Advert
Advert
Advert

BAŞKAN TOKAT’TAN İDDİALARA YANIT…

BAŞKAN TOKAT’TAN İDDİALARA YANIT…
Bu içerik 2887 kez okundu.
Haberin galerisi için tıklayın!

Geçtiğimiz hafta içerisinde ilçemizde haftalık yayın yapan bir gazetede yer alan haberler ve iddialar üzerine Milas Belediye Başkanı Muhammet Tokat tarafından Milas Belediyesi Toplantı ve Düğün Salonu’nda basın açıklaması düzenlendi… Başkan Tokat’ın açıklamalarını CHP Muğla Milletvekili Av. Akın Üstündağ, Nurettin Demir, CHP eski dönem Muğla Milletvekili Fevzi Topuz, Fahrettin Üstün, CHP Muğla İl Başkanı Mürsel Alban, CHP Milas İlçe Başkanı Suat Özcan, ilçe yönetim, kadın ve gençlik kolları üyeleri, sendika yöneticileri, sivil toplum örgütü temsilcileri, Milas Belediyesi çalışanları, belediye meclis üyeleri, mahalle muhtarları ve çok sayıda vatandaş ilgiyle takip etti…

Geçtiğimiz yıl Ankara’da yaşanan bombalı terör saldırısında yaşamını yitirenler ve Hakkari’nin Şemdinli ilçesinde geçtiğimiz günlerde gerçekleşen saldırıda şehit olan asker ve siviller için saygı duruşunda bulunulup, istiklal marşımızın seslendirilmesinin ardından katılan herkese teşekkür eden Başkan Tokat, “zorunlu olan bu açıklama sırasında bizleri yalnız bırakmadığınız için teşekkür ediyorum” dedi.

Konunun önemi dolayısıyla açıklamasını yazılı metne bağlı olarak yapacağını ifade eden Başkan Tokat, daha önceden hazırlanan açıklamasını salonda bulunanlara okudu.

Başkan Tokat’ın okuduğu açıklamada şöyle:

“Son günlerde gerek ben gerekse temsil ettiğim kurum; değişik çevrelerden, değişik biçimlerde sert, ağır, haksız, asılsız ve vicdansız bir itham ve saldırılar altındadır.

Bunlar; halk içinde sokak dedikodusu biçiminde, sosyal medya, yazılı ve görsel yayınlar ve özellikle sahte sosyal medya hesaplarından, belediye meclisinde soru önergesi gibi yöntemlerle yapılmaktadır. Özellikle sosyal medya ve basın kanalı ile yürütülen saldırılar öylesine çirkin ve düzeysiz boyutlara varmıştır ki “ Çamur at izi kalsın.” anlayışını aşıp, tamamen linç ve kumpas boyutuna varmıştır. Organize ve acımasız olduğu anlaşılan bu saldırılar karşısında gerekli adli girişimler yapılmıştır, yapılmaktadır. Aslında bu konuda daha önce basın açıklaması yapmayı düşünmüştüm. Ancak gerek belediye meclisindeki soru önergesi gerekse savcılığa suç duyuruları nedeniyle bu açıklamayı sonraya bıraktım.

İthamlara tek tek yanıt vermeden önce bazı hususlara değinmek istiyorum:

Öncelikle bu itham ve saldırılarda hedef seçilen benim adım, yani MUHAMMET TOKAT’tır. Ancak içeriklerinde anlatılan kişi ben değilim, ben hiçbir zaman böyle bir insan olmadım. Benim adım altında anlatılan kişi aslında itham sahiplerinin bilinçli ve hayali olarak yarattıkları kişidir. Ortaya atılanlar ne benim kişilik yapım ve dünya görüşüm ne de elli yıla varan yaşantımla uzaktan yakından ilgili değildir.

Daha belediye başkanı seçilmeden önce belli merkezler tarafından yönlendirilen saldırılar hala sürmektedir. Bu saldırılar özellikle seçim dönemlerinde yada seçim kokusu duyulan dönemlerde artmakta; hatta hırçın ve çirkin bir hal almaktadır. Her seçim döneminde birileri beni bir çetenin üyesi yapmaktadır. 2009 seçimlerinde beni sözde Fevzi TOPUZ çetesinin hukuk sorumlusu ilan ettiler. 2014 seçimlerinde Efendi CAN adlı kişinin yarattığı bir hayali çetenin üyesi yaptılar. Şimdi yerel seçimlerin öne alınma ihtimali karşısında bu kez beni FETÖ çetesiyle ilişkilendirme gayretine girmişlerdir. Dönem olarak hangi itham işe yarıyor ise onu seçiyorlar.

