Advert
Advert
Advert

İŞ GÜVENCEMİZDEN, MESLEĞİMİZDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ…

İŞ GÜVENCEMİZDEN, MESLEĞİMİZDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ…
Bu içerik 1124 kez okundu.
Haberin galerisi için tıklayın!

Eğitim Sen Milas İlçe Teşkilatı tarafından darbe girişimi, OHAL, açığa alınan ve ihraç edilen öğretmenler, mülakatla öğretmen alımı konularıyla ilgili olarak basın açıklaması gerçekleştirildi… Eğitim Sen Milas İlçe Temsilcisi Mustafa Ali Demirci tarafından okunan açıklamada “Bizler emeğiyle, alın teriyle çalışan emekçileriz, çalmadık çırpmadık. AKP kendisine dikensiz gül bahçesi yaratmak istiyor. Her türlü saldırıyı yapacak. İş güvencemize ve haklarımıza saldıracak ama buna karşı bir şey yapılmayacak, sessiz olunacak. Bunu kabul etmemiz mümkün değil. Bu yüzden işimize emeğimize sahip çıkıyoruz. Bize bedel ödeterek vazgeçmemizi bekleyenlere buradan sesleniyoruz; iş güvencemizden, mesleğimizden vazgeçmeyeceğiz. Laik, bilimsel eğitimi savunduk, savunuyoruz. İş güvencesini savunduk, savunuyoruz” denildi…

Eğitim Sen Milas İlçe Teşkilatı tarafından Atapark’ta basın açıklaması gerçekleştirildi. Darbe girişimi, OHAL, açığa alınan ve ihraç edilen öğretmenler, mülakatla öğretmen alımı konularının ele alındığı açıklamaya Eğitim Sen üyesi öğretmenler katıldılar.

Sevincimiz kursaklarımızda kaldı…

Eğitim Sen Milas İlçe Temsilcisi Mustafa Ali Demirci’nin açıklaması öncesinde söz alan Eğitim Sen Milas İlçe Hukuk Sekreteri Mehmet Ateş, AKP iktidarının 14 yıldır ülkemizi baskı, korku ve sindirme politikası ile yönettiğine dikkat çekerek, “ikiz kardeşler evin bahçesinde kavga etmeye başladılar. Bu kardeş kavgasının sonucunda 15 Temmuz akşamı, ülkemiz büyük bir badire atlattı. Yarım yamalak olan demokrasimizi kurtardık, askeri darbeyi önledik diyerek sevinirken, sevincimiz kursaklarımızda kaldı. 21 Temmuz akşamı bu sefer de sivil darbe ile karşı karşıya kaldık. Ülkemiz demokrasiyle değil de OHAL yasaları ile yönetilmeye başladı. OHAL yasları sonucunda, binlerce memur açığa alındı. Kurunu yanında yaşlardan yanmaya başladı, at izi it izine karıştı. İlgisiz, masum kişilere FETO’cusun, PKK’lısın diyerek asılsız suçlamalar getirmeye başladılar. Tıpkı 12 Eylül 1980 darbesinde olduğu gibi bir sağdan, bir soldan mantığı ile 10 bine yakın Eğitim Sen’li öğretmeni de açığa aldılar. Bugün burada toplanmamızın bir nedeni haksız ve hukuksuz açığa almaları, suçlamaları protesto etmek, arkadaşlarımızın görevlerini iade edilme konusundaki talebimizi kamuoyu ile birlikte paylaşmaktır. Bir diğer nedeni de 10 Ekim 2015 tarihinde Ankara Gar Meydanı’nda İŞİD canlı bombacılarınca katledilen 109 canımızı, yoldaşımızı anmak, katliamda sorumluluğu, ihmali olanların yargılanarak cezalandırılmaları konusundaki talebimizi bir kez daha yüksek sesle yetkilere iletmektir” dedi.

Ateş’in konuşmasının ardından alanda bulunanlar Cumhuriyetimiz kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, 1960 yılından bu güne kadar yaşanan askeri ve sivil darbeler sonucunda, başta Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, Erdal Eren olmak üzere yitirdiğimiz demokrasi şehitlerimiz ve üç gün önce Hakkâri Şemdinli de terör saldırısı sonucunda kaybettiğimiz 18 sivil ve asker şehitlerimiz için bir dakikalık saygı duruşuna bulundular.

