Advert
Advert
Advert

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ RADYO GÖZLEM’DE DEĞERLENDİRİLDİ…

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ RADYO GÖZLEM’DE DEĞERLENDİRİLDİ…
Bu içerik 1429 kez okundu.
Haberin galerisi için tıklayın!

Muğla Gazeteciler Cemiyeti Milas Temsilcisi Gazeteci Coşkun Efendioğlu, Radyo Gözlem’de öngörülen yeni anayasa değişikliklerini değerlendirdi…

Muğla Gazeteciler Cemiyeti Milas Temsilcisi ve Milas Önder Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Gazeteci Coşkun Efendioğlu, 14 Nisan Cuma günü Radyo Gözlem’de Haber Müdürü Gizem Kapusuz tarafından yayınlanan ana haber bültenine konuk oldu.

Programın başında 16 Nisan tarihinde gerçekleştirilecek referandum sürecini değerlendiren Coşkun Efendioğlu; “Erdoğan liderliğindeki AKP kesimi ve hükümet epeydir gündemde olan anayasa değişikliği çalışmasından yakın bir zamana kadar vazgeçmişti. Çünkü bunu geçirebilecek oy çoğunluğunu meclis içerisinde sağlayamayacaklarını düşünüyorlardı. O dönemde MHP’de muhalifti. Fakat birden bire ne olduysa kimsenin de çok fazla anlayamadığı bir şekilde MHP Lideri Bahçeli, Erdoğan tam da artık bu anayasa değişikliği çabasından en azından şimdilik faz geçmiş gibiyken,  ‘getirin şu başkanlık sistemini geçirelim destek vereceğiz’ dedi ve ondan sonra birden bire bu sürece girdik. AKP yönetimi yani hükümet birden bire bu 18 maddelik anayasa değişiklik paketini gündeme getirdi. Meclisten CHP’li vekillerin engelleme çabalarına karşın geçirdiler ve 16 Nisan’da yapılacak referandum kararı alındı. Gözlenen AKP’nin Başkan sistemi denilen çünkü dünyada başkaca benzer bir örneği de yok böyle bir sistemin. Başkanlık denilen sitemlerde yasama yürütme ve yargı erkleri kuvvetler ayrılığı ilkesi nedeniyle birbirlerinden ayrılmışlar ve birbirlerini denetleyen şekilde oluşuyor. En tipik örneği ABD’dir. Başkan bir karar alsa bile bu senatodan geçmedikten sonra kesinlikle uygulanamıyor. Hatta öyle ki ABD büyükelçilerini bile atarken önce belirlerler bu meclise gelir ve meclisten kabul edilmedikten sonra onlar büyükelçi olamazlar. Bu denli bir denetim mekanizması vardır oralarda. Fakat bizim sitemimizdekinde kesinlikle böyle bir şey yok. Kuvvetler ayrılığı dediğimiz demokrasinin temel ilkesi tamamen berhava ediliyor. Tamamen mutlak hakim, mutlak otorite bir başkana teslim ediliyor ve bu sistemi AKP savunuyor, muhalif kanadında CHP var. MHP yönetimi evet diyor fakat MHP’nin ana gövdesi büyük bir çoğunluğu muhalif kesimi hayır diyor. Milli görüş geleneğinin gerçek temsilcisi Saadet Partisi hayır diyor. Büyük Birlik Partisi’nin yönetimi geçtiğimiz günlerde anlaşılmaz bir şekilde hayırcıyken biranda evet diyeceklerini belirtti ama teşkilatlardan tepki almaya başladılar ve onlarında MHP’deki gibi benzer bir şekilde gövdesi büyük ölçüde hayır diyor. Muğla il yönetimi ve Milas İlçe yönetimi de hayır cephesinde yer alıyorlar. Evet cephesinin başındaki AKP, hükümette olmanın getirdiği avantajlardan ve örtülü ödenekten harcanan paralarla resmen gayri hukuki bir şekilde evet kampanyasını, son derece masraflı araçlarla dizginsiz bir şekilde yürütüyor. Açıkçası eşit bir mücadele değil. Ama öte yandan hayır cephesi çok ciddi dayanakları olduğu için, bunu daha rahat savunabildikleri için yaygın ve etkili bir kampanya yürüttüler, yürütüyorlar. Tersinden evet cephesindekiler ise gerçekten kendilerinin bile yakın zamana kadar savuna geldikleri demokratik gelenekler, demokrasi, parlamenter sistem, meclisin güçlü olması gerektiği gibi donelerle tamamen tezat evet argümanlarını savunamaz konumdalar. Böyle bir dez avantaj yaşıyorlar” dedi.