Gerek ailemden aldığım terbiye gerekse eğitim sürecinde örnek aldığım büyüklerim benim kişilik ve dünya görüşümün oluşumunda önemli etken olmuştur. Kendimi bildim bileli sosyal demokrat, Atatürkçü, cumhuriyet ilkelerine bağlı, laik ve hukukun üstünlüğüne inanan bir cumhuriyet çocuğuyum. Bu uğurda gerek siyasi partilerde gerek meslek örgütümde ve gerekse sivil toplum örgütlerinde bu yaşıma kadar demokrasi, özgürlük, cumhuriyet ve hukuk mücadelesi vermekteyim. Benim için bu değerleri paylaşmak kadar önemli olan bir husus daha vardır ki; yolumu ve anlayışımı hiç değiştirmedim, hiç yalpa yapmadım.

Hayatta en önem verdiğim prensiplerden biri de açıklıktır. Tüm hayatım toplumun içinde ve bilinir biçimde geçmiştir. Ayrıca insanların göründükleri gibi olmaları ya da oldukları gibi görünmeleri gerektiğine inanırım. Hiçbir zaman içimdekinden farklı olmadım, savunduğum değerlerden farklı yaşamadım.

Demokrasi ve hukukun üstünlüğünden yanayım. 15 Temmuz’da yaşanılan darbe girişiminin, cumhuriyet tarihinin en acımasız ve vahşi olaylarından biri olarak görüyorum. Önemli olan geçmişten ders alarak bir daha böyle olayların yaşanmaması için gerekli önlemleri almaktır. Bu amaçla gerek Milas Atapark’ta gerek Muğla Cumhuriyet Meydanı’nda, gerek Taksim’de ve gerekse İzmir Gündoğdu Meydanı’nda yükselen darbe karşıtı sese ortak oldum.

Herkesin sevmediği ya da karşı karşıya kaldığı insanlar vardır. Ama böyle diye kimsenin kimseye asılsız ve düzeysiz ithamlarda bulunma hakkı yoktur.

Sıkıyönetim, olağanüstü hal gibi özel dönemler çok enterasan dönemlerdir. Bu dönemlerde kin, çıkar, beklentiler, saplantılar, öç alma gibi değişik nedenlerle şantaj, jurnal, fırsatçılık, kumpas, cadı avı gibi olumsuz durumlar yaşanır. Bu dönemler adeta “At izinin it izine karıştığı” dönemlerdir.

Bana saldıran insanlarla benim bir problemim yoktur. Bu insanlara ilişkin olumsuz bir söz ya da davranışım olmamıştır. Bu kadar çok üstüme gelinmesine rağmen yasal yollara başvurmak dışında bir cevabım ya da karşılık vermem de olmamıştır.

Saldıranlara şöyle bir baktığımda ortak özelliğin değişik biçimlerde benden beklentilerinin karşılanmamış olmasıdır. Efendi CAN isimli şahıs benden önceki iki belediye başkanı Fevzi TOPUZ ve Hürol ÖNDER tarafından mağdur edildiğini iddia etmekte; benden de mağduriyetini gidermemi ve o dönemlerde yapıldığını iddia ettiği usulsüz işlemleri açıklamamı istemektedir. Bunları yapmadığım takdirde beni de onlar gibi hedef alacağını; hatta şu an makamı benim temsil etmem nedeniyle benim üstüme daha çok geleceğini söylemektedir. Bu amaçla gerek sözle gerek sosyal medya yolu ile ve gerekse basın yolu ile hakkımdaki iftira ve isnat girişimlerinin haddi hesabı yoktur. Mustafa TUNÇ’un gazetecilik anlayışını ve beklentilerini sanırım yazmaya gerek de yok. Karşıtlarımızdan ve çevremizden bu saldırı havuzuna destek verenler vardır.

İftira ve ithamlarda iki anlayış ön plana çıkmaktadır:

Yalanı büyük at ki herkes peşinden gitsin, bu kadarı da yalan olamaz desin…

Öyle çok ithamda bulunalım ki nasılsa biri tutar…

Bu ön bilgilerden sonra elimden geldiğince ve takip edebildiğim kadarıyla hakkımdaki iftiralara yanıt vermeye çalışacağım:

1) Öncelikle Efendi CAN ve bazı sosyal medya kullanıcılarının beni ve belediyemizi FETÖ ile ilişkilendirme gayretlerine değinmek istiyorum.

Hayatım boyunca dinsel oluşumlar ve terör yapılanmalarından uzak durmaya çalıştım. Yukarıda kişilik ve dünya görüşüm ile ilgili beyanatlarım bir yana meslek hayatının neredeyse tamamını meslek örgütünde emek vererek geçirmiş bir hukukçuya nasıl bu kadar kolaylıkla bu çirkin iftira atılabilir? Benim yapımdaki ve hayatı benim gibi yaşayan bir insan nasıl bir terör örgütü ile bağlantılıymış gibi lanse edilir? Laiklik ve hukukun üstünlüğünü bu kadar içselleştirmiş birisini, sırf beklentileri karşılamıyor diye, böylesine fütursuzca ve vicdansızca suçlamak hangi insani değerlerle uyuşur?

