Advert
Advert
Advert

AKIN ÜSTÜNDAĞ’DAN ÇARPICI AÇIKLAMALAR…

AKIN ÜSTÜNDAĞ’DAN ÇARPICI AÇIKLAMALAR…
Bu içerik 3388 kez okundu.
Haberin galerisi için tıklayın!

TBMM Anayasa Komisyonunda görüşmeleri tamamlanan Anayasa değişiklik teklifine ilişkin, Anayasa Komisyonu Üyesi Muğla Milletvekili Av. Akın Üstündağ, komisyon toplantısında çok çarpıcı açıklamalar yaptı.

Anayasa Komisyonu Üyesi Muğla Milletvekili Av. Akın Üstündağ’ın komisyon toplantısında yaptığı açıklamalar şöyle;

ANAYASA DEĞİŞİKLİK TEKLİFİ BİR REJİM DEĞİŞİKLİĞİ ÖNERİYOR...

“Öncelikle Anayasa Komisyon gibi son derece önemli bir komisyonun görsel basına kapalı olması çok manidar. Bu değişiklik teklifinin komisyondan hızlı bir şekilde, toplumdan kaçırılarak, halkın ve sivil toplumun tartışmasına imkan vermeden geçmesinin amaçlandığı aşikardır. Her ne kadar hükümet sistemi değişikliği dense de, teklif bir rejim değişikliğini öngörüyor.

Burada amaç Başlangıç ilkelerine hiç dokunmadan ve ilk üç maddeye fiilen dokunmadan, arkadan dolanarak sözkonusu değişmez maddeleri değiştirmektir. Özellikle Başkanlık sistemi adı altında, Başkanlık sistemlerinde olmayan birçok yetki Cumhurbaşkanına verilmekte, denge ve denetleme mekanizmalarından ise yoksundur. Bu yönüyle anayasa değişiklik teklifi frensiz bir kamyon gibidir.

PADİŞAH’IN YETKİLERİNE ÖZENMİŞ...

Cumhurbaşkanı kendisinin haksız olarak ve kanundışı oluşturduğu “fiili durum” a anayasayanın uydurulması gibi sığ ve mesnetsiz bir gaye amaçlanmakta, dünyada hiçbir sistemde olmayan, ama monarşik ve otoriter ülkelerde uygulaması olabilecek  bir teklifle karşı karşıyayız.Özellikle, 140 yıl önceye gidilerek ve  Abdulhamit’e özenilerek bazı yetkilerin, 1876 Kanun-i Esasi Anayasasından alıntılar olduğu görülüyor.Bunlardan bazıları, Padişah’ın sorumsuz ve kutsal olması özelliği bu teklifte Meclise karşı Cumhurbaşkanının sorumsuzluğu olarak yansıyor. Padişahın yürütme organının başı olması, halkın seçtiği Meclis-i Mebusan’ı feshetme yetkisi, Heyet-i Vükela (vekiller heyeti) nin meclise değil Hükümete karşı sorumlu olması, Meclis-i Mebusan’ın Heyet-i Vükela’yı düşürememesi, Kanun tekliflerinin yürürlüğe girmesi için Padişah’ın onayı şartı, Uluslararası andlaşma yapma yetkisinin Padişaha ait olması gibi birçok yetki, Anayasa teklifinde yer almış.

BAŞKANLIK SİSTEMİNİN FREN-DENGE MEKANİZMALARI TEKLİFTE YOK...

Özellikle ABD’de uygulanan Başkanlık sisteminin bu teklifle bir ilgisi yoktur. ABD’nin federal bir yapıya sahip olması başlı başına bu sistemin ana karakteristiğidir. Üniter devlet yapısına sahip ülkelerde Başkanlık sisteminin uygulanması çok zor olan bir sistemdir. Özellikle Başkanlık sisteminin zayıf ve sakıncalı yanlarının çokluğu düşündürücüdür. Başkanlık sistemlerinde Anayasal organlar arasındaki çatışmalar ancak darbelerle ve demokratik olmayan yollardan çözülebilir. Bu nedenle bu sistem Başkanlıkla yönetilen birçok ülkede rejim krizine yol açabilmektedir. Başkanlık sistemlerinde Parlamenter sistemlere oranla darbe olasılığı daha fazladır. Başkanlık sisteminin Katı olma özelliği, güvensizlik oyu ve fesih gibi araçlarla tıkanıklıklar çözülebildiği halde Başkanlık sisteminin esasında bu yöntemler olmadığından siyasi süreç adeta donar ve halkın desteğini yitirse de başkan görevde kalmaya devam eder. Başkanlık sistemi çift meşruluğa yol açabilir. Hem Meclisin hem de başkanın seçimle gelmesi her iki organın da meşruluk tartışmasına girmesine neden olabilir. Başkanlık sistemi Siyasai kutuplaşmaya yol açabilir. Zira Başkanlık sistemine kazanan her şey, kazanmakta, kaybeden herşeyi kaybetmektedir. Bizim gibi siyasal kutuplara ayrılmış ve ayrışmış bir ülkede Başkanlık sistemi siyasal kutuplaşmayı daha da arttıracak ve gerilim tırmanacaktır. Başkanlık sisteminin diğer zararlı yanı Başkanlık sisteminin iktidarın kişiselleşmesine neden olmasıdır. Başkanlık sisteminde Başkan hem hükümetin hem de devletin başkanı statüsündedir. Başkanın özel bir başkanlık sarayına sahip olması başkanın kendisini zamanla bir kral, bir imparator gibi hissetmesine yol açabilmektedir.

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ İLE ÜLKE “OHAL SİSTEMİ” İLE YÖNETİLMEK İSTENİYOR...