Cumhurbaşkanının aynı zamanda parti başkanı olmasıyla ilgili önerilen kanun maddesi hakkında da açıklamalarda bulunan Gazeteci Coşkun Efendioğlu; “Bu Türkiye’nin ve dünya parlamenter sisteminin geleneklerine tamamen ters bir şey. Bunu savunurlarken büyük ölçüde bir partinin genel başkanı iken daha sonra cumhurbaşkanı olmuş kişinin partili olmasında hiçbir sakınca yok çünkü herkes bunun böyle olduğunu biliyor gibi bir argümana dayandırmaya çalışıyorlar. Ama bu yanlış. Belediye seçimlerinde bile bir partili belediye başkanı seçimden galip çıkıp belediye başkanlığı koltuğuna oturduğu zaman onunda bir partili olduğunun bilinmesine karşın bu saatten sonra ben sadece herhangi bir partinin değil herkesin belediye başkanıyım, herkese eşit mesafede davranacağım diye açıklama yaparlar. Bu yapılan açıklama demokrasi geleneğinin icabıdır. Keza eğer partili bir kişi Cumhurbaşkanı seçildiğinde yine partili olmaya devam ederse bu o partinin dışındaki muhalif kesimlerin yapacağı uygulamalarda kaile alınmayacağı gibi bir ihtimal ortaya koyar, bir soru işareti ortaya çıkartır ki bu bütün ülkenin cumhurbaşkanı olacak kişinin yapacaklarına güveni azaltacaktır. Hiç gereği yoktur. Getirmeye çalıştıkları yeni anayasal rejimde hiçbir engel tanımamak, hiçbir denetime açık olmamak gibi bir anlayışın sonucudur. Demokrasi geleneğinin tamamen ortadan kaldırılması sonuçlarını doğuracaktır ve emin olun bu anayasa geçtiği zaman Türkiye daha rahat, daha huzurlu, daha işlerin kolaylıkla yapıldığı bir ülke asla olmayacaktır” dedi.

Atanmış cumhurbaşkanı yardımcıları, halk tarafından seçilmiş cumhurbaşkanının olmadığı durumlarda onun yetkilerini aynen kullanabilir şeklinde önerilen anayasa değişikliğine de değinen Efendioğlu; “Mutlakıyetçi bir başkan seçiminin en büyük sıkıntıya yol açan, kuşkuya yol açan maddelerden bir tanesi. Şuan ki parlamenter sistemde Cumhurbaşkanı aynı zamanda bütün Türk ulusunun dünyaya karşı temsilcisi konumdadır. Getirilmeye çalışılan sistemde Cumhurbaşkanı, Başkanının da bütün yetkilerini üzerine devralmıştır. Neredeyse mutlak güce sahip bir başkandır. Halk tarafından seçilen cumhurbaşkanının bu yetkileri kullanmasının doğru olduğunu bir yana bıraksak bile, cumhurbaşkanının kendisine atayacağı, sayısını kendi belirleyeceği ve seçilmemiş yardımcılarının hastalık ya da başka nedenlerle cumhurbaşkanlığı görevinden ayrıldığı dönemlerde onun yetkilerini kullanmaları akla aykırı, demokrasi ilkelerine aykırıdır. Ne yazık ki bu sistem de bu da getiriliyor. Üstelik atayacağı bakanlar da meclis denetimine tabi değiller. Cumhurbaşkanı tarafından istenilen zamanda görevden alınıp azledilebilirler. Bakanlar ya da cumhurbaşkanına karşı Meclisin, ki çok yüksek bir orandır, 3’de ikilik bir çoğunlukla soruşturma açabilmesine karar verdiği durumlarda da Cumhurbaşkanı bu meclisi fesih etme yetkisine sahiptir. Bu demektir ki Cumhurbaşkanının istemediği herhangi bir şeyi yapabilmek mümkün değildir. TBMM’yi fesih ettiği zamanda da yine bu yasaya göre Cumhurbaşkanı kendisi de seçilmek zorundadır. Bir seçime gider. Bunun dışında güçler ayrılığı ilkesinin en temel noktası olan meclisin hiçbir yetkisi yoktur” dedi.

Cumhurbaşkanının yargılanmasının önünün açılmasıyla ilgili önerilen kanun maddesi hakkında da açıklamalarda bulunan Gazeteci Efendioğlu; “Getirmek istedikleri başkanlık sistemi, milletvekili seçimleriyle, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin aynı anda yapılmasını ön gördüğüne göre ve Cumhurbaşkanı seçilirse kendi partisi salt çoğunluğu elde edecek. Yargılanma sürecine girilebilmesi için en az 301 milletvekilinin oyu gerekecek. Varsayalım iktidar partisinin 3 – 5 milletvekili de buna katıldı soruşturma önergesi verilebilir. Daha sonra 5’de 3 çoğunlukla Cumhurbaşkanının yargılanması ile ilgili süreç başlatılabilir. Daha da önemlisi bu komisyon kuruldu yüce divana sevk edilecek. Yüce Divana sevk edilebilmesi için 3’de 2 oy lazım. Bu da 400 milletvekili eder. Düşünebiliyor musunuz hem kendi partisi iktidarda, mecliste çoğunluk onlarda, muhalefet cumhurbaşkanın yargılanabilmesi için 400 tane milletvekilini bulmak zorunda. Pratik olarak bu mümkün değil. Cumhurbaşkanının kendi partisinin de en az 100 fire vermesi demek. Yani bu reel bir şey değil.  Patik olarak Cumhurbaşkanı yargılanamaz sonucu ortaya çıkıyor. Varsayalım yüce divana sevk edildi ama unutulmamalı yargı mensuplarını da atayan cumhurbaşkanı. Yüce divanı oluşturan yargı organının hemen hemen bütün üyelerini Cumhurbaşkanı atıyor. Kendisinin atamış olduğu yargıçlar, kendisini yargılayacaklar. Bu ne kadar geçekçi olduğunu vatandaşların görüşüne bırakılıyorum” diyerek sözlerini tamamladı.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
jude     2017-04-15 gerek yok bu kadar çırpınmanıza bu zamana kadar hüküm sürmeye çalıştığınız yeter. artık söz milletin. hata yaptı 3 te 2 çoğunlukla yargılanacak bu mümkün değil diyorsunuz ya hata yapanı bu millet indirir siz merak etmeyin bu vatana bu halk sahip çıkar korkmanıza gerek yok . nasıl ki koalisyonlara son verdik hata yapana da son veriririz. kendinizi yenileyin