Advert
Advert
Advert

OKUL ÖNCESİ ÖĞRETMENLERİNE YÖNELİK SEMİNER…

OKUL ÖNCESİ ÖĞRETMENLERİNE YÖNELİK SEMİNER…
Bu içerik 2929 kez okundu.
Haberin galerisi için tıklayın!

Marmara Üniversitesi Öğretim Görevlisi Elif Küçükoğlu tarafından ilçemizde görev yapan okul öncesi öğretmenlerine yönelik seminer düzenlendi…

Okulların kapanmasıyla birlikte öğretmenlere yönelik 20 Haziran’da başlatılan eğitim seminerleri programı sona erdi. Program kapsamında ilçemizde görev yapan okul öncesi öğretmenlerine yönelik seminer düzenlendi.

Dr. Mete Ersoy Anadolu Lisesi Toplantı Salonu’nda gerçekleşen seminerin sunumu Marmara Üniversitesi Öğretim Görevlisi Elif Küçükoğlu tarafından yapıldı.

Seminere kendisini tanıtarak başlayan Küçükoğlu, sunumunu çocuklar üzerine araştırmalar yapmış İtalya’nın ilk kadın tıp doktoru Dr. Maria Montessori bilgileri doğrultusunda gerçekleştirdi.

1896’da Roma Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitiren Montessori’nin, daha sonra aynı üniversitenin psikiyatri bölümüne girdiğini ve bu dalda uzman olduğunu, 1899’da psikiyatri bölümündeki görevi sırasında bir psikiyatrist olarak, zihin engelli çocukların eğitimi üzerine çalışmalar yapmaya başladığını ve bu çalışmalar sonucunda onların özel bir eğitimden geçilerek gelişmelerine yardımcı olabileceği kanısına vardığını belirten Küçükoğlu, “Maria Montessori çocukların, ödüllerden, cezalardan, yetişkin tarafından programlanmış eğitimden, oyuncaklardan, şekerlemelerden, öğretmen masasından, toplu derslerden hoşlanmadıklarını, özgür seçimden, hatalarını kendilerinin denetiminden, hareket etmekten, sessizlikten, sosyal ilişkilerini kendileri tarafından kurulmasından, çevrenin düzenli ve temiz olmasından, özgür faaliyete dayalı bir disiplinden, kitapsız okuma ve yazmadan, alıştırmaların tekrarından hoşlandıklarını gözlemledi. M. Montessori, çağdaş eğitim reformcuları arasında, öğretimi, çocuğun kendi kendine faaliyeti ilkesine dayandırarak, kendine has bir öğretim sistemi yaratan kişidir. Montessori felsefesinin temelinde Rousseau, Pestalozzi ve Frobel’in görüşleri vardır. Her üç düşünürde çocuğun, iç potansiyeli ile özgür ve sevgi dolu bir ortamda gelişme yeteneğini üzerinde durmuşlardır” dedi.

3 gelişim evresi var…

Sunumu sırasında çocukların üç gelişim evresinin bulunduğuna dikkat çeken Küçükoğlu, “Birinci evre 0 – 6 yaş, ikinci evre 6 – 12 yaş ve üçüncü evre ise 12 – 18 yaş arasını kapsıyor. Bu evrelerden ilki doğumdan 6 yaşa kadar olan dönemdir. Bu evre 0 – 3 yaş ve 3 – 6 yaş olmak üzere iki ayrı evreye ayrılır. Bu evrede çocuklar duygusal kaşiflerdir. Ana rahmindeki gelişim sürecini tamamlayıp dünyaya gelen bebek, Montessori’ye ‘ruhsal embriyo’dur. Bu Montessori metodunun temel unsurlarından birisidir. Çevrelerini, dillerini ve kültürlerini her açıdan öğrenerek oluştururlar. Bu dönemin başında çocuk yetişkinin anlamayacağı bir zihin yapısına sahiptir. Özellikle 6 yaş altındaki çocuklar büyük büyük bir zihinsel güce sahiptirler. Deneyerek, yaşayarak çevrelerinden bilgi emerler. Doğumdan 6 yaşına kadar olan bu döneme M. Montessori ‘emici zihin’ adını vermiştir. Bu döneme tekabül eden okul öncesi sınıflarda çocukların hareket etme, dokunma, değiştirme, uyarlama ve keşfetmelerine izin verilir. Çocuğun, bir yetişkin müdahalesi olmaksızın kendi çalışmalarını seçme özgürlüğü vardır. Çalışmalarda yöntem, çocuğun doğal öğrenme tutkusu üzerinedir. Çocuk, gerçek anlamda hazır olamadığı hiçbir işi yapmaya zorlanmamalıdır” dedi.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Emine Özkan     0000-00-00 Seminerlere bende katilabilirmiyim tel 05365931370