Bir cadı avına başladı…

Ateş’in ardından söz alan Eğitim Sen Milas Temsilcisi Mustafa Ali Demirci yazılı basın açıklamasını okudu. Demirci tarafından okunan “İşimize, geleceğimize sahip çıkıyoruz bu ağır saldırıyı da püskürteceğiz!” başlıklı açıklama şöyle:

“AKP, 15 Temmuz darbe girişiminden sonraki süreci demokratikleşme ile karşılamak yerine yeni darbe ile derinleştirerek devam ettiriyor. Darbeyi; fiili olarak başkanlık sistemini yerleştirmenin bir aracı, yaygın bir tasfiyenin, devleti otoriter ve diktatöryal doğrultularda yeniden yapılandırmanın gerekçesi haline getirdi. 15 Temmuz darbe girişimini savuşturarak kendini sağlama alan iktidar, okun sivri ucunu kamu emekçilerine, işçilere, akademisyenlere, gazetecilere ve toplumsal muhalefete yönelterek bir cadı avına başladı. KHK'larla kamunun tasfiyesine hız verildi. İş güvencemiz idari amirlerin hakkımızdaki görüşüne ve yargısına bırakılırken, bazı konfederasyonlar muhbirlik hizmeti vermeye başladı.

Boynumuzu uzatmayacağız!

‘Darbecilerle mücadele’ adı altında bedel dönüp dolaşıp emekçilere, işçilere, toplumsal muhalefete ödetiliyor. Üyelerimiz yine hukuksuz, haksız, asılsız, kanıtsız, sorgusuz sualsiz kokteyl gerekçelerle açığa alınıyor. Savaşa karşı, barış ve demokrasi mücadelesi vermemiz, laik, bilimsel, demokratik ve kamusal eğitim talebimiz ve sendikal eylemlerimiz suç sayılarak işten çıkarılma nedeni haline getiriliyor.

672 sayılı KHK ile daha önce açığa alınan 50 bin 875 eğitim emekçisinden 28 bin 163'ü ihraç edildi. Hemen ardından okulların açılmasına on gün kala 11 bin 301 eğitim emekçisi yine kokteyl bir gerekçeyle açığa alındı. Açığa alınan eğitim emekçilerinden 9 bin 800'ü Eğitim Sen üyesidir. 2016 - 2017 eğitim öğretim yılına öğrenciler öğretmensiz başladı, pek çok okul açılamadı, bir milyonun üstünde öğrencinin eğitim alma hakkı engellendi. Yüz bini aşkın kamu emekçisi tasfiye edildi.

İşin garip tarafı Saray başta olmak üzere hemen herkes kamuda açığa almalarda, ihraçlarda ‘at izi it izine karşıtı’ tespiti yapıyor. Ancak aileleri ile birlikte üç yüz bin insan sorgusuz, sualsiz, nedeni ve ispatı olmadan ‘kurunun yanında yaş da yanar’ denilerek sokağa atılmışken siyasal iktidar saldırı dalgasını daha da büyütmekten geri durmuyor. Öyle ki bu haksız, hukuksuz açığa almaları OHAL hukuku ile açıklamak bile mümkün değil.

OHAL kaldırılsın!

KESK ‘Kanun Hükmünde Kararnameler Geri Çekilsin! Kamu emekçileri derhal işlerine geri döndürülsün!’ talepleriyle bir direniş ve eylem hattını kurmaya devam edecektir. AKP, saldırılarını sonlandırmayacak. Sıradaki saldırılar kamunun mutlak güvencesizlik çemberine alınması, iş güvencemizin kaldırılması ve kıdem tazminatlarımıza el konulması ile yüz yüzeyiz.

Hatırlayalım!

Ne demişlerdi 15 Temmuz’dan önce: ‘Devletin içinde yuvalanan Fetöcü unsurları işten atamıyoruz, bunun için kamu emekçilerinin iş güvencelerinin kaldırılması lazım.’

