Advert
Advert
Advert

MİLAS’IN ADINI YİNE ZİRVEYE YAZDILAR…

MİLAS’IN ADINI YİNE ZİRVEYE YAZDILAR…
Bu içerik 4483 kez okundu.
Haberin galerisi için tıklayın!

Milas Dağcılık, 2016 yaz etkinlikleri kapsamında planladığı Karadeniz’in en yüksek dağı olan 3 bin 937 metre yüksekliğindeki Kaçkar-Kavrun dağına Milas’ın adını tekrar yazdı…

Milas Dağcılık’tan konuyla ilgili olarak yapılan açıklamada, Baki Çetinkaya, Hasan Çakıroğlu, Ahmet Çakır, Mehmet Yavaş, Nihat Erdoğan ve Oğuz Şen’den oluşan ekibin gerçekleştirdiği bu tırmanıştan duyulan mutluluk dile getirilerek, etkinliğin ayrıntılarına ilişkin şu bilgiler verildi...

Etkinliğimiz 18 Ağustos Perşembe akşamı saat 10’da Milas’tan hareketle başladı. Yaklaşık 22 saatlik uzun ve yorucu yolculuktan sonra Ayder yaylasına, oradan da 2400 m. rakımlı Kavrun yaylasına 19 Ağustos Cuma akşamı saat 17’de vardık. Vakit kaybetmeden kamp malzemelerimizi yanımıza alarak yaklaşık 2 saatlik yürüyüşten sonra kamp yapacağımız 2800 m. rakımda bulunan Öküz Yatağı denilen mevkiye vardık.

Dolunay altında zirveye doğru yürüyüş…

Kamp alanında çadırlarımızı kurduk. Şansımıza bizi Trabzon’da yağmur yerine açık ve berrak bir gökyüzü karşıladı. Açık bir gökyüzü ve dolunayın olması bizim için muhteşem oldu. Zira dolunayın aydınlattığı gökyüzünün altında planladığımız gibi gece saat 03.00’te zirve yürüyüşü için kalktık. Hazırlıklarımızı tamamladıktan sonra 03.30’da harekete geçtik. Dolunay eşliğinde gece boyunca yürüyüşümüz devam etti.

Zaman zaman kar ve buzul, zaman zaman yaban keçisi eşliğinde Sabah 07’de 3600 m. rakımda bulunan Kapı noktasına ulaştık.

Kapı noktasında batonlarımızı bırakıp yaklaşık 400 m. kaya tırmanışı yaparak 20 Ağustos Cumartesi günü saat 10’da zirveye (3937 m) vardık.

Yaklaşık 1 saat zirvede, Karadeniz’in muhteşem coğrafyasını seyretme şansını yaşadık. Daha sonra zirve defterini imzaladıktan sonra kamp alanına dönmek için saat 11’de inişe geçtik. Kamp alanına saat 16’da vardık. Kamp alanında çadırlarımızı topladıktan sonra Kavrun Yaylasına indik. Kavrun yaylasında yayla evinde kalarak ertesi gün için planladığımız Ayder ve Tar Şelalesi faaliyeti için dinlendik.

Yayla kültürü…

Kavrun yaylasında kaldığımız süre yayla sakinlerinin misafirperverliği, yaklaşımı, yardımseverliği, doğallığı bizleri fazlasıyla memnun etti.

Kendileriyle yaptığımız sohbette; yaylalara yapılmak istenen yollar ve yayla turizmi hakkında konuşma fırsatı bulduk. Neden yaylara asfaltlı yol istemediklerini sorduğumuzda bize; yapılacak yolların yayla kültürünü öldüreceğini, kendine has yayla evlerinin yerine beton evler yapılacağını ve bu nedenle yaşamlarının ayrılamaz bir parçası olan ve kendileri için büyük bir anlam taşıyan, Karadeniz’in sembollerinden olan yaylaların yok olacağından endişe ettiklerini kendilerinin de buna karşı çıkarak yüzyıllardır atalarından devraldıkları yayla kültürünü çocuklarına bozulmadan bırakmak istediklerini söylediler.

21 Ağustos Pazar günü planladığımız etkinliklerimizi yapmak üzere sabah saatlerinde Kavrun yaylasından ayrıldık. Ayder’de bulunan kaplıcalarda yorgunluğumuzu atarak, Fırtına deresinde bulunan ve Karadeniz’de mutlaka görülmesi gereken yerlerden olan Tar Şelalesi yürüyüşünü yaptık. Görülmesi gereken o kadar çok yer olması ve zamanımızın kısıtlı olması nedeniyle istemeyerek de olsa dönüş yoluna geçtik ve 22 Ağustos Pazartesi günü öğlen saatlerinde Milas’a vardık.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500