Advert
Advert
Advert

OHAL, BİR İSTİBDAT YÖNETİMİNE DÖNÜŞÜYOR!..

OHAL, BİR İSTİBDAT YÖNETİMİNE DÖNÜŞÜYOR!..
Bu içerik 1593 kez okundu.
Advert
Haberin galerisi için tıklayın!

CHP Muğla Milletvekili ve TBMM Anayasa Komisyonu Üyesi Av. Akın Üstündağ, OHAL kararnameleriyle tam anlamıyla hukuksuz ve keyfi bir yönetim modelinin uygulandığına ve ‘Anayasa Değişikliği Referandumu’ koşullarına ilişkin endişe ve uyarılarını paylaştığı bir yazılı açıklama yaparak,  “Bütün bir baskı ve ceberrut ortamında Halkımız doğru yolu bulacaktır. Tarihinde yaşadığı baskı ve şiddeti bir daha yaşamak istemeyecektir. Halkımıza layık olan Anayasa, bu öngörülen Anayasa değil, çok daha özgürlükçü, refah ve huzur içinde yaşanacak bir ülkeyi yaratacak bir Anayasadır ve milletimize böyle bir Anayasa yakışır” dedi.

Üstündağ, açıklamasında görüşlerini şöyle dile getirdi…

Pervasızlık ve hukuk tanımazlık…

Olağanüstü hal ilanından sonra çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler, tam bir hukuksuzluk içeriyor. Bu KHKlar, torba yasanın bir şeklidir ve Olağanüstü Hal ile ilgisi olmayan birçok konu bu torbaya konmaktadır. En son yayınlanan 687 sayılı KHK, hukuksuzluğun ve keyfi yönetimin zirve noktasıdır. Bu kararnamede Kış Lastiği  konusu bile yeralmaktadır. Bu, yasamanın yetkisini gasp ve yetki aşımıdır. Pervasızlık ve hukuk tanımazlık, artık bir suiistimal olmaktan çıkmış, antidemokratik uygulamalar ve baskı rejimi halini almıştır. Darbe bahanesi altında alınan sözde tedbirler, Olağanüstü Halin sınırlarını çoktan aşmış, adeta bir sivil darbenin uygulandığı bir döneme girilmiştir. Bu gidişat iyi bir gidişat değildir. Bu uygulamalara son verilmezse ülkenin, çok daha büyük bunalımlara doğru sürüklenme ihtimali artacaktır.

Hiçbir demokratik ülkede olmayan ahlaksız uygulamalardır…

687 sayılı kararname ile 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun 149/A maddesi ortadan kaldırılmaktadır. Bu da referandumda özel Radyo ve Televizyon kanallarınca, seçim gününe ve son saate kadar devlet destekli “EVET” propagandası yapılması anlamına geliyor. Bu anlayış, bu kafa yapısı çağdışıdır, hiçbir demokratik ülkede olmayan ahlaksız uygulamalardır. İktidarın ar damarının çatlamış olduğunu üzülerek görüyoruz. Mahkemeler, korku ve baskı altında görevlerini yapamıyorlar, sivil toplumun sindirilmiş durumdadır. Kendisine karşı gelen herkese terörist muamelesi yapan bir iktidar ile karşı karşıyayız. Milletin egemenliğinin elinden alınacağı bir referandumda dahi kişisel özgürlükler, ifade özgürlükleri, özgür propaganda hakkı ortadan kalkmış durumdadır.

Milletimiz bu gerçekleri görmek zorundadır…

Olağanüstü Hal uygulamaları dahi, başkanlık sisteminin ülkeye neler getireceğini göstermektedir. Anayasa değişikliği, başlı başına OHAL’in bir rejim olarak uygulanmasından başka bir şey değildir. Milletimiz bu gerçekleri görmek zorundadır. Bu olumsuz gidiş geri döndürülmek durumundadır. Bu Büyük Millet, kendi geleceğine sahip çıkmak zorundadır. Özellikle Anayasa değişiklik teklifindeki; Anayasamızdaki Temel haklar, kişi hakları ve siyasi haklar konusunda da Olağanüstü Hal Kararnamelerinin çıkarılabilmesinin öngörülmesi son derece tehlikeli bir düzenlemedir. Referandumda “evet” çıkarsa bu ülkede hiçbir vatandaşın yaşam hakkı başta olmak üzere hiçbir hakkı güvence altında olmayacaktır. Hiçbir kişinin özgürlüğü kalmayacak, ağır bir rejim baskısı ve tek adam yönetimi ortaya çıkacaktır.

Devirlerle, milletin malları elinden alınmıştır…

Daha önce çıkarılan OHAL kararnamesi ile Cumhuriyetin birçok kazanımı olan milletimizin yarattığı yüksek değerler olan kurumlar, şirketler ve bankalar Varlık fonuna devredildi. Bu devirlerle milletin malları elinden alınmıştır. Hiçbir denetleme ve kontrol imkanı olmayan varlık fonu ile birçok hortumlama, usulsüzlük ve hukuk dışı tasarrufların ön açılıyor. Aynı zamanda da Varlık Fonu ile milletin geleceği ipotek altına alınıyor. Alınacak borçlar için bir kefalet müessesesi kuruluyor. Yine 687 sayılı Kararname ile Bankalarla ilgili birçok uygulama suç olmaktan çıkarılıyor.

Ağır bir karşı propaganda ve saldırı altında kalacağımız kesindir…

Referandumda, şiddet ve kaos stratejisine karşı dikkatli olmak zorundayız. Korku ve panik yaratmak, istenen sonuç ve istenen diktatörlüğe geçişin bir yöntemi olarak uygulanma ihtimali yüksektir. Gelecek haftalardan itibaren günlerce sürecek ağır bir karşı propaganda ve saldırı altında kalacağımız kesindir. Devletin bütün imkanları sınırsızca ve acımasızca kullanılacak, devlet görevlileri tarafından bir baskı ve antidemokratik tavır ve uygulamalar ortaya çıkacaktır. Camilerde bile “evet” propagandası yapılması bunun bir göstergesidir. Camilerdeki uygulamalar nasıl bir propaganda dönemi geçireceğimizin bir işaretidir. Bu uygulamalar bir denemedir ve toplumun tepkisi ölçülmek istenmektedir.

Bütün bir baskı ve ceberrut ortamında Halkımız doğru yolu bulacaktır. Tarihinde yaşadığı baskı ve şiddeti bir daha yaşamak istemeyecektir. Halkımıza layık olan Anayasa, bu öngörülen Anayasa değil, çok daha özgürlükçü, refah ve huzur içinde yaşanacak bir ülkeyi yaratacak bir Anayasadır ve milletimize böyle bir Anayasa yakışır.

Kamuoyuna saygıyla iletirim.

Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500