Sosyal hayatın ve yaptığım görevin gerekleri dışında kendisini bir cemaat ya da terör örgütü ile ilişkilendiren hiç kimse ile özel bir muhataplığa girmem, girmedim. Hiçbir terör örgütünün ya da cemaatin (özellikle FETÖ’nün) kurumları, faaliyetleri, etkinliklerine katılmadım, destek olmadım, manevi yakınlık hissetmedim. Bunlar benim yaşantıma ve düşünce yapıma uygun şeyler değildir. Yaşantım her yönüyle incelenebilir. Ama beni asıl üzen bunu ispatlamak ve açıklamak zorunda bırakılmamdır. Ayrıca toplum açısından kaygılandığım bir durum da: Benim gibi tüm söz ve eylemleri toplum içinde ve toplumla birlikte açıkça ortaya koymuş birisine bunlar söylenebiliyorsa, kendini bu kadar açık ifade edememiş kişilerin hiç şansı yoktur.

Gelelim beni bu iftira ile muhatap kılarken kullandıkları ERKAN KARAASLAN ile ilgili hususa:

Bu konuda AKP gurubunun belediye meclisindeki yazılı soru önergesine verdiğim yanıtta detaylı açıklama yaptım.

Bu şahsın FETÖ’cü olup olmadığını bilmem. Ancak bu iddia ile tutuklandığını basından öğrendim.

2014 yerel seçimleriyle büyükşehir ilçe belediyesi olan belediyemiz, tarihinde ilk kez böylesi yeni bir durumla karşılaşmıştır. Üstelik hem kaybedilen gelirler hem de köyden mahalleye dönen yerler için getirilen 5 yıllık vergi muafiyeti karşısında; ülkemizin en fazla köy sayısına sahip ilçelerinden biri olması nedeniyle 13 mahalleden 132 mahalleye çıkınca 6360 sayılı yasadan olumsuz anlamda en çok etkilenen belediyeler gurubunda yer aldık. Yeni durumun gerektirdiği zorunluluktan dolayı ilgili birimlerimiz denetim ve danışmanlık hizmeti alma ihtiyacı duyunca yasal usuller dairesinde belediyemize devredilen şirketlerin denetimi ve stratejik plan için “Yöntem ve süreç danışmanlık hizmeti” işi yaptırılmış ve kendisine toplam 73.000,00TL+KDV ödenmiştir.

Ancak çalışma süresince bu kişinin abartıldığı kadar olmadığını anladığımız için ve ters düştüğümüz bazı önerileri ile ilgili hep bizim haklı çıkmamız karşısında çalışmamızı kestik. Bu arada bu kişi belediyeye bedelinin 400.000,00 TL olarak belirttiği bir gelirlerin %30 arttırılması ile ilgili çalışma önerisinde bulunmuş, ama kabul edilmemiştir. Hatta hizmet alımı yöntemiyle personel çalıştırılması ihalesine yaklaşık 1.500.000,00 TL teklif vermiş, teklifi mevzuata uygun olmadığı için değerlendirme dışı bırakılmıştır. Yani yaptığı iş red edilen tekliflerinin yanında çok küçük kalmaktadır.

İlgili şahısla belediyenin ihtiyaç duyduğu hizmetin alınması dışında hiçbir bağlantı ya da tanışıklığımız yoktur.2014 yılından önce bu şahsı hiç görmemiştim, 2014 yılından sonra da hiç görmedim.

Bu şahsın belediyemizle tanışıklığı benim belediye başkanı seçilmemden önceki 2006 yılına dayanmaktadır. Benden önceki dönemlerde de mali hizmetler birimimizin bu şahsın yayınlarına abone olduğu, hatta düzenlediği ya da eğitici olarak katıldığı seminerlere gittiği görülmektedir. Bana yöneltilen yazılı soru önergesinin altında imzası bulunan Sayın Hürol ÖNDER’in belediye başkanlığı döneminde de bu hususlar sürmüştür. Erkan KARAASLAN’ın tutuklandığı basından öğrenilince tarafımızca yayın abonelikleri iptal edilmiştir.

Bu kişi ile ilgili yaptığım araştırmada hükümetçe 2005 yılında yürürlüğe giren 5018 sayılı Kamu Yönetimi ve Kontrol Kanunu gibi temel ve önemli bir yasayı hazırlayan komisyonda görevlendirildiğini ve o dönemde bir çok seminerin eğitici ya da düzenleyicisi olduğunu öğrendim.

Bu hizmetlerin alındığı dönemde Hükümetçe 5018 gibi temel bir kanunu hazırlanması görevinde yer verilen bu kişinin, FETÖ terör örgütüne üye olduğuna dair belediyemize yapılan hiçbir bildirim yoktur, Belediyemizde ve toplumda hiçbir bilgi yoktur. Hiçbir gazete haberi yoktur. Kaldı ki bu şahsın referansları arasında Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Denizli Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığı gibi birçok belediye, birlik, kamu ve özel kurum ve kuruluş vardır. Herhangi bir terör örgütüne üye olduğu yönünde bilgi edinilen kişi ile Belediyemizin çalışma yapması mümkün değildir. Herhangi bir cemaat ya da terör örgütü ile ilgisi bilinen kişi ve kuruluşlarla iş yapmama konusunda kurum olarak da çok büyük dikkat ve hassasiyetimiz vardır.