İktidarın, Anayasa değişikliğini vakit geçirmeden Anayasa Komisyonundan geçirerek daha sonraki aşamalarda da görüleceği gibi aceleci davranmasının sebebi 20 Ocak’ta dolacak olan OHAL’in bundan sonraki dönemlerde bir yönetim sistemi olarak uygulanmak istenmesidir. Ülke baskıcı bir rejimle yönetilmek isteniyor. Bu yönüyle teklif 12 Eylül Anayasasını bile aratacak niteliktedir.

Anayasa Değişiklik teklifinin 9. Maddesinde (yeni 8.madde) Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinin niteliği ve uygulama alanları dikkate alındığında bu amaç daha da belirgin bir niteliğe bürünmektedir. Teklifin 9. Maddesine göre Cumhurbaşkanı, Anayasanın İkinci kısmının Birinci ve İkinci Bölümlerinde yer alan Temel haklar, kişi hakları ile Dördüncü Bölümde yer alan Siyasi haklar ve ödevler hususlarında Kararname çıkaramıyor. Bu lafzın hilafından ( lafın ters anlamından ) Anayasanın diğer kısım ve bölümlerindeki çok geniş ve yaygın haklarla ilgili Kararname çıkarabileceği anlamı çıkıyor. Bu yetkileri bir kişinin kullanması son derece tehlikelidir.

CUMHURBAŞKANLIĞI KARARNAMELERİNİN KAPSAMI GENİŞ VE DENETİMİ YOK...

Anayasanın Üçüncü bölümünde yer alan Sosyal ve Ekonomik haklar konusunda kararname çıkarılabiliyor. Bunlar şunlardır;

AİLENİN KORUNMASI VE ÇOCUK HAKLARI: Mesela Cumhurbaşkanı çocuk sayısı, çocukların evlenme yaşı, tecavüzcü ile evlendirme, kürtaj gibi konularda Kararname çıkarabilir.

EĞİTİM ÖĞRETİM HAKKI VE ÖDEVİ: İmam hatip okulları, proje okulları, ilkokulda türban takma, müfredat, kız çocuklarının okutulmaması, Atatürk ilke ve inkılaplarının öğretilmesi, eğitim süresi gibi konularda Kararname çıkarabilir.

KAMU YARARI (Kıyılardan yararlanma, Toprak mülkiyeti, Tarım, hayvancılık ve bu üretim dallarında çalışanların korunması, Kamulaştırma, Devletleştirme ve Özelleştirme ) konularında Kararname çıkarabilir.

ÇALIŞMA VE SÖZLEŞME HÜRRİYETİ (Çalışma hakkı ve ödevi, çalışma şartları ve dinlenme hakkı, Sendika kurma hakkı, Sendikal faaliyet) konularında Kararname çıkarabilir. Cumhurbaşkanı düzenleyeceği kararnamelerle özellikle İstediği Sendikaların faaliyetine son verebilir, çalışma şartlarını düzenleyebilir.

TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ, GREV HAKKI VE LOKAVT HAKKI gibi konularda da Cumhurbaşkanı kararname çıkarabilir.

SAĞLIK, ÇEVRE VE KONUT ( Sağlık izmetleri ve çevrenin korunması, konut hakkı ) Özellikle KP iktidarının Çevre konularındaki sabıkası ortadadır. Çevre konusunda istediği kararnameleri çıkarabilmesi çevrenin korunması konularında büyük bir zaaf ortaya çıkacaktır. Sağlık konusunda ve yine konut konusunda da kararname çıkarabilmesi mümkündür. TOKİ ve inşaat sektörünü büyümedeki payı dikkate alındığında burada kararname çıkarabilmesi ciddi bir sıkıntı yaratacaktır.

Gençlik ve Spor, Sosyal Güvenlik hakkı gibi konularda da Cumhurbaşkanı Kararname çıkarbilecektir. Olağanüstü hallerde Temel Hak ve Hürriyetler ile Siyasi hak ve ödevler konusunda da kararname çıkarabilecektir.

Her ne kadar Cumhurbaşkanının düzenleyeceği konuda Kanun varsa o kanunun uygulanacağı belirtilse de bunu denetleyecek, sınırlarını tespit edip uygulayacak hiçbir kurum ve yapı mevcut değildir. Özellikle OHAL Kararnamelerini yetkilerini de aşan ve hem sınırları, hem de kapsamları, üstelik uygulamanın OHAL süresini de aşacak şekilde yapılması dikkate alındığında uygulamanın yine bir “fiili durum” yaratacağı aşıkardır.

YASAMA, YÜRÜTME VE YARGI YETKİLERİ BİR TEK KİŞİDE TOPLANIYOR...

Anayasa değişiklik teklifi bir bütün olarak değerlendirildiğinde Yasama, Yürütme ve Yargı yetkilerinin bir tek kişide toplandığı görülmektedir. Yasamayı şekillendiren, HSYK ve üst yargı organlarını belirleyen ve Yürütme yetkisini de kendinde toplayan bir tek kişinin elinde toplanması, denetim ve denge mekanizmalarının olamaması bir süre sonra bu sistemin bir monarşiye, bir saltanata, bir otokrasiye dönüşmesi kaçınılmazdır.

TÜRK MİLLETİ DİKTATÖRLÜKLE YÖNETİLMEYİ HAKETMİYOR...

İnsanlık tarihindeki birlikler ve yönetimsel anlamda gelinen aşama, ülkemizdeki 140 yıllık parlamenter tecrübe, geleneksel özelliklerimiz ve toplumsal yapımız dikkate alındığında teklif edilen Anayasa değişikliği ülkemize uygun bir değişiklik değildir. Kurtuluş Savaşını dahi Meclis kanalıyla gerçekleşmesi dikkate alındığında  Türk Milleti bu yönetimsel rejimi hak etmiş değildir.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500