocuğu sizin çocuğunuz gibi oluyor ve o gözle bakıyorsunuz. Dolayısıyla tüm bu duyguları veren çok özel bir meslek öğretmenlik. Bu albümde yer alan Çırak şarkısı öğrencilerim için yazdığım bir parçadır” dedi.

Melek Ağacı isimli romanın yazarlarından birisi olan ve sanatın her dalıyla yakından ilgilenen Muammer Enginsu roman hakkında da bilgi vererek; “2013 yılında Uluslar arası Genç Girişimciler Derneği çatısı altında, o derneğin çatısı altındaki bir arkadaşımız olan Hakan Coşkuner bir proje başlattı. 18 ayrı yazar birbirinin bıraktığı yerden devam ettirerek, kendi bölümünü yazıp bir diğerine teslim ederek devam etti ve her yazar sadece kendi yazdığı bölümü bildi. İlginç bir yazım tekniği var. Bir cinayet romanı. Siyasi bir cinayetten bahsediyoruz. İçinde bir aşk hikayesi barındırıyor ve üzerine iftira atılmış bir ailenin sonradan ortaya çıkan gerçeklerle devam eden bir serüveni. Romanımızın satışları internette devam ediyor. Benim için de bir başlangıç olmuş oldu. İki projem var bununla ilgili. Fırsat bulduğumda yazacağım kafamda tasarladığım iki roman hikayesi var. Bir tanesi bir aşk romanı olacak, diğeri ise senaryoya çevrilip filmi çekilebilecek bir tür olacak.

Şiir; şarkı ve besteden çok farklı değil. Üniversite yıllarından beri şiir yazıyorum. Bu şiirler yaklaşık iki-üç kitap olacak düzeye geldi. Albüm tanıtım çalışmaları bittikten sonra şiir kitabına odaklanacağım ve basımını gerçekleştireceğim” dedi.

Yöremizin değerli Yönetmeni Yüksel Aksu ile tanışmalarını anlatan Sanatçı Muammer Enginsu; “Cumhuriyetin kurulduğu günden beri köyümüzde kutlanılan bir Cumhuriyet kutlaması var. Ama bu kutlama farklı bir kutlama. Halkın kendi yaptığı interaktif tiyatroya giren, gençlerin kendi aralarında organize olarak yaptığı, etkinliğin içinde hiç resmi kişinin bulunmadığı Kaddak Deve Bayramı denen bu kutlamanın belgeselinin çekilmesi için bir takım görseller, videolar biriktiriyordum. Bu bayramın belgeselin çekilmesi için Yüksel Aksu’ya bilgi verdim. Yüksel Aksu’da “biz bir film çekiyoruz, bir köy arıyoruz ve köylülerin filme iştirak edebileceği bir köy arıyoruz” dedi. Ben de bizim köyde bu filmin çekilebileceğini söyledim. Yüksel Aksu’da filmi bizim köyde çekmeye karar verdi. Entel Köy Efe Köye Karşı filmi de böylece bizim Pınarcık köyünde çekildi. Ben filmin hem küçük bir danışmanlığını yapmış oldum hem de filmdeki bağlama kayıtlarını yaptım. Yüksel Aksu benden film için bir şarkı yazmamı istedi. Entel Ettin Köyümü isimli şarkımı bu film için yapmıştım. Ama şarkıyı teslim etmekte geç kaldığım için filmde kullanılamadı ben bu albümüme koydum. Bu filmin görüntülerinin kullanıldığı bir klip hazırlamayı düşünüyoruz” dedi.

Albümde yer alan ‘Zeytinyağlı Yiyelim Hadi’ şarkısı hakkında da bilgi veren Sanatçı Muammer Enginsu; “Biz zeytin ağacının altında doğduk, büyüdük, geliştik, onunla beslendik.  Halen tatillerde zeytin hasadına katlıyorum. İyi ki zeytin ağacı var, iyi ki biz zeytin ağacının olduğu yerdeyiz. Birileri kesmek istese de biz zeytin ağacı dikenlerden olacağız. Babamın 3 – 4 kilometre bizimle birlikte dağa tırmanıp atların, eşeklerin sırtında su taşıyıp bir zeytin ağacını yaşatmak için nelere katlandığına şahit oldum. Bütün bunların bende taşıdığı bir iz var tabii ki ve bir vefa borcu var. Zaytinyağlı Yiyemem Aman şarkısıyla tanıştım, güzel bir türkü. Ama sözlerinde bize gizliden bir mesaj veriyormuş meğer onu sonradan öğrendik. 1950’lili yıllarda Amerikan Marshall Yardımı adı altında zeytinyağı tüketimini sınırlandırmaya çalışmıştı. Amerikan yağlarını Türkiye’de pazarlamak istedi. Türkiye Zeytinyağı ve tereyağı tüketirken maalesef çiçek yağına yönlendirildi. Zaytinyağlı Yiyemem Aman türküsü de bunun için kullanılmış ve meşhur edilmiş bir türkü maalesef. Dikkat edersek ilk dizeleri şöyle; Zeytinyağlı yiyemem aman, neden yenmiyorsa bu zeytinyağı. Aslında sağlık saçan bir yağ. Basmada fistan giyemem aman. Burada köylüye bir dokundurma var. Neden basma fistan giymeyelim. Soru işareti bunlar. Senin gibi cahile ben efendi diyemem diyerek de basma fistan giyeni cahil olarak gösteriyor ve Türkiye’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün Köylü Milletin efendisidir sözüne de atıfta bulunulmuş. Dehşet bir algı ve halkımızın bilinçaltına işledi. Fark etmeden bu şarkıyı çaldık, oynadık, güldük, sevindik ve birbirimize zeytinyağlı yemeyelim demiş olduk. Şimdi fark ediyoruz ki bu bir projeymiş meğerse. Dört kutsal kitapta yer alan bu özel ağaç, sağlık, nefaset fışkırırken biz Zeytinyağlı Yiyelim Haydi dememiz gerekirdi. Ben bir sene önce bu şarkının sözlerinin bir bölümünü yazmıştım. İkinci albüme koymayı düşünüyordum. Son zamanlarda çıkarmaya çalışılan yasa tasarılarından da etkilendim ve şarkıyı tamamlayıp albüme koydum. Hep birlikte zeytinyağımıza, zeytin ağaçlarımıza sahip çıkmalıyız. Bu konu siyasi malzeme yapılmamalı. Ben bu şarkı ile zeytinyağlı yemeyelim algısını zeytinyağlı yiyelime dönüştürmek istedim” diyerek, şarkının öyküsünü anlattı.

Muammer Enginsu canlı yayında Radyo Gözlem dinleyenleri için Gülbeyaz, Ah Kalbim, Zeytinyağlı Yiyelim Haydi ve Leyli Yar şarkılarını canlı olarak seslendirdi.

Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Hasan     0000-00-00 Bu tarzda yöre sanatcilacının desteklenmesi çok güzel. Her ilçenin bu bilinçte hareket etmesi gerekir. Bu bağlamda size teşekkür ediyorum. Muammer beye de başarılar diliyorum.