2) Ümit Kolejine eğitim kurumu ruhsatı verme yetkisi İl Milli Eğitim Müdürlüğündedir. Belediyeler ancak inşaat ve iskan ruhsatı vermeye yetkilidir. Birinci okulun iskanı 2004 yılında benim Belediye Başkanı olmamdan önce verilmiştir. Benim dönemimde yalnızca tadilatlar yapılmıştır. İkinci okulun inşaat ruhsatı bize bağlanmadan önce Beçin Belediyesi tarafından verilmiştir. Ruhsat ve projeye uygun olarak yapılan binaya iskan ruhsatı bizim dönemde verilmiştir. Her iki okulun işlemleri sırasında mevzuat gereklerini tam olarak yerine getirme gayretimiz işlemleri geciktirme olarak yorumlanmıştır. Sürekli engel çıkartmakla suçlandık. Bir imtiyaz tanımak söz konusu olmadığı gibi mevzuatın gerektirdiği tüm hassasiyetler dikkate alınmıştır. Bir birey ve bir veli olarak da bu okulla hiçbir ilişkim olmamıştır. Çocuklarımın tahsil hayatı bellidir.

3) Aydın Büyükşehir Belediyesine naklen tayin ile giden personel ile ilgili istek Aydın Büyükşehir Belediye’nden gelmiştir. Bu konuda da personelin isteği bulunmaktaydı. Bizim bu tayin talebini kabulden başka herhangi bir tasarrufumuz olmamıştır.

4) Doğuş Gazetesi'nin 27.9.2006 tarihli sayısında tarafıma ve belediyeye yöneltilen itham ve iftiralarla ilgili hususa gelince:

Gazetenin 1.sayfasında “SAVCILAR İNCELESİN TOKAT’IN KELLESİ DEĞİL HÜCRELERİ BİLE GİDER” başlıklı haber yapılmıştır. Yine gazetenin son sayfasında  “SOSYAL MEDYADAN GAZETEMİZE GÖNDERİLEN YENİLİR YUTULUR CİNSTEN DEĞİL!.. “ başlıklı haber yer almıştır.

Çıkardığı bu gazetenin 1. sayfası, 3. sayfası ve 8. sayfası tamamen bana ayrılmıştır. Neredeyse bu sayı özellikle beni karalamak için çıkarılmıştır diyebiliriz. Yazılanlar öylesine insanlıktan, gerçekten, vicdandan, mantıktan ve etikten uzaktır ki gazetenin özellikle belli bir amaç için ve topluma karşı beni karalama ve linç etme amacıyla çıkarıldığı açıkça anlaşılmaktadır. Öyle ki beni düşünce yapım ve yaşantımla asla uymayan bir cemaat ve terör yapılanmasıyla ilişkili gösterecek; hatta kişilik yapım toplumca çok yakından bilinmesine rağmen beni belediye meclisindeki başka partilerden gelen meclis üyelerini, bütün inşaat piyasasını, adliyeyi, kaymakamı, müfettişleri ve hatta içişleri bakanını etkileyen biri olarak lanse edecek kadar seviyesiz, uydurma, çirkef, aşağılık, haysiyetsiz bir haber yapacak düzeye gelmiştir.

Yazılanlara dayanak olarak alınan ve daha önce Milas Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayette bulunduğum CANSU GÜZEL kullanıcı adlı Facebook profili kanaatimce sahte bir sayfa olup bu gazete çıktıktan sonra sahibi tarafından kapatılmıştır, şu an erişim mümkün olmamaktadır. Yaptığım araştırmada bu profile arkadaş olan kişiler Cansu GÜZEL diye birisini tanımamaktadır, hepsi kendilerine gelen arkadaşlık isteği ile arkadaş olmuşlardır. Anlaşılıyor ki sadece gazete çıkararak değil sahte sosyal medya hesapları ile de senaryolar yazılıp bir kumpas oluşturma gayreti vardır. Şikayet ettiğimiz bu gazetenin kendi internet sayfasında söz konusu haberlerin hala yer alması da bunu göstermektedir.

Söz konusu 27/09/2016 tarihli gazeteye baktığımızda: 1. 3. ve 8. sayfalarda benimle ilgili yazılanlar aynen şöyledir;

“SAVCILAR İNCELESİN TOKAT’IN KELLESİ DEĞİL HÜCRELERİ BİLE GİDER”

Bu haberde benimle ilgili yazılan hususların hepsi uydurmadır. Bu haberler hiçbir gerçekliği olmayan, olmasının ihtimali dahi olmayan haberlerdir. Yazılanlar çok çirkef, haysiyetsiz ve aşağılık niteliktedir. Şöyle ki;

Herhangi bir cemaat ya da terör örgütü ile hiçbir şekilde ilişkilendirilmem mümkün değildir. Tam tersine hayatım; sosyal yaşantısında ve mesleğinde demokrasi, cumhuriyet Atatürk ve sosyal demokrasi, laiklik, hukukun üstünlüğü mücadelesi ile geçmiştir. 50 yıla yaklaşan yaşantım tamamen toplumun önünde, açık ve nettir. Toplumun cemaat ve terör örgütü gibi yapılanmaların en uzağında duran kesimi içindeyim.

