Advert
Advert
Advert

SURİYE, RUSYA, İRAN, TÜRKİYE DÖRTGENİNDE EŞİT OLMAYAN DENGELER

Orta Doğu yine bildiğimiz Orta Doğu; dengelerin sarsıldığı, tarihi sorunların günümüz beklenti çatışmalarıyla harmanlanmış şekilde vekalet savaşlarına yol açtığı dönemde verilen mesajların kriz yaratma potansiyellerini  de göz önüne alırsak önümüzde özelinde Türkiye genelinde bölge için hareketli günler yaşayacağımız aşikar

SURİYE, RUSYA, İRAN, TÜRKİYE DÖRTGENİNDE EŞİT OLMAYAN DENGELER
Bu içerik 675 kez okundu.
Orta Doğu yine bildiğimiz Orta Doğu; dengelerin sarsıldığı, tarihi sorunların günümüz beklenti çatışmalarıyla harmanlanmış şekilde vekalet savaşlarına yol açtığı dönemde verilen mesajların kriz yaratma potansiyellerini  de göz önüne alırsak önümüzde özelinde Türkiye genelinde bölge için hareketli günler yaşayacağımız aşikar. Suriye Krizi’nde gelinen noktada Cenevre III görüşmelerinden en iyimser tahminle çıkacak olan sonuç pratikte uygulanması güç, günü geçiştiren ve kalıcı olmayan bir sonuç olacaktır. Müzakerelere katılan tüm taraflarda bunun farkında fakat Cenevre III’den çıkacak en önemli sonuun ise Rusya-Batı ilişkilerinde yaşanacağı da tahmini zor olmayan bir durum. Türkiye hava sahasını yine bir Rus uçağı Kilis-Gaziantep hattında ilhal etti. Bu ihlalin zamanlaması da tam olarak Cenevre III görüşmelerinin başlangıcına denk geliyor. Rusya Cenevre görüşmeleri başlamadan Batıya vereceği mesajını NATO üyesi Türkiye üzerinden veriyor. Maalesef daha önce sonucu hesaplamadan yapmış olduğu hatalı adımların neticesinde olan Türkiye’ye oluyor. Rusya’nın Suriye krizinde Türkiye’nin karşısında pozisyon alacağını öngöremeyen ya da öngörmüş olmasına rağmen kendi kapasitesinin dışında adımlar atan Türkiye’nin bu sıkışmışlık içinde Suriye’de barışın sağlanması adına yapabileceği adımlar Cenevre ya da her hangi başka platformda da çok kısıtlı. Suriye Kürtlerini sorunun ve olası barışın dışında tutmak pratikte karşılığı hiç olmayan bir durum. İran’ı da denklemin dışında tutarak Suudi Arabistan’ın ardına takılmak ise de ancak bölge üzerine ideolojiyi merkeze alan dış politika bakış açısının sonucu olabilir. Mamafih İran’ın uluslararası sisteme geri dönmüş olması da başlıca Türkiye’nin bölgedeki -olduğu tartışılır olsada- etkinliğini tamamen sınırlayan bir durum. Hatemi’den sonra Avrupa’ya ilk ayak basan “Cumhurbaşkanı” olan Ruhani iki AB ülkesi Fransa İtalya ile dev ekonomik anlaşmalar imzaladı. İtalya ile yapılan anlaşmanın toplam değeri 17 milyar Euro, Frana ile yapılan anlaşmalarda da ise tüm havayolunu yenileyecek olan İran 127 Airbus siparişi verdi. Bölgenin geleceğinde İran’ın rolü ve değeri çok önemli olacak. Rusya ve İran’a olan enerji bağımlılığımıza bölgesel krizlerdeki karşıt pozisyonlarımız da eklenince Türkiye’nin adım atma alanı çok kısıtlı kalmak durumunda oluyor. Batının yıllar evvel Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ve Türkiye’ye biçtiği rolün bir benzerini artık İran’a uygun gördüğü ortada. Türkiye Arap Baharı’nın ardından çok iddialı şekilde girdiği, bölgenin eşit olmayan dengelerini ve kapasitesini önemsemez şekilde attığı adımlar neticesinde Orta Doğu’nun kaybedenler kulübüne üye olmuş durumda. Türkiye ya bu gerçekliğin farkına varacak ve geleneksek Türk dış politikasının değerlerine yönelecek ya da hem iç siyasette hem de dış siyasette ağır bedeller ödeyeceğiz.
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500