Bunları devlet içine kimin yerleştirdiği, kimin besleyip büyüttüğü ‘Ne istediniz de vermedik?’ sorusuyla açık. Öyleyse eğer; esas olarak yerleştirenlerin hesap vermesi gerekiyor. Hesap neden kamu emekçilerine, işçilere, toplumsal muhalefete kesiliyor. AKP, darbe sayesinde, faşizme doğru taş üstüne taş koymaya devam ediyor.

‘Haksız ve hukuksuz uygulamalara karşı 3 d ile mücadele edeceğiz’

Bunlar;

Direniş: Oluşturduğumuz eylem programları ile haksızlığa ve hukuksuzluğa karşı direneceğiz.

Dayanışma: Darbe süreciyle alakası olmayan tüm mağdur eğitimcilerle maddi ve manevi dayanışma içinde olacağız.

Diplomasi: Milli Eğitim Bakanlığı, İllerde Valilikler, İl Milli Eğitim Müdürlükleri, siyasi partiler ve ilgili kurumlarla haksız ve hukuksuz tüm uygulamaların bitirilmesi için görüşmelerimizi sürdüreceğiz.

‘Eğitimin nasıl özelleştiği görülmeli’

‘Türkiye'de özel okulların oranının yüzde 10'un üzerine çıkması, hükümetin kamusal eğitimi nasıl adım adım özelleştirdiğini görmemiz açısından önemlidir. Kadrolu değil sözleşmeli öğretmenlik, ücretli öğretmen sömürüsü, liyakat değil mülakat, yandaş kadrolaşma, plansız programsız norm kadro uygulamaları, proje okulları mantıksızlığı, bu okullara objektif olmayan kriterlerle öğretmen atamaları, müfredat içeriği ve ders kitaplarının çoğunun hala ortada olmaması, zorunlu seçmeli ders dayatmaları, öğrencileri, velileri ve öğretmenleri mutsuz etmektedir.

Ya birleşiriz ya sırasıyla hedef oluruz! Bütün kamu emekçilerine sesleniyoruz!

AKP, bugün çeşitli bahanelerle işten çıkardığı, açığa aldığı soruşturma ve kovuşturmalarla baskı altına aldığı kamu emekçilerine saldırılarını sonlandırmayacak. Sözleşmeli çalıştırmaya geçiş yapılarak hepimizin işine her an son verebilir. İşimize ve geleceğimize sahip çıkmak için âmâsız fakatsız bir araya gelmek zorundayız. Sıkıştırıldığımız bu cendereden çıkmanın tek yolu var. Haklarımızı korumak için zaman kaybetmeden bir arada birleşik mücadele hattını örmeliyiz. Kendi sıramızı beklememeye, Belki savuştururuz kolaycılığına sığınmamaya, Herkesi bir direniş hattını kurmaya ve omuz omuza mücadele etmeye, çağırıyoruz!

İktidara karşı direncimizi örgütlerken;

‘Kötü öğretmen, kötü öğrenci, kötü veli yoktur, kötü eğitim sistemi vardır’ diyen Rıfat İlgaz'ı, ‘Öğretmen yalvarmaz, öğretmen boyun eğmez, öğretmen el açmaz, öğretmen ders verir’ diyen Fakir Baykurt'u, ‘Yarın yanağından gayrı her şeyde her yerde hep beraber’ diyen Bedreddin'i yanımıza alarak yürüyoruz.

Son olarak şunu söylüyorum ki. Bizler emeğiyle, alın teriyle çalışan emekçileriz, çalmadık çırpmadık. AKP kendisine dikensiz gül bahçesi yaratmak istiyor. Her türlü saldırıyı yapacak, iş güvencemize ve haklarımıza saldıracak ama buna karşı bir şey yapılmayacak, sessiz olunacak. Bunu kabul etmemiz mümkün değil. Bu yüzden işimize emeğimize sahip çıkıyoruz. Bize bedel ödeterek vazgeçmemizi bekleyenlere buradan sesleniyoruz; iş güvencemizden, mesleğimizden vazgeçmeyeceğiz. Laik, bilimsel eğitimi savunduk, savunuyoruz. İş güvencesini savunduk, savunuyoruz.”

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500