Ne FETÖ’cü ne de başka şekilde çalışan hiçbir müteahhitle ilişkim yoktur. Belediyemizin ihtiyaç duyduğu hizmetler tamamen kamu ihale mevzuatı çerçevesinde ilgili birimlerce temin edilir. Hiçbir suretle bu birimlere müdahil olmam. Sözleşme yapılan müteahhitlerin çoğunu tanımam. Ben yalnızca kamu hizmetine bakarım. Benim dönemimde “…Milas’ı üst edinen takiyeci kan emici rantçı FETÖ’cü müteahhitler…” kimlerdir bilmiyorum.

“…Bakanlıktan gelen müfettişe rüşvet verip temiz raporu aldığımız” gibi bir olay asla olmamıştır, olması mümkün değildir. Bunun ve “…melek yüzlü şeytan Tokat…” ifadelerinin takdirini tamamen sizlere bırakıyorum.

Belediye başkanı seçilmem ile birlikte belediyemize özelikle teknik birimlerde yeni kadroların kazandırıldığı doğrudur. Ancak hiçbir teknik müdürü görevinden almadım, yalnızca boşalan yada yeni kurulan müdürlüklere atama yaptım. Yaptığım bu atamalarda da bu birimde çalışmakta olan ve deneyim kazanmış personel tercih edilmiştir.

Seçildiğimden bu yana belediyeyi tamamen hukuk kuralları çerçevesinde yönettim. Mevzuata aykırı hiçbir talimatım ve işlemim olmamıştır. Herhangi bir talan ve soygun düzenine izin vermem; belediyenin ve kamunun menfaati dışında başka bir menfaat gözetmem. Bakanlıkta ve adliyede hiçbir müteahhittin yardımını hissetmedim. Ne şekilde olursa olsun imar yolsuzluklarına kesinlikle müsaade etmem. Belediyenin imkanlarını bırakın başkalarının lehine kullandırmayı kendi lehime kullanmayı bile asla düşünmem.

Belediyede görevli mimarlar dışında hiçbir mimar ile özel bağ ya da çalışmam olmamıştır. Hele ki bir cemaat yada terör örgütü ile ilişkisi bilinen mimar veya başka kişilerle çalışmayız. “…Garip işlerin garip mütaahiti…” denen kişiyi tanımam. “…FETÖ’cü mimar A.N.S.” diye tabir edilen kişi ile hiçbir özel ya da gizli bağlantım yoktur. Milaslı ve piyasada çalışan mimar olarak bilirim; FETÖ’cü olup olmadığını bilmem. Belediyeden hiçbir mimar ya da mütaahite iş yönlendirmesi yapmam, yaptırmam. Personellerde herhangi birinin böyle bir eylemini tespit ettiğimizde de derhal gereğini yaparım. Belediyede FETÖ çetesi olmadığı gibi herhangi bir cemaat ile ilgisi bilinen kişi de yoktur.

Hiçbir zaman ya da müfettiş incelemesinde bilgisayar hafızası silmek ve müfettişin harddiskten belgelere ulaşması gibi bir olay yaşamadım. Bu tamamen uydurmadır. Bu yazıyı okuyuncaya kadar böyle bir şey duymadım.

Turgay MUTLU inşaatı ile ilgili belediyemizce gerekli işlemler yapılmıştır. Ayrıca FETÖ’cü abla diye birisini tanımıyorum.

Benim ya da belediye lehine karar veren tüm hakimlerin FETÖ’cü ilan edilmesi tam anlamıyla yargıya müdahale ve gözdağıdır. Çalıştığım dönem içerisinde kamu ve sivil yöneticilerle uyumlu bir çalışma gayreti içerisinde oldum. Sorun çıkaran değil yapıcı bir anlayışım oldu. Ama görevimin gerekleri dışında hiç kimse ile kuzu sarması olmadım. Buna tüm kamu görevlileri dahildir.

