Advert
Advert
Advert

ÖZYER’DEN, 15 TEMMUZ MEKTUBU…

ÖZYER’DEN, 15 TEMMUZ MEKTUBU…
Bu içerik 1768 kez okundu.
Haberin galerisi için tıklayın!

Muğla Milletvekili ve Akdeniz-Pa Komisyonu Başkanı Hasan Özyer, Akdeniz Parlamenter Asamblesi (Akdeniz-Pa) Başkanı Senator Lhou Lmatbouh ve Akdeniz Ülkeleri Parlamenterleri olan mevkidaşlarına mektup göndererek, 15 Temmuz 2016 tarihinde Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) tarafından ülkemizde gerçekleştirilmeye çalışılan darbe girişimi konusunda bilgi verdi…

Özyer, mektubunda Türkiye’nin 15 Temmuz 2016 gecesi başlayan menfur bir darbe girişimi ile sarsıldığına dikkat çekerek şunları söyledi:

“Bu girişim demokrasi, anayasal düzen, hukukun üstünlüğü ve devlet kurumları yanında ülkesine ve meşru seçimlerle ortaya koyduğu demokratik iradesine sahip çıkmak adına barışçıl bir şekilde darbecilerin karşısında duran masum sivilleri de hedef almıştır.

Söz konusu saldırılarda sadece fiziki mekânlarda değil, aynı zamanda demokrasimizin en temel kurumu olan Gazi Meclisimizin şahs-ı manevisinde de büyük yaralar açılmıştır.

Bu vesile ile yaşanan elim olaylar konusunda bizimle üzüntüsünü paylaşan, başsağlığı dileklerini ileten ve demokratik meşruiyete sahip parlamento ve hükümetimizi destekleyen mevkidaşlarıma da tekrar teşekkür ediyor ve hâlihazırda tamamen kontrol altına alınan darbe girişimi ile ilgili bilgileri sizlerle kısaca paylaşmak istiyorum.

Esasen ülkemiz, yaklaşık 3 yıldır, millete, milli iradeye rağmen devleti ve hükümeti ele geçirmeye yönelik farklı biçimlerdeki teşebbüslerle karşı karşıya bulunuyordu. 15 Temmuz gecesi bu teşebbüsler silahlı darbe girişimi halini alarak, hiçbir tereddüde yer bırakmaksızın Türkiye’nin, benzeri hiçbir ülkenin daha önce tecrübe etmediği mahiyette bir terör saldırısıyla karşı karşıya olduğunu ortaya koymuştur.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin emir komuta zinciri dışında, çeşitli sınıf ve rütbelerden, Fethullah Gülen Terör Örgütü (FETÖ) üyesi bir grup askerin başlattığı bu darbe girişimi, sınırlı ama ellerindeki silahların gücü sebebiyle tehlikeli bir boyutta cereyan etmiş ve böylece yüzlerce kişinin hayatını kaybetmesine, binin üzerinde insanın yaralanmasına yol açmıştır. Her ne kadar bu girişim, demokrasimize ve anayasal düzenimize sadakatinden şüphe duymadığımız şerefli ordumuzun tamamına mâl edilemeyecek olsa da silahlı kuvvetler içerisinde örgütlenen yasadışı terör hücreleri ve kliklerle mücadelenin önemini tüm demokratik ülkelere hatırlatacak acı bir tecrübe olarak tarihe geçmiştir.

Geldiğimiz noktada, özgürlüğüne ve demokrasiye sahip çıkan aziz milletimizin cansiperane mücadelesi ile önlenen darbe girişimi ile ilgili yargı süreci başlamıştır. Bu bağlamda bir devletin tüm yönetimine el koymak gibi bir anlayışla işlenen bir suçta çok sayıda kişinin müştereken yer aldığı unutulmamalıdır. Nitekim yapılan ilk soruşturma ve aramalarda ele geçirilen bilgi ve belgeler, durumun vahametini ortaya koymakta, oluşturulacak darbe yönetiminde görev alması planlanan Türk Silahlı Kuvvetleri içinden ve dışından kamu görevlileri de dâhil binlerce kişi hakkında önemli delilleri gün yüzüne çıkarmaktadır.

Bu nedenle, ülkemizde demokrasiye, hukuk devletine, vatandaşlarımızın hak ve özgürlüklerine yönelik bu tehdidin ortadan kaldırılması için gereken adımların en etkin ve hızlı şekilde atılabilmesi amacıyla hükümetimiz tarafından Anayasa’nın verdiği yetkiye dayanılarak yurt sathında olağanüstü hal ilan edilmesi mecburiyeti doğmuştur. Ancak her hâlükârda uluslararası camianın ve dostlarımızın, Türkiye Cumhuriyeti’nin olağanüstü hal ve ilgili yargı süreçlerinin insan hakları, hukukun üstünlüğü, uluslararası normlar ve hukukun evrensel ilkelerine riayet hususunda en küçük taviz dahi vermeden yürüteceğinden hiç bir şüphesi olmamalıdır.

Uluslararası camianın ve dost ülkelerin, devletimizin yıllardır her platformda söz konusu terör örgütü ile ilgili dile getirdiği tezlerin haklılığının bugün ispatlanmış olmasını da dikkate alarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki tüm siyasi partilerin hep birlikte, tek vücut olarak karşı koyduğu FETÖ tarafından gerçekleştirilen bu darbe girişimine karşı Türkiye Cumhuriyeti’nin yürüttüğü meşru mücadelesine destek vereceğine yürekten inanıyorum.

Bu münasebetle önümüzdeki dönemde parlamentolarımız arasında daha sık ve verimli bir diyalog ve işbirliği içinde olma temennimizi ifade etmek isterim.”

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500