AMFİ Tiyatronun üstünün kapatılması (daha doğrusu; buranın kültür sarayına dönüştürülmesi) için hazırlanan proje ihale dosyasını, çıkan haberden sonra incelettim. Yaptırdığım inceleme sonucunda söz konusu işin 2011 yılının Mart ayında 4734 sayılı yasanın 21/f maddesine göre yapıldığı, yapılan iş ve işlemlerin mevzuatına uygun olduğu, mevzuata aykırı herhangi bir duruma rastlanılmadığı anlaşılmıştır. Zaten bu konuda yetki tamamen harcama yetkilisi olan fen işleri müdüründedir. İhale yöntemini o belirler. İhale dokümanı o müdürlük tarafından hazırlanır. İhale de ihale komisyonu tarafından yapılır. Benim bu süreçte herhangi bir dahlim yoktur. 21/f ye göre yapılan pazarlık ihalesinde ilan yapılması zorunlu değildir. Davet edilen ya da haricen katılan isteklilerden birinci oturumda komisyonca teklifler açılır. Teklifleri ihale dokümanına uygun olanlardan son teklifleri verilmesi istenir. Daha sonra ikinci oturumda da ihale sonuçlandırılır. Yaptırdığım incelemede sürecin tamamen buna uygun olarak yapıldığı anlaşılmıştır. Seçim sırasında ne Ece GÜLEN’in ne de ailesinin bana maddi yardımı olmamıştır. Bu nedenle ahde vefam da söz konusu değildir. Kaldı ki projenin beklemeye alınmasının tek sebebi yandaki kapalı spor salonunun durumudur. Önceden İl Gençlik Spor Müdürlüğü bu salonu buradan kaldırıp başka yere yeni salon yapmayı düşünüyordu. Biz projeyi yaptıktan sonra bu karardan vazgeçip şimdiki salonu yıkarak yerine yeni salon yapma niyetine döndüler. Bu konudaki süreçleri devam ediyor, bu süreç devam ettiği içinde biz hala beklemedeyiz.

Üzerime olan mal varlığı belediye başkanı seçilmeden önceki edindiğim mal varlığıdır. Bu varlıkta eksilme vardır, artma yoktur. Hiç bir kişi benim için CHP genel merkezine para yatırmamıştır. Kaldı ki hiç kimsenin bu sebeple saltanat sürmesi söz konusu değildir. Bu şekilde para aktarılan paravan kurulmuş inşaat şirketi bilmiyorum. Bunlar açıkça iftiradır. Benim ne şirketim vardır ne de bir şirket ile ilişiğim… Haberde bahsi geçen Özkır YÜCE inşaat müteahhitleri ile hiçbir bağlantım yoktur. Beta Gamer şirketi ile belediye başkanlığım vesilesi ile bir ilişkim yoktur. Ancak avukatlık yaparken hisse satın aldığım bir arsaya (kendileri de hissedardır) bina yapmak istediler. Bana hissem karşılığı bir dubleks daire verdiler. Bu da çok uzayan ve sorunlu bir iş oldu. Aramız bozuldu. Bu nedenle ben ev ile hiç ilgilenmedim. Evin uzun süre teslim edilmemesini eşim kendine dert edindi. Dava açmaya bile yeltendi. Tüm işlemleri eşim takip ediyor. Kırıldığımdan bu güne kadar bu binanın içine hiç girmedim.

Gelelim gazetenin 8. sayfasında ki “SOSYAL MEDYADAN GAZETEMİZE GÖNDERİLEN YENİLİR YUTULUR CİNSTEN DEĞİL!..” haberine:

Tıpkı diğer haberde olduğu gibi bu haber de benimle ilgili saçma sapan, hayal mahsulü, insafsız, çirkin, ama belli bir hedefle uydurulmuş isnatlarla doludur. Haberin ilk bölümleri daha çok başka kişiler ve işleri anlatırken arka planda belediyemizle de ilişki kurma gayreti vardır. Hatta belediyeden Bekir diye birisi bir müfettişe 500.000,00 TL verip emekli olmasını sağladığı gibi komik bir iddiaya yer verilmiştir. Haberin ilerleyen bölümlerinde başta adliye olmak üzere devletin bazı kurumlarına ağır ve çirkin iftiralar atılmaktadır. İş, hakim ve savcılarla Ticaret Odası’nın üst katında bazı geceler buluşup al külah ver kasket yapıldığı, mahkemeye gidenin adliye koridorlarından yere bakarak döndüğü gibi yalan, son derece seviyesiz, aşağılık iddialara kadar vardırılmıştır.

Sahte ve bu haber yayınlandıktan sonra kapatılan sosyal medya sayfalarının da kimlerin marifeti olduğu net olarak anlaşılabilmektedir.

Cumhuriyet Mahallesi’nde Solmazlar tarafından yapılan binalarla hiçbir ilgim yoktur. Bu binaları onlarla birlikte yaptığımız alçakça bir iftiradır. Piyasada müteahhit olarak bilinmeleri dışında hiçbir özel bağlantım yoktur. Süreçle ilgili dosyalar belediyemizin ilgili birimlerindedir. Ne şekilde zemin etüdü yapıldığı orada bellidir. Benim bu konuda ayrıntılı bilgim olması mümkün değildir. Ama bildiğim bir tek şey var ben bu konuda kimseye kızmış ve yeniden işlem yaptırmış değilim. Bu hususta dosyada yaptırdığım incelemede tek bir zemin etüdü yapıldığını gördüm. Ayrıca Jeoloji Mühendisleri Odası’ndan yaptırdığım araştırmadan da tek etüt yapıldığını tespit ettik.

Beni bir çete içinde göstermek ve İçişleri Bakanı Efkan ALA’nın koruması altında olduğumuzu iddia etmek hayatta duyabileceğim en komik, en iğrenç ve en saçma şeydir. Ne bir çete ile ne de Efkan ALA ile küçük bir toz zerresi kadar hiçbir sosyal ve siyasal ve hatta düşünsel benzerliğim yoktur.

Yukarıda da belirttiğim gibi hiçbir müteahhitle hatta FETÖ’cülerle bırakın sıkı fıkı olmayı bir yakınlığım dahi söz konusu değildir. Şimdiye kadar ne adliyede ne bakanlıkta bir koruma hissetmedim, böyle bir şeyi de istemedim.

“…FETÖ’cü Özkır Yüce…” olarak tabir edilen kişilerle çelişkim olabilir, ama ilişkim olamaz. Onların ne gibi işlerinin kaldığını bilmem. Bilmediğim bir şeyi başka bir talancıya nasıl peşkeş çekmiş olabilirim? Neymiş bu işler ve kimmiş bu talancı bilmiyorum. Ancak bildiğim bir tek şey var, bir haberde hiçbir somut olgu belirtmeden içişleri eski bakanına, Milas’ta görev yapan hakim ve savcılara, müfettişlere, kaymakama, belediye başkanına böyle ağır şeyler yazabilen bir insan normal değildir.

Adliyede herhangi bir uzantım yoktur. Büyük kısmı meslek örgütünde temsilci ve yönetici olarak geçmiş 30 yıla yaklaşan bir avukatlık geçmişim var. Hukuk ve mevzuat dışında hiçbir yöntem ve ilişkiyi benimsemem.

5- Doğuş Gazetesi'nin 07.10.2016 tarihli sayısında:

Benim yerel seçimlerden bir hafta önce FETO çetesiyle pazarlık yaptığım iddia ediliyor.

Bu nedir Allah aşkına... Bu insanlar kendilerini ne sanıyor?

Bir seçim döneminin son dört ayında kahve ve mahalle toplantılarından başka günde 5 ila 10 arasında geçen ev ve işyeri toplantıları yaparım. Yani bine yaklaşan sayıda toplantı demektir bu... Bunlar gizli saklı işler değildir. Bu toplantılarda kendimi, yaptıklarımı, yapacaklarımı ve güncel siyasi gelişmeleri anlatır; seçmenin oyunu almaya çalışırım. Bol vaat vermek, pazarlık, umu tacirliği, kandırma benim yöntemim değildir.2009 gibi benim için zor şartlarda geçen seçimde bile; birileri yüzlerce, binlerce kişiyi işe alma vaadiyle kandırıp belediyede boy boy kıyafet ölçüsü aldırırken dahi ben iş vaadi vermedim. Hatta çalışma arkadaşlarım ''Biraz vaat ver, böyle giderse seçim kaybederiz” dediklerinde karşı çıkıp ''Kaybedeceksek böyle kaybedelim, öbür türlü kazanmak bizi daha zora sokar'' dedim.

Ben Milas'ın ve Milas'ta yaşayan herkesin belediye başkanıyım. Milas'ta oy kullanan herkesin oyuna talibim. İnsanlar arasında ırk, din, cinsiyet, siyasi görüş, sınıf vb. gibi ayrım yapmam. Beni beğenen oy verir, beğenmeyen vermez. Verene neden verdin demem, vermeyene de neden vermedin demem...

Hiç bir kişiyle yapmayacağım gibi, bir cemaat ve çeteyle de seçim sebebiyle pazarlığa girmem, girmedim. Buna ihtiyacım da yok.30 yıla yaklaşan siyasi yaşantımda Milas merkezi ve kırsalında iyi tanınan ve desteklenen bir kişiyim. Sevenimiz çoktur, sevmeyenimiz de vardır.

İddia edildiği gibi FETO çetesiyle yemek yiyip, toplantı yapıp pazarlık yapmadım. Seher Pideye çok gitmişimdir. Çorbayı ve pideyi severim. Özellikle avukatlık yaptığımız ve adliyenin hükümet binasında olduğu dönemde daha çok giderdim. Ama orası benim için yalnızca çorbacı ve pidecidir. Tıpkı zaman zaman ekmek ve börek aldığımız Kabaçam'ı fırın olarak gördüğümüz gibi... Bahsi geçen işyerine seçim bürosuna yakın olması itibariyle bir kez ziyaretim olmuştur. Ama bir çete pazarlığı yapmak için değil... İnsanlar sosyal yaşantılarında bazı alışkanlıkların sürmesi ve ihtiyaçların giderilmesinde, iyi ve kötü günlerinde birbirleri ile iletişim kurabilir. Bu onun gibi olduğumuz, onu desteklediğimiz anlamına gelmez. İnsanların yaşantılarına, savunduklarına, sözlerine, eylemlerine, yöntemlerine, yürüdükleri yollara bakmak gerekir.

Aynı sayıda; benim Şehir içi dolmuşlarına 9 hat ilave edip birilerine peşkeş çektiğim ve böylece suç işlediğim iddia edilmektedir. Belediye başkanları içine herhalde buraya hat ilave edip adam sokmayan tek belediye başkanıyım. Ben yalnızca iki kooperatifin birleşmesine vesile oldum. Benden önceki dönemlerde Milas merkezde yolcu taşıması yapmak üzere iki kooperatif kurdurulmuş ve iki ayrı güzergah oluşturulmuştu. Bu karışıklığa ve çatışmaya neden oluyordu. Bunun ortadan kaldırılması için iki kooperatifin birleşmesi gerekiyordu. Diğer kooperatif kendini tasfiye edip Şehiriçi Kooperatifine katıldı.

6- Bazı yerlerde ihale yöntemleri ile ilgili yazılanlar var. Şunu öncelikle söylemek gerekir ki; ihale yöntemlerini harcama yetkilisi olan birim müdürü belirler, dosyasını hazırlar ve ihale komisyonuna gönderir. İhaleyi komisyon yapar. Belediye başkanının burada dahli ve yetkisi yoktur. Seçilen ihale yöntemi yasanın belirlediği yöntemlerden birisidir. Seçilen yöntem için yasanın aradığı süreç ve şartlar titizlikle yerine getirilir.

Görüldüğü gibi çok yönlü, organize, acımasız, vicdansız, asılsız ve haksız bir saldırı karşısındayız. Ve bu saldırılar süreceğe de benzer. Sizleri sıktığımı biliyorum. Ama toplumu bilgilendirmem gerekiyordu. Hepsi hakkında yasal yollara başvurulmuştur ya da bulunulmaktadır. Sekiz yıldır hakkımda yazılmayan, söylenmeyen kalmadı. Oysa ben daha kimse hakkında bir şey yazmadım ya da söylemedim. Bir tek vicdanlarınıza ve hukuka sığınıyorum. Başka bir güvencem yok... Siz kumpaslar bitti sanıyorsunuz değil mi? Gerçekten bitti mi? O dönemlerdeki yöntem ve gelişmeleri bir hatırlayın... Bir de şu yaşananlara bakın... Bir karşılaştırın bakalım.

10 günden fazladır bu işlerle meşgulüz. Yazılanları takip etmek, suç duyurusu yapmak, soru önergesi yanıtlamak, basın açıklaması hazırlamak... Yapacak o kadar iş ve hizmet varken yazık değil mi bu ilçeye ve insanlara... Bu kadar iş varken biz bunlarla mı uğraşacağız?

Bölgenin en faal belediyelerinden biri olarak merkezde ve kırsal mahallelere yoğun bir program ve hizmet atağımız var. Kıt imkanlarla önemli işler başarıyoruz. Alınan sonuçları özellikle yılsonuna kadar daha net göreceksiniz. Bunları konuşmamız gerekirken nelerle uğraşıyoruz? Toplumu nelerle meşgul ediyoruz?

Ben yıllardır çamur atılmasına, karalamaya, iftiraya alıştım. Ama babacığımın kalbi dayanamadı. Cuma günü ilk kez öğrendiği bu gelişmeler nedeniyle üzüntüsünden kalp krizi geçirdi. Şu an Muğla'da hastaneden taburcu işlemleri yapılıyor, ben yanında değilim. Kayın pederim İstanbul'a ameliyata gitti, onunda yanında olamadım. Ben işte burada, bu işlerle uğraşıyorum.

Meydan bu tür insanlara bırakılır, bu anlayışlara izin verilirse devletimizin bu darbeci terör yapılanmasıyla sağlıklı bir mücadele yürütmesi zor görünüyor. Böyle giderse yalnızca at izi it izine değil, keçi izi kurt izine, tavuk izi tilki izine de karışacak.

Bu tür yöntem ve saldırılar beni yıldıramaz. Bildiğim yoldan yürümeye devam ederim. Asla da taviz vermem. Yalnız bu organizasyona su taşıyanlar, destek verenler, kıs kıs gülenler, buradan kendine çıkar ve siyasi avantaj bekleyenler cukkayı kestiğinizde ya da beklentileri karşılamadığınızda aynı akibete sizin de uğrayacağınızı gözden uzak tutmayınız...

Ailemin ve öğretmenlerimin verdiği eğitim ışığında Atatürk'ün çizdiği yolda ve 1923 ruhuyla yürümeye devam edeceğim.”

Başkan Tokat yaptığı basın açıklamasının son bölümünde yaşanan olaylarla ilgili babasının kalp krizi geçirdiğini üzüntüyle dile getirdiği sırada gözyaşlarına hakim olamazken, açıklamaları sırasında salonda bulunanlar sık sık alkışlarıyla destek verdi. Açıklamanın sonunda ise Başkan Tokat ayakta alkışlandı.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Nevzat Çağlar Tüfekçi     2016-10-11 Moralini yüksek tut, biz varız yanında başkan. Meydan boş değil. İftira ve çamur atmalarla hiç kimse bir şey elde edemez. Yalancının mumu yatsıya kadar